--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Coronavirüs ve biz Müslümanlar

Abdullah Şanlıdağ
Abdullah Şanlıdağ
3

Adana TRT bürosundan, kameraman Bülent Serin’in annesi coronavirüse yakalanarak, kaldırıldığı yoğun bakım ünitesinde hayatını kaybetti. Leyli teyzeye Allah’tan rahmet, dost ve akrabalarına baş sağlığı diliyorum. Merhume 71 yaşındaydı ve kronik rahatsızlıkları vardı. Coronavirüs de tetikleyince kalp krizinin ardından anestezi yoğun bakımda tansiyonu gidip geldi. Nihayet ecel geldi ve onu da aramızdan kopardı.

Bizler sosyal medyada bilimsel verilerden uzak, çoğu sokak tartışmalarını yaparken salgın hızla yoluna devam etmektedir. Basından, gazetelerden, bilim kurulu üyelerinin yapmış olduğu açıklamaları televizyonlardan öğrendiğimiz bilgiyle kendimizi sınırladığımız, tarihin arka odasına kilitlenmiş gerçeklere dikkatimizi yöneltmediğimiz sürece, bu dünyada olup bitenleri algılama imkanımız yok. Tabii bu süreçte başkaca yapabileceğimiz bir şey de yok. Anılan tedbirlere uymaktan ve aşıyı beklemekten başka bir yol yok.

Salgınla ilgili teknik açıklamalar elbette uzmanların işi. Bizler gazeteciler olarak daha ziyade bu olayın sosyolojik, psiko-politik iklimine, toplumdaki karşılığına dikkatimizi yoğunlaştırmamız gerekiyor. Bu işin sonucunun bizleri nasıl bir dünyaya sürüklediğini anlamak için şu sualleri kendimize bir soralım:

Coronavirüs hakkında ne kadar sağlıklı bilgiye sahibiz? Salgına yakalanan bir kişi, bilimsel anlamda neler yapmalı? Salgınla ilgili hem ülkemizin hem de Dünya Sağlık Örgütü başta olmak üzere küresel dünyanın aldığı tedbirler nelerdir? Bu salgın daha ne kadar etkisini sürdürecek? Salgınla ilgili haddinden fazla korku üretmenin, gayedeki hikmete ve yapılacak işlere zarar vereceğini düşünüyorum. Yapılacak iş, kitlelere korku psikolojisini aşılamak olmamalıdır. Hep diyoruz ya; Coronavirüs, alacağımız tedbirlerden güçlü değildir. Sonuçta, eceli gelen ölecek. Coronavirüsten önce de vardı ölüm. Sosyal medya ağlarına bakacak olursak, tüm ölümleri neredeyse salgına bağlamak adetten oldu. Yapmayın Allah aşkına, bu algı operasyonudur. Hiç kimseye fayda sağlamayacak bu kötü alışkanlığı terk etmemiz gerekiyor. Salgında İslam’ın en temel ilkesi, bulunduğun yerde kalıp, virüsü başka yönlere taşımamaktır. Biz bu konuda sınıfta kaldık.  

Canımız tehlikeye girmiş, sokaklar güvensizleşmiş, kalabalık ortamlardan uzak durmamız gerekirken, hiçbir şey olmamış gibi davranıyoruz. Maske takıp mesafemizi korumamız kendi yararımıza. Alışıla gelmiş huy ve adetlerimizi bir süreliğine ertelememiz gerektiğini bildiğimiz halde yangına körükle gitmekten imtina etmiyoruz. Hiç kimse sizi yurdunuzdan sürgün etmiyor. Salgın günlerinde en emin coğrafya eviniz ve yaşadığınız ülkenizdir. Yaşanan bir savaş hali değil ki, başka bir ülkeye sürülesiniz. İşte Suriyeli kardeşlerimiz.. Ateş çemberinin içinden kaçıp ülkemize sığındılar. Sığındıkları ülkenin insanı olmak durumunda kaldılar. Şimdi de yabancısı oldukları ülkede salgına yakalandılar. Kim demiş salgın Suriyelileri etkilemiyor diye. Salgından bile algı operasyonu çıkarmaya çalışıyoruz. Yerinde kalmakla sürgüne gitmenin eşiğinde kalan bir tercih yapmak, çok zor bir iştir. Nereye gideceksiniz ki? Hangi liman sizin için daha emin? Böyle bir dünya var mı? Haydi gittiniz diyelim, gittiğiniz yerde sizleri nasıl bir dünya bekliyor?

Evet Corona virüsün bize öğrettiği çok şey var. Tabii kaybettirdiği de.. Karşımızda riskli ve tehlikeli bir unsur var. O unsur, bizim gibi insan. Dünyada en iyi korunanlar bile aciz durumda. Virüsün kimleri, nerede ve nasıl şekilde vuracağı bellisiz. İnsan olmak, salgının bulaşması için yeterli sebep. Kiminle etkileşim içerisinde olursanız olun, bulaş riski her daim vardır. Ya siz ona bulaştıracaksınız veya o size.. Virüsün yaşayabileceği hücreler bizde. Dolayısıyla beslenmemize, iletişim kurduğumuz insanlara, ulaşıma, sağlık ve hukuka, cinsel hayatımıza bir de bu yönden bakmamız gerekiyor. 

Şimdi belki de birbirimizi anlamanın tam vaktidir. Dünyanın bütün gereksiz tartışmalarını bir tarafa bırakıp, olup bitenleri anlamamız ve bir çıkış yolu bulmamız gerekiyor. İnsan insanın kurdu olmasın. Bu veriyi, salgın hakkında tüm dünyada olup bitenleri birilerinin denetlediği bir gerçek. 

Biz Müslümanız ve kadere-ecele inanan insanlarız. Tedbiri elden bırakmadan, başımıza gelecek takdire hazırız. Koruyup gözeten, hiçbir şeyin kendisinden gizli kalamayacağı Allah’a güveniyoruz.

 

Abdullah Şanlıdağ Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle