Gazetecilik sorumluluk üstlenmektir
Gazetecilik zor bir sanattır. Gazetecinin halinden elbette gazetecilik yapanlar anlar. En kolay iş, bir bakanın basın toplantısını izlemektir derler. Televizyon muhabiriyseniz bunun ne denli zor olduğunu bilirsiniz. Diyelim ki bir bakanı takip ediyorsunuz, bir yerin açılışı yapılacak. Bakan ve beraberindeki heyetin araçları en az 150 kilometre hızla gider. Haydi, yetiş, yetişebilirsen. Toplantıyı takip edecek, notlar alacaksın, kamera ile görüntü alıyorsan daha titiz davranacaksın.. Montajla, haberi deşifre yap derken, hayli zaman geçer. İnternetin güçlü olacak ki, haberi ve görüntüsünü merkeze ulaştırabilesin. Saha haberleri zordur. Yangın, patlama, kaza haberleri sıcak haberdir. Hız ve haberin teyidi çok önemlidir.
Şimdilerde internet gazeteciliği çıktı. Sahaya gitmeden, resmi kurumlardan veya STK’lardan gelen haberler servis ediliyor. Emek yok, çile yok. Hele bir de ajans aboneliğiniz varsa değme keyfine. Tıklanma oranınız fazla ve reklam gelirleriniz çoksa kimseye eyvallah etmeden ayakta kalabilirsiniz. Gazeteciliğin mutfağına girmeyen, sahada koşturmayan, muhabirlik yapmayan bir kişiye gazeteci denir mi? Köşe yazarlığı yapana da gazeteci deniyor şimdilerde. Bu işin mutfağı muhabirlikle başlar. Sosyal medya gazeteciliği bitirdi. Yerel medya can çekişiyor. Zor şartlarda, kısıtlı ekonomi ile ayakta kalmaya çalışan yerel medya halkın sesi ve umududur. Günlük, haftalık veya aylık çıkan mecmualar da artık kendisini çağa uydurarak dijitalizme boyun eğmek durumundadırlar. İnternet yani dijital gazetecilik revaçta. Kendisini yenilemeyen, üretmeyen gazetecinin işi zor.
Gazeteci özgür ve özgün olmalıdır. Hakk’ın yanında, şeffaf, dürüst, etik değerlere, kutsallara saygılı, hiçbir siyasi görüşün etkisinde olmayan, hukuka bağlı, istikrarlı bir çizgide yürümelidir. Sahada olmayan; siyasi, aktüel, kültürel, asayiş ve edebi türden haberleri takip etmeyene gazeteci denemez. Üretkendir gazeteci. Sürekli çalışan, topluma doğru haber verendir. Kalemi güçlü, davası haklı bir gazeteciye herkes saygı duyar. Şantajcı, üç kuruşa meyleden, rüzgârın estiği yöne savrulan, yağmur nereye yağarsa tarlasını oraya kaldıran gazeteciye hiç kimse rağbet etmez. Yalakadan, yalancıdan, yancıdan gazeteci mi olur?.. Gazeteci, belden aşağı vurmaz. Yazdığı, yaptığı haberi teyit etmeden yayınlamaz.
Tıpkı Mussolini gibi Aydın Doğan da gazete ve televizyonlarını kendi politikasının bir aleti olarak kullandı. Onun devrinde gazetecilik çok büyük yara aldı. Ülkenin Başbakanını pijama ile karşıladı, hükumet kurup hükumet yıktı. Kirkpatrick Mussolini için şunları yazar: “Bir kişinin veya bir grubun salt iktidarı ele geçirmek için yaptığı gazetecilik, gazetecilik sanatının yozlaşmış biçimidir. Mussolini’nin gazeteciliği de işte böyle bir gazetecilikti.” Gazete patronluğu ayrı bir şey, gazetecilik ayrı bir şeydir.
1993 yılında yayın hayatına başlayan Beklenen Vakit Gazetesinde yazmaya başladım. Uzun yıllar ulusal bir kanalda muhabirlik yaptım. Sahanın ne denli zor olduğunu bilenlerdenim. Bir gün yolum İstanbul’a düştüğünde gazetemin ofisine uğradım. Karahasanoğlu ağabeylerle sohbet ederken, o yıllarda kendisi de Vakit’te yazmakta olan Ahmet Kekeç üstat da geliverdi. İlk kez orada karşılaşmış, uzunca sohbet etmiştik. Gazetenin bir odasında duman altı olmuştuk. Sigarayı yercesine içerdi rahmetli. İroni ve polemik yazı ustası olan Kekeç, aynı zamanda iyi bir edebiyatçı ve dava adamıydı. Sanırım 1996 yılıydı.. Çay faslından sonra kendisiyle baş başa kaldığımızda şunları söylemişti: “Bugün gençlik Seyyid Kutup, Mevdudi gibi âlimlerin çeviri eserleriyle yetişti. Yoldaki İşaretler’i okutmanın zemin ve zamanı vardır. Eylemi ön plana alan efendileri, devrimci bir gençlik hayal ediyorlar. Bu gidişin sonunu pek hayırlı görmüyorum. Keşke onlara bu âlimlerin eserlerinden önce Gazali’nin ahlak manifestosunu okutabilsek.”
Ahmet Kekeç ihlaslı bir dava adamıydı. 59 yaşında koronavirüse yenik düştü. Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun. Yine koronavirüsten hayatını kaybeden, Milli Gazete’ye uzun yıllar hizmet vermiş gazeteci-yazar Ferhat Koç ağabeye de Allah’tan rahmet, dost ve yakınlarına sabırlar diliyorum.







