Korona günlerinde İdlib devriyesi
Çin’in Vuhan kentinde ortaya çıkan ve Covid-19 adı verilen hastalığa yol açan koronavirüs, Antarktika hariç tüm kıtalara ve 120’den fazla ülkeye yayıldı. 11 Mart’ta Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın Türkiye’deki ilk koronavirüs vakasının görüldüğünü ve virüs şüphesi olan bir kişinin test sonucunun pozitif çıktığını açıklamasıyla bizlerin de gündemine taşındı. O saate kadar Çin’in ve Avrupa’nın bir sorunu olarak görülen bu hastalık, maalesef artık bizim de bir gerçeğimiz.
Şansölye Merkel “Nüfusumuzun yüzde 60 ila 70’i Korona virüse yakalanabilir” dedi. Sonra İngiltere Başbakanı Boris Johnson, “Bu bir nesil için en kötü krizdir. Bazı insanlar bunu mevsimsel griple karşılaştırıyor ama ne yazık ki bu doğru değil. Bu hastalık Korona virüs, bilinenden çok daha tehlikeli ve daha da yayılacak. Çok daha fazla aile, sevdiklerini zamanından önce kaybedecek” dedi.
Paranoyak, koronayak eylem ve söylemlerden uzak durmalıyız. Bir ülkenin lideri böyle konuşup halkını paniğe kaptırırsa, sonuç ne olur? Herkes endişeli ve geleceğe ilişkin ne yapacağını bilmiyor. Korona virüs küresel tehdit ilan edildi. Tüm dünyada bir panik havası hâkim. Türkiye bu krizi çok iyi yönetti. Sağlık Bakanı takdire şayan işlere imza attı. Şu ana kadar tespit edilen vaka sayısı henüz ciddi boyutlarda değil. Umarız sıcakların başlamasına kadar bu krizi kolay bir şekilde atlatırız.
AIDS, Ebola ya da Sars hastalığının hep fakirleri öldürdüğü söylenir. Oysa Korona virüsü adaletli davranarak zenginleri de hedef aldı. Zamanında ABD Başkanı Reagan, AIDS’i görmezden gelmiş veya ciddiye almamış, bu yüzden de ülkesinde milyonlarca insan ölmüş. AIDS, gerçekte çocukları, gençleri ve yetişkinleri de vurdu. Bu hastalığın sadece gay’lerin derdi olmadığı aşikârdır. Aradan 40 sene geçmesine rağmen AIDS hâlâ ölümcül bir hastalık ve Amerika’da sadece 2017 yılında 20 bine yakın insan öldü. AIDS 40 yılda 32 milyon can aldı. SARS ve EBOLA Asya ve Afrika’yı vurdu. Korona veya COVID-19 virüsü Avrupa’yı kasıp kavuruyor. Hangi ülke olursa olsun, kriz kendisinde baş göstermediği müddetçe ve bize dokunmadığı sürece sıkıntı yoktu. Çin-Vuhan’da başlayan ve kısa sürede neredeyse tüm dünyaya yayılan Korona’nın AIDS gibi öldürücü bir gücü yok. Şu ana kadar tüm dünyada ölenlerin sayısını; 10 katıyla çarpsanız, sadece ABD’de 1 yılda AIDS’ten ölen insan sayısına bile eşit değil. Korona’nın küçümsenmesi gerekmiyor. Elbette küresel bir tehdit olarak da ilan edildiği için gerekli tedbirleri alacağız/alıyoruz. Türkiye’nin İdlib krizinden sonra birinci gündem maddesi COVID-19 virüsü oldu.
Tokalaşma, öpüşme, toplu ve kalabalık yerlerde bulunmak bir süreliğine ertelendi. Tüm sosyal aktivite ve kokteyl türü toplantılara ara verildi. Korona bizde biraz da mizah kültürüyle karşılandı. Sosyal medyada ciddi paylaşımdan ziyade ironi ağırlıklı değerlendirmeler revaçta. Covid-19’u hiç iplemeyenlerin rakamı, ciddiye alanlardan fazla gibi duruyor. Zengin şehirleri, modanın merkezlerini ve tanınmış şahsiyetleri, siyasetçileri de vuran Korona nedeniyle California’da ilk kez acil durum ilan edildi. Havayolları, borsa, turizm durma noktasına geldi. İnsanları cuma namazına bile gitmekten imtina eder duruma getirdik.
Korona nedeniyle gündemden düşen İdlib mutabakatında kesin çözüm sağlanıncaya kadar mülteciler ve güvenli bölge konusu çözülecek gibi durmuyor. Dünyanın gündeminde Korona varken Türkiye ile Rusya arasında 5 Mart’ta imzalanan İdlib ateşkesinde alınan kararlar kapsamında İdlib yakınındaki M4 karayolunda Türk-Rus ortak devriyesi başladı. Haydi, hayırlı olsun.







