--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Değişimin temel dinamikleri

Abdullah Şanlıdağ
Abdullah Şanlıdağ
47

 

Toplumların ve onu oluşturan fertlerin değişim yasaları vardır. Sünnetullah’ta da bu böyledir. Bir toplum kendi hakkındaki hükmünü değiştirmedikçe Allah da o toplumun hakkındaki hükmünü değiştirmez. Sonuçta neye layıksanız, nasıl bir idareyi hak etmişseniz onunla idare olunursunuz.

Türkiye’nin son 40 yılına, yaşayarak şahit oldum. Ak Parti’den önceki 20 yıllık süreci de biliyorum. Babam yokluk yıllarını görmüş, dedemse kıtlık ve savaş yıllarına şahit olmuş. Hepimiz Osmanlı bakiyesi Cumhuriyet çocuğuyuz.

Ak Parti nasıl bir toplumsal değişim dalgasının üzerine oturdu? Daha da önemlisi, bunu nasıl başardı? Liderin karizması ve güçlü hikâyesinin bu değişimde payı var ama konjonktürel talepler ve sosyolojik gerçekliği de göz ardı etmemek gerekiyor. Altısı genel, ikisi yerel, üçü halk oylaması ve ikisi cumhurbaşkanlığı olmak üzere toplamda on beş seçimde sandıktan zaferle çıkan Ak Parti’nin başarısının arkasındaki dinamikler nelerdir? Ak Parti, kurucu kadrosunun bir kısmı trenden inip başka trene bindiler. Buraya bir nokta koyalım. 

90’yıllarda siyaset iyice tıkanmış, bölünmüş ve mevcut partilerden millet bıkıp uzanmıştı. Halk, kendisine reformist, demokratik değerleri önceleyen, değişim yanlısı bir parti arıyordu. Bankaların içinin boşaltıldığı, hırsızlık ve rüşvetin kol gezdiği o günlerde rahat bir nefes alabilmenin yolunu arayan vatandaşlar, değişimin nasıl ve ne şekilde olacağını araştırmaya başladılar. Mevcut partilerden ve yüzleri ekşimiş siyasetçilerden nefret eden bu halkın huzuruna; Ak Parti, özgürlükçü ve demokratik bir siyasi dille çıktı. Özgürlük, demokrasi ve yeniliğe susamış toplum, yapılan ilk seçimde Erdoğan’ın partisini iktidara taşırken, merkez sağ ve solun tüm partilerini siyasi mevta haline getirdi. 

“Milli Görüş çizgisinde siyaset yapan bir avuç yenilikçi kanat” diye ifade edilen Erdoğan ve arkadaşları, kendi sosyolojik geleneksel tabanının da değişim taleplerini doğru okumayı başardılar. 70’li yılların siyasi jargonu ve kavramlarıyla bir yere varılamayacağını anlayan Erdoğan ve ekibi, değişimin zamanının geldiğini gördüler. 

Erbakan merhum büyük bir dava adamıydı. Devlet tecrübesi ve terbiyesi de en üst seviyedeydi. Ağır sanayi hamlesi başlatan Erbakan’ın temel düsturu, önce ahlâk ve maneviyattı. Milli Görüş geleneği, siyasete bir renklilik kattı. 

Hem ülke şartlarını, değişim taleplerini, hem de toplumun beklentisini iyi değerlendiren Erdoğan ve ekibini başarılı kılan ortak akıl ve istişareydi. 

Toplumun her kesiminden oy alan Ak Parti, Türkiye’nin en güçlü siyasi hareketine dönüştü. Liberallerin, muhafazakârların ve Kürtlerin desteğini alan Ak Parti, 12 Eylül artığı vesayet sistemini bitirdi. Kürt sorunu ve ondan beslenen terörün gerilla örgüt yapısını bitirmek için başlatılan çözüm süreci de bu birlikteliğin ürünüydü. Bu imkân, fırsata dönüşmeden heba olup gitti. 

Erdoğan, çözüm sürecinde de başarılı olabilseydi, bugün HDP diye bir parti olmazdı. Artık muhafazakârlar da demokrasi karşıtı kulvara savrulunca, milliyetçi damar güçlendi.

Halefleri gibi Erdoğan’ın da toplumda bir karşılığı vardı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığında yaşatılan mağduriyeti de bir kenara not edin. Türk toplumu daima mağdurun yanında yer alır. Erdoğan’ın karizması, siyasi kişiliği ve yerel idaredeki güçlü hikâyesi, onu iktidara taşıdı. 

Kaliteli bir şoföre “çekirdekten yetme” derler. İşte Erdoğan da siyasetin kılcal damarlarına kadar hâkim ve her kademesinde görev yapan birisi olduğu için boşluğu doldurmayı başardı. Halkın umudu oldu. Zindandan iktidara uzanan hikâye böyle başladı. 

Erdoğan’ın milletten aldığı destek, partisine verilen destekten sürekli önde oldu. Bu geçmişte de böyleydi, yarın da böyle olacaktır. Ak Parti’nin yanlışlarına rağmen, sırf Erdoğan’ın varlığından ötürü, millet Ak Parti saflarında durmaya devam etti. 

Bugün de ekonomik krize Erdoğan’ın mutlaka bir çıkış yolu bulacağına inanan milyonlar var. AB taraftarı, liberal ve demokratlardan da oy alan Ak Parti, daha sonra Fethullahçı kadroyu da arkasına aldı. 40 yıllık bir örgütlenme ile FETÖ, günü geldiğinde iktidarı arkadan hançerledi. Kürtlerin de çok büyük desteğini alan Ak Parti birçok badireler atlatarak bu günlere gelebildi. En ağırı da 15 Temmuz darbe teşebbüsü ve sınırlarındaki terörle mücadeledir. Uzun soluklu siyaset ve iktidar yıpratır, sizi değerlerinizden uzaklaştırabilir. Gün gelir milliyetçi, ulusalcı ve derin devletçi unsurla kol kola yürümek zorunda kalırsınız. 

Ekonomiyi kalkındıran, orta sınıfı güçlendiren, hak ve özgürlük alanlarını genişleten bir iktidarı devirmeye hiç kimsenin gücü yetmez. Demokratikleşme, alt yapı hizmetleri, sağlık, ulaşım ve eğitimde dev projelerin mimarı olan Ak Parti, vesayeti de bitirerek AB yolundaki tüm kritik eşikleri aşmayı başardı. 

Tabanda tartışıldığı iddia edilen itirazlarda elbette ekonomik kriz ve enflasyonun etkisi büyük. 

Ancak şu samimi soruyu sormadan edemeyeceğim: Cumhurbaşkanı ve aynı zamanda Ak Parti Genel Başkanı da olan Erdoğan’ı çıkardığınızda, ortada Ak Parti diye bir şey kalır mı? 

Seçime 10 aydan az bir süre kaldı. Toplumsal reflekslerinizi canlı tutun. 

 

Abdullah Şanlıdağ Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle