DARBELER VE MENDERES “Siyaset çok çetin bir sanattır”
Demokrasi ve sandıktan ümidini kesenler, her devirde çareyi darbecilere başvurmakta aramışlardır. Bu milletin gönlünde taht kuran liderler, öyle kolay kolay yetişmiyor. Dolayısıyla onları sandıkta yenemeyeceklerini anlayan anti demokrat, anti halkçı muhalif partiler ve onların değirmenine su taşıyanlar; iple, urganla tehdit etmeye başlıyorlar. Aslında onların yapmak istediği, milleti dizayn-terbiye etmek. Onlar hiçbir zaman bu milleti adam yerine koymazlar. Lakin anlamadıkları şu ki, millet de kendilerini adam yerine koyup yetki dahi vermiyor.
Engin Altay, son günlerde yine boyundan büyük laflar ediyor. Millet tarafından doğrudan seçilmiş ilk Cumhurbaşkanını yine idamla tehdit etmeye kalktı ve Menderes’in sonunu hatırlattı. “İstemem ama böyle gidersen senin de sonun Menderes gibi olur” demeye getiren Altay, bu katarın ne ilki, ne de sonu olacak. Cumhurbaşkanı, Altay’a gereken cevabı verdi. Erdoğan; siyasetçinin iki gömleği olduğunu çok iyi bilir. Bu gömleklerden bir tanesi bayram, diğeri ise idam gömleğidir. Bunu göze alamayan zaten siyasete soyunmaz. Bu dünya kimseye kalmaz. Her nefis ölümü tadacaktır. Ha urganda, ha yorganda, ne fark eder? Dolayısıyla Erdoğan, Altay gibilere alttan almaz, ayarını yüksek perdeden verir. Lakin CHP’li Altay, utanmadan ve dahi sıkılmadan Reisi tehdit ediyor. Bu olay, çoktandır CHP hakkında yazmak istediğim “darbeler ve Menderes” konusunu tetikledi.
Menderes’i Gürsel ve taifesine astıran İsmet İnönü’dür. Gürsel, darbeden sonra Cumhurbaşkanı yapıldı. Kara Kuvvetleri Komutanıyken emekli olan Gürsel, 27 Mayıs sabahı Milli Birlik Komitesi’nin (MBK) başına geçmesi için İnönü tarafından Ankara’ya çağrıldı. O günün şartlarında; emekli olmuş bir paşanın, üstelik Cumhurbaşkanlığı gibi bir makamla da taltif edilen birisinin, CHP’nin isteklerini geri çevirme gibi bir lüksü olabilir mi? Menderes’i urganda sallandıran CHP olmuştur. Nasıl mı? 27 Mayıs İhtilali’ni yaptıran CHP ve İsmet İnönü’dür. Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel’i de bu emellerine alet ettiler. Merhum Adnan Menderes’in asılması için askerlere baskı yapıp ihtilale kapı araladılar. Sonrasında sözde pişmanlığını dile getiren Gürsel, “İnönü ve CHP’den gelen baskılara sesimi çıkartamadım. İdam üzerinden demokrasinin kurulamayacağını bu toplum mutlak bir gün anlayacaktır” demek zorunda kalmıştır. Menderes ve arkadaşları, 27 Mayıs 1960 darbesi sonrası götürüldükleri Yassıada’da idam edilinceye kadar CHP’liler tarafından işkenceye maruz bırakıldılar.
Ak Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal, “CHP fırsatını bulursa bu ülkeyi tekrar1940’lara taşır” diye boşuna konuşmuyor. Ünal, Kahramanmaraş’ta yaptığı konuşmada Menderes’in bir radyo konuşmasının olduğunu, bu konuşmada Menderes’in şu ifadelere yer verdiğini kaydetti: “‘Bunlar (CHP) memleketin menfaatine olan hiçbir hususun yanında durmazlar’. Nitekim Erdoğan’ı iple tehdit eden CHP’li Altay, daha önce de şunları söylemişti: “Bu hükümet dünyanın en doğru işini bile yapsa bizim bu hükümeti alkışlayacak halimiz yok.”
Geçmişiyle yüzleşmeyen, halkın inanç ve gelenekleriyle barışmayan, hâlâ onları güdülecek bir sürü gibi gören CHP tarafında değişen bir şey yok. Aslında CHP’nin konjonktüre göre hareket ettiğini, düşünce ve projesinde zerre sapma olmadığını bizzat CHP’nin kendisi söylüyor. Ne diyorlar biliyor musunuz? İşte itirafları: “Onların çizgisinden bir milim bile sapmadık.. Siyasetin gereklerine göre hareket ediyoruz..’ Onun için bu millet hâlâ, “Ya CHP gelirse?!” diyerek endişelenir. CHP’li yöneticiler halkın hassas damarına basıyor. Empati yapıp bu milletin neden kendileri hakkında, negatif düşüncelere sahip olduklarını araştırması gerekir. Ama yalan ve iftira siyasetinden dolayı kendileriyle yüzleşmeye bir türlü fırsat gelmiyor.







