Ekmeğini ekmekten çıkartanlar
Çocukluğum Kahramanmaraş›ın Pazarcık ilçesinde geçti. “Ekmeği ekmekçiye ver, bir ekmek de üste ver” bilinciyle büyüdük. 1980›li yıllarda mahallemizde, ekmeğini ekmekten kazanan iki usta vardı. Fırıncı Hamo ve Çil Ali.. Çil Ali, çam yarması gibi babayiğit ve uzun boyluydu. Fırını; lisenin hemen karşında, Malatya asfaltının yanındaydı. Çoğu zaman ilk müşterisi ben olurdum. Çünkü fırından sıcacık taze pide ekmeğini almayı çok severdim. Çil Ali de iri yarı bir adam olduğu için pideyi güzel ve uzun açar, odun ateşinde de çok nefis pişirirdi. İkisi de dünyadan göçtü. Rahmetle yâd ediyorum.
O ekmeklerin kokusunu uzaktan hissederdiniz. Tabi o zamanların buğday ve unu, kullanılan ateş ve ustalık çok farklıydı. Fırıncı Hamo amcayla da teşriki mesaim oldu. Gençlik yıllarımda ben de kısa bir dönem, ekmeği ekmekten kazandım, yani kaldırımda ekmek sattım. Bunları neden anlattım? Ekmek ve fırıncı başının Türk milletine ahmak dediğinden dolayı hapsedildiğini duymuşsunuzdur. Fırıncının söylediklerine döneceğim. Bu konuda Ak Parti sözcüsü Ömer Çelik gibi düşünmüyorum. Fırıncı başının sarfettiği sözlerden “aptal” cümlesini çıkardığımız da geriye suç teşkil edecek bir şey kalmaz. Kınamakla geçiştirebileceğimiz birçok şeyin cezasını “tutuklama” cihetine giderek, yargı yolunu tercih ediyoruz. Adamın söyledikleri nankörlük bile sayılmaz. Cümlelerini özenle seçmediği için ekmek ve halk düşmanı ilan edildi. Oysaki birçoğumuz kahvaltı dışındaki öğünlerde beyaz ekmek tüketimini kaldırdığımızı söyleriz. Tam buğdaylı, kepekli, çavdar ekmeği tercih etmemiz gerektiği tavsiye edilir. Fırıncının kabalığı ekmeğe değil, ekmeğin hoyratça tüketilmesineydi. Ahmak cümlesi de cabası oldu. Dedim ya, fırıncı patavatsızlığının ve kabalığının kurbanı oldu.
Ne demiş fırıncı başı? İşte söyledikleri: “Siz temel gıda maddesi sayıyorsunuz, ben saymıyorum. Ekmek, aptal toplumların temel gıda maddesidir. Bilimsel bir şey konuşuyorum, ezber değil. Kişi başı tüketim 210 kilo; İsveç, Norveç, Japonya’da 50 kilo. Bizim toplum ekmek ile doyduğu için başında 20 senedir böyle yöneticiler duruyor.”
Fırıncı, “bizim toplum ekmek ile doyduğu için başında 20 senedir böyle yöneticiler duruyor” dememiş olsaydı, belki de Ak Parti sözcüsü Ömer Çelik’in hışmına uğramazdı. Fırıncının hadsizliği işte. Haklıyken haksız duruma düşüvermiş. Aptal diyerek halkı, 20 yıllık yöneticiler diyerek iktidarı karşısına almış. Kolivar fırıncısının sözleri kaba, çirkin ve rahatsız edicidir.
Rahmetli dedem, sözün dişisi makbuldür derdi. Rakamlarla bilimsel bir açıklama yapıyorsun, ekmeğin az tüketilmesini söylemeye çalışıyorsun ama işin içine siyasetin müdahilliğini de kendi elinle katmış oluyorsun. Bu millet 20 yıldır Ak Parti’ye destek verip; başında görmek istiyorsa, size saygı duymak düşer. Haddinizi bilin, boyunuzdan büyük laflar etmeyin!
Gelişmiş ülkelerden 4-5 kat ekmek tükettiğimiz doğrudur. Bilmez misin be adam; siyasetçiler eleştirilmekten, üst perdeden konuşulmasından haşlanmazlar. Ekmeğini sat, keyfine bak. Sen ekmekle karın doyurmayı, sağlıklı ve dengeli beslenmek olarak kabul etmeyebilirsin.
Ama unutma ki; ekmek bu toplumun temel gıdası ve umududur. Bu yüzden de toplum olarak ekmeğe saygımız büyüktür. Çünkü ekmek sofralarımızın en önemli nimetlerindendir. Ekmek fakirin umududur.
Yaşım itibarıyla Türkiye’nin yaklaşık 40 yılını biliyorum. Ekmeğin fiyatı, en ceberut iktidarlar döneminde bile aşırı pahalı olmadı. Lakin bu millete yıllarca karneyle ekmek sattılar. Millet; vita yağı, benzin, gaz kuyruklarında bekletildi. Ak Parti, haklı olarak CHP’nin bu dönemlerini eleştiri konusu yaptı. CHP de bugün, Halk Ekmek büfeleri önünde oluşan kuyruklar üzerinden algı oluşturmaya çalışıyor. Elbette vatandaş, ucuz ekmek alabilmek için kuyruğa girecektir. Hayatın pahalı olduğunu, bir ekonomik krizle yüz yüze olduğumuzu zaten yazıp duruyoruz. Hükumet de işin farkında..
Ortada küresel, uluslararası bir kriz var. İster istemez Türkiye de bundan etkileniyor. Büfeler önünde kuyruk nedeniyle nahoş görüntüler oluşuyorsa, yapılacak olan bellidir. Nüfus sayısı arttıkça talep de artıyor. Bu durumda Halk ekmek büfeleri ihtiyaca cevap vermede zorlanıyorlar. Uygun bir kâr marjıyla bu işin bakkallara devri sağlanabilir. Ya da büfelere daha fazla ekmek bırakma cihetine gidilmelidir.
Kriz dönemlerinde bu tür olumsuz tablolara alışmamız lazım. Bir de fakir ülkeleri düşünün. Çöpten ekmek toplayanları düşünün.
Ekmeğinizi alabiliyorsanız, huzurunuz da varsa, halinize şükredin. Her zorluktan sonra mutlaka bir kolaylık vardır.







