Korona’nın terbiye edici yönü
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Türkiye’de ilk koronavirüs vakasını 11 Mart’ta açıklamıştı. Bu salgının ülkemiz sınırlarına girdikten sonra ilk canımızı 17 Mart’ta verdik. Geldiğimiz süreçte artık hayatın kaybedenlerin sayısını bin yüzlerle ifade ediyoruz. 82 milyonluk nüfusun yaşadığı ülkemizde salgının sürecinin iyi yönetildiğini, ülkelere oranla vaka ve ölüm sayısının yüksek olmadığını söyleyebiliriz. Evde kal çağrısına halkımız büyük oranda olumlu cevap verdi. Hafta sonu uygulanan sokağa çıkma yasağında bir kısım olumsuzluklar yaşansa da, genel itibarıyla; çok iyi noktadayız. 1980’de Evren darbe yaptığında sokağa çıkma yasağı uygulamıştı. Sokağa çıkan her vatandaş kendisini zindanda buluyordu. Köprülerin altından çok sular aktı. Türkiye demokratikleştikçe, insan hak ve hürriyetlerine, inanca ve fikre saygı arttı. Taşkınlık çıkaran, askere, polise saldırılanlar hariç hiç kimseye katı, totaliter davranılmadı. Yaşlı insanımız evine bırakıldı. Yardım isteyen yoksul, gariban insanlara devlet elini uzattı. STK’lar durmaksızın yardım dağıtıyorlar. Muhalefet ise utanmadan bu yapılanları hem görmezden geliyor, hem de hükümeti istifaya çağıran gruplara prim veriyor.
ABD ve Avrupa bu virüsle boğuşuyor. Ekonomileri iflas etti, maske bile bulamıyorlar. Türkiye, kendi vatandaşına bedava maske dağıtırken, talepte bulunan ülkelere de gönderiyor.
Ben COVİD-19 vaka sayısının Bakanlığın açıkladığı sayıların çok üzerinde olduğunu düşünmüyorum. Bakanlık ve toplum olarak karantina ve sıkı izolasyon yöntemlerinin hastalığın yayılmasını hâlâ engelleyebileceğine inanıyoruz. Genel anlamda bir sokağa çıkma yasağı uygulanmasa da, zorunlu olmadıkça 20 yaş altı ve 60 yaş üstü sokağa çıkma yasağının devam etmesinde fayda var. Pandeminin ve salgını evde geçiren vatandaşımızın sosyolojik, felsefik ve psikolojik yönleri tahlil edilebilir. Bu manada Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “İnsanı yaşat ki, devlet yaşasın. Devlet ile vatandaşları arasındaki siyasi, ekonomik ve sosyal ilişkilerin yeniden tanımlanacağı bir döneme giriyoruz” sözünü çok önemsiyorum.
Koronavirüs salgını nedeniyle evde kaldığımız şu günlerde herkesin bir muhasebe yapması lazım. Başımıza gelen tüm musibetler, kendi ellerimizin yaptıkları yüzündendir. Koronayı hak ettik demek istemiyorum. Derdi veren Allah elbette şifasını da verir. Şimdi evdeyiz ve ailece kendimizi izolasyona tabi tuttuk. Çocuklarımıza ve eşimize daha çok vakit ayırma imkanı bulduk. Kitaplara yeniden yöneldik. Caddelerde araçların egzozundan çıkan dumanlardan kurtulduk. Şehirlerimiz yalnızlaştı. Parklar, bahçeler boşaldı. Yediklerimizin, elimizdeki nimetin değerini bu günlerde daha iyi anladık. Yoksulları hatırlattı salgın.. Evine ekmek götüremeyenleri.. Karıyı kocasından, çocuklarını anne ve babasından ayıran Korona, sevginin ve dokunmanın kadrini öğretti bize. Terk ettiğimiz birçok hasleti yeniden hatırlattı. Her şeye rağmen hayat güzel ve yaşamaya değer. Allah bizleri, kendisine kullukta samimi olan muvahhid kullarından eylesin..







