COVID-19 ve ekonominin durumu
COVID-19’dan yaklaşık 170 ülke etkilendi. Türkiye, Coronavirüs tedbirlerini önceden aldı ve bu salgına aslında hazırlıksız yakalanmadı. Umreciler ve Avrupalı işçiler kadar, ülkemize giriş çıkış yapan yabancıların durumu da göz ardı edilmemelidir. Türkiye tüm dünyaya açık ve her yönden girişimci bir ülkedir. Dolayısıyla salgının dış kaynaklı olduğunu söyleyebiliriz. Şimdi bundan sonrasına bakmamız gerekiyor. Kimseyi suçlamanın bir manası yok. Toplum olarak bu salgına karşı birlikteliğimizi pekiştirip mücadele etmekten başka çaremiz yok. Öncelikle Sağlık Bakanının ve Bilim Kurulu üyelerinin söylediklerini harfiyen uygulamak durumundayız. Sosyal izolasyon, fiziksel mesafe ve hijyen kurallarını sadece kamusal alanlarda değil evlerimizde de uygulamak zorundayız. Eşi ve çocukları evden dışarı çıkmayıp, görevi gereği kendileri dışarıda görev yapan kişiler, evlerinde çok dikkatli olmalıdırlar. Gerekiyorsa ayrı odalarda kalınmalıdır. Bir sosyal medya hesabında şöyle bir paylaşım okudum: “Bu salgın çıktığından beri kendim büromda kalıyorum. Çocuklar evimizde ayrı odada, hanım ayrı odada kalıyor. Bunca tedbire rağmen; önce oğlum, sonra kızım yakalandı, korkarım ki sırada karım var.”
COVID-19’un biyolojik savaş olabileceği konusunda elimizde bir delil, sağlam veriler yok. Komplo teorisyenliğinin anlamı yok. Bu işi ABD’nin gücünü kırmak için Çin başlattı demenin de, Çin’in baş gösteren güçlü ekonomisini yıkmak için ABD başlattı demenin de şu an hiç kimseye bir faydası yok. Salgın başladı ve küresel boyutta herkesi kasıp kavuruyor. Can kayıpları hepimizi tedirgin ediyor. Sağlık çalışanlarımızın çok zor şartlarda mücadele ettiklerini görüyor ve kendilerini takdir ediyoruz. Onlar salgın savaşının cephedeki askeridirler. Rabbim onları korusun.
Evet küresel ekonomi büyük sıkıntı yaşıyor, bu da bir gerçek. Devlet, şu ana kadar sokağa çıkma yasağını genele yaymadı. Önce 65 yaş üstünün sokağa çıkma yasağı başladı. Ardından 60 yaş üstü ve 20 yaş altı uygulaması başlatıldı. Sadece zorunlu iş yerleri ve gıda sektörü işinin başında. Kahramanmaraş tekstilin adeta beyni. İhracat, durma noktasına gelmişse de fabrikalarda duman tütüp çark dönüyor. Sosyal mesafeye uyularak fabrikalar şu ana kadar mesaisini aksatmadı. Sanayici işadamları da henüz bir işçi çıkarımına gitmediler. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başlattığı milli dayanışma kampanyasına Kahramanmaraşlı işadamı sanayici Hanefi Öksüz 2.5 milyon lira destek verdi. Hiçbir işçisini çıkarmayan Hanefi Öksüz, salgın krizine sonuna kadar direneceklerini ve insanların evine ekmek götürebilmesi için ellerinden gelen ne varsa yapacaklarını ifade ettiler.
Kabul edelim ki, dünya ekonomisi salgından önce de kırılgandı. Bu salgının biyolojik savaş olduğunu söyleyenler, ABD ve Çin arasındaki ticaret savaşından yola çıkıyorlar. Kim ne derse desin, nereden kaynaklanırsa kaynaklansın şu anda COVİD-19 dünyanın bir gerçeğidir. Zengin, fakir, soylu-garip; ırk, dil ve din gözetmeksizin vuruyor. Sağlık sistemi güçlü ve tedbirlerini iyi alan ülkeler bu savaştan başarı ile çıkabilirler. Evet, bu salgın sadece insanımız vurmuyor, aynı zamanda ekonomiyi de vuruyor. Sermaye akımları şokta, borsa sarstı. Petrol fiyatları düşse de altın ve dövizin yükselişi devam ediyor. Böyle devam ederse çok uluslu şirketlerin fabrikaları kepenk indirir. Elbette bu salgının ekonomik faturasını değerlendirmek için henüz erken. Lakin 2020 küresel büyümenin bir önceki yıldan küçük olacağı aşikardır. Allah’tan temennimiz bu salgının kısa süreli olmasıdır. Şu anda en değerli şey, bizatihi insanın kendisi ve sağlığıdır. Ulusal ekonomi, varsın biraz rölantide dursun. Gücünüz yetiyorsa, ABD dolarının hızlı yükselişini yavaşlatın. Dünya piyasasının dengelenmesi, ABD dolarının değer kaybetmesine bağlıdır. Her çağın değişmez akçesi altındır.







