Din ve Devlet düşüncesi
Müslüman alimlerin, entelektüellerimizin ve aydınlarımızın modern dünyanın bakış açısına sunabilecekleri, sorunlarla boğuşan İslam dünyasına çare olabilecek bir çözüm önerileri var mı acaba? Tüm dünyada köklü bir değişim yaşanıyor. Değişirken dönüşen, eskiden taviz vermedikleri sabitelerinden hızla uzaklaşan Müslümanların yaşantısı, öteki diye tabir ettiğimiz kitlelere hiçbir umut vaat etmiyor. İyi bir sınav veremedik. Oysa ki Müslüman, başkalarının kendisinden emin olduğu kişiydi. İslamcılık iflas etti dostlar. Arap Baharı da başka bir bahara kaldı. Onca birikimlerimiz heba oldu gitti. 90’lı yıllardaki samimiyet, ihlas ve çalışma bitti. Her şeyimizle dijitalizmin dezenformasyon istilasına uğradık. Mevdudi’nin “İslam’da Devlet”, Seyyid Kutub’un “Yoldaki İşaretler’”i bizim için yol haritasıyken, evlatlarımız için fanteziden öte bir şey değil. Afgan cihadı ve İran İslam Cumhuriyeti ile Amerikan emperyalizmine galebe çalan Müslümanlar, birbirleriyle didişmekten, Amerika’nın sömürüsünden yakalarını kurtaramadılar. Amerika, işgal ettiği Afganistan topraklarından çıkarken bölgeyi Taliban’a emanet ediyor. Ya da Taliban, küllerinden yeniden dirilerek Afganistan’ı ele geçiriyor. Terör örgütleri ABD ve Avrupa’nın truva atı gibi. Taliban’dan kaçan yüz binler uçağın kanadında özgürlük arıyorlar. Sahi İslam Devleti’nin bizim için hayalden öte bir anlamı kaldı mı? Her şey bir slogandan mı ibaretti yoksa? Birileri bizleri çeviri eserlerle efsunladı mı? Allah’ın hakimiyeti, otoritesi, Rab ve ilahlığı konusunda şüphe tohumları eken Firavun’un uşakları İslam beldelerinde taht kurup Karunlaştılar. Biz de onlara benzemeye çalıştık. Karar’dan, liberal Taha Akyol’un Müslümanlara modern hukuk, akıl ve felsefe tavsiyesini anlarım da Mehmet Ocaktan’ın şu savrulmasını nasıl anlayacağız? Şu fikirler Ocaktan’a ait: “Eğer bugün dünyada Müslümanların yaşadığı geri kalmışlık halinden mutsuzluk duyuyorsak, Afganistan’da, Suriye’de, Irak’ta, Libya’da yaşanan insanlık dramları içimizi yakıyorsa öncelikle başkalarına küfretmeyi bırakıp kendi gerçekliğimizle yüzleşmemiz gerekiyor. Bunun için de yol belli; dine dayalı bir dünya düzeni kurma hayallerinden vazgeçip, akla ve bilime itibar eden, hukuku ve özgürlükleri önceleyen yaşanabilir demokratik yönetim modelleri oluşturmaktır.”
Acaba akla ve bilime itibar eden, hukuku ve özgürlükleri önceleyen demokratik yönetimin ilkelerini kim belirleyecek? Ya da tersinden soralım: “Allah’ın aziz dini İslam akla, bilime ve hukuka karşı mı? Değil elbet. “Akletmiyor musunuz?” buyuran dinimiz, bilakis aklın devre dışı bırakılmasını, zulmü ve adaletsizliği yasaklıyor. Elbette ki İslam devlet yapısının belirli bir kalıbı, şekli ve normu olacaktır. Tabii ki çağa uygun kanunlar yapılacak, ulema ihtiyaca göre fetva verecektir. “İslam fıkhı İslam toplumunda neşet eder” diyordu şehid Seyyid Kutub.. İslam’ın devlet idaresini, hukuk yapısını ve ceza sistemini ütopya olarak görenlerden, acizane ben beriyim. Hz Peygamber (sav)’in Medine’de temellerini attığı devlet düzeninin ölünceye kadar savunucusu olacağım.
•
Ne zaman sanayide mesleklerle ilgili haber yapsam, işverenler hep; geriden çırak gelmediğini ve mesleklerin ölmek üzere olduklarından dert yanardı. Türkiye’de 12 ilde bulunan Mesleki Eğitim Merkezlerinden birisi de Kahramanmaraş’ta. Artık iş veren sektör, çırak sıkıntısı çekmeyecek, usta çırak ilişkisi canlanacak. Bir meslek grubunda çalışan çırak, aynı zamanda Mesleki Eğitim Merkezine kaydı yapılarak, 4 yılın sonunda hem meslek öğrenecek, hem de lise diploması alarak, iş yeri açma ruhsatı alabilecek. Sanayide istihdamın artması için ailelerin gönül rahatlığıyla Orta Okuldan sonra çocuklarını Mesleki Eğitim Merkezlerine vermeleri gerekiyor.. Bir sanayi kenti olan Kahramanmaraş’ta çocuklarını sanayiye çırak olarak vermeyen ailelerin çocukları İNEB vesilesiyle artık bundan böyle hem sanayide 5 gün pratik eğitim görerek istihdama katkı sağlayacaklar, hem de çocuklar Mesleki Eğitim Merkezi’nde haftanın bir günü örgün eğitim görerek diploma ve iş yeri açma ruhsatı alma hakkını elde edecekler. Bu sayede ara eleman sıkıntısı çeken sanayi esnafının yüzü gülecek.
ESNAF MESLEKİ EĞİTİM MERKEZİ’NİN ÖĞRENCİLERİNE SAHİP ÇIKTI
Ülkemizin nitelikli iş gücü ihtiyacı çerçevesinde öğrencilerin; ilgi, istek, yetenek ve kişilik özelliklerinin ortaya çıkarılması, başarılı ve mutlu olabilecekleri bir mesleği seçmeleri için meslekler hakkında bilgilendirilmeleri, eğitim sistemi ile çalışma hayatı arasındaki ilişkinin güçlendirilmesi için, Dulkadiroğlu Mesleki Eğit Merkezi harekete geçti.
Ekonominin temel yapı taşı olan işletmelerin çırak ihtiyacının karşılanması ve çırak öğrencilerin ahilik kültüründen gelen usta çırak ilişkisiyle meslekleri işbaşında öğrenmeleri sağlanacaktır. Hem bu çığırı açan devletimizi, hem de iş verenleri tebrik ediyoruz. Şimdi iş, çocuklarımızda ve ailelerinde..







