Başörtüsü meselesi ve CHP
Baykal CHP’si, ‘eşi başörtülü Abdullah Gül, Cumhurbaşkanı olamaz’ demiş ve arkasına ordu ve Anayasa Mahkemesi’ni alarak siyaseti kilitlemişti. Ecevit, başörtülü milletvekili Merve Kavakçı için, “bu kadına haddini bildirin!” demişti. Nereden nereye…
Dedem rahmetliye göre CHP, koyu bir din karşıtı partiydi. O yüzden de hep şöyle derdi: “Din karşıtı CHP’ye dikkat edin, bunlar var ya bunlar; camileri ahır yaptılar, ekmeği karne ile dağıttılar. Tarlada buğdayımızı; CHP’nin tahsildarları zorla elimizden aldılar. Millete zulmettiler.”
Siyaset, biraz da konjonktürel bir şey. Dine ve dindarlara mesafeli CHP, kimlik ve kabuk değiştiriyor. Bir zamanlar dinin bütün cephesine karşı olan, hatta başörtüsü konusunda bile yasakçılarla aynı safta yer alan CHP, başörtüsü serbestliğinin “yasal güvence” altına alınmasını teklif ediyor. CHP kabuğunu çatlatmak üzere. Din ve dindarlarla barışmadıkça sittin sene iktidar olamayacağını anlayan, hangi icraatı yaparsa yapsın yüzde 25’lik oy oranının ötesine geçemediğini gören CHP, söylem değişikliği yaptı. Kendisinde ve çekirdek kadrosunda henüz gözle görülür bir amel ve eylem değişikliği yok. Lakin işin lafını siyasete taşımada oldukça mahirler. “Helalleşme” diyor, “başörtüsü” konusunda beklenmedik açılımlar yapıyor.
Tüm bunları nasıl analiz edebiliriz? CHP ne yapmaya çalışıyor? Bu adımları atarken samimi mi, yoksa hepsi de muhafazakâr vatandaşın gönlünü almaya ve kararsız seçmeni kendi tarafına kanalize etmeye yönelik siyasi hamleler mi? Milletin hayrına olacak her icraat desteklenmelidir. Ama bizde işler maalesef öyle yürümüyor. İktidar ne yaparsa yapsın, isterse uzaya füze fırlatsın, muhalefet partisi bunu takdir edeceği yerde yine eleştiri konusu yapabiliyor. İktidarın yanlışları yok mu? Elbette vardır. Peki, doğru yaptıkları yok mu? Muhalefet, doğrulara da karşı çıkıyor. İktidar ise muhalefetin doğru teklifine de duyarsız kalabiliyor. Aslında burada zikretmem gereken asıl mesele şudur: Recep Tayyip Erdoğan Türkiye’yi dönüştürdüğü gibi, CHP’nin seküler siyasetini de dönüştürdü. Bu dönüşümün iki cephesi var. Birisi millete, diğeri iktidara hitap ediyor. Niyet samimi ve atılan adım milletin yararına olacaksa hayırlıdır. Kim yaparsa yapsın takdir etmek gerekir. Siyasi yönden şunu söyleyebilirim: CHP, Ak Parti’nin seçim söylemlerini sahipleniyor. Bir de dindar seçmenin kaygı ve endişelerine sahip çıkar gibi görünmeye çalışıyor. Mütedeyyin dindar seçmen, “acaba Ak Parti giderse kazanımlarımız yok olur mu?” endişesini birileri Kılıçdaroğlu’nun kulağına fısıldamış. O da bunu fırsat bilerek, iktidarın yarım bıraktığı işi tamamlamak istiyor.
Kamuda ve her tarafta başörtüsü serbest. Bunu Ak Parti sağladı. Ak Parti iktidarda olduğu müddetçe başörtüsünün yeniden yasaklanması mümkün değildir. Bu konuda yasaya da gerek yok. Peki, olası bir iktidar değişikliğinde bunun garantisi var mı? Yok. Yarın kudretli(!) bir general, vereceği bir emirle tekrar başörtüsünü yasaklayabilir. Zaten dindar seçmenin kazanım hususundaki endişesi de bu. Bu serbestinin yasalaşmasına karşı çıkmamak lazım. Doğruyu kim yaparsa yapsın, destek veriniz. Kur’an der ki :”Onlar sözü dinler, doğrusuna tabi olurlar.”
Başörtüsü konusunda CHP’nin attığı adım belki de bir tuzaktır. Yarın seçim malzemesi yapabilir. Millete döner ve der ki, “Bakın ey Ak Partili ve kararsız seçmenler! Siz CHP’yi, kazanımlarınızı yok edecek diye değerlendiriyorsunuz ama ben sizin başörtüsünü yasa ile güvence altına almak istedim, Ak Parti karşı çıktı” diyebilir. Bu kozu onun eline vermemek için, yasa teklifine destek verin. Hatta daha ötesine giderek, bu konuyu Anayasa ile teminat altına alın. Nitekim CHP’nin bu hamlesine, Cumhurbaşkanı Erdoğan, “anayasada güvence altına alalım” diyerek, karşı ve esaslı bir hamlede bulundu, Kılıçdaroğlu da kabul etmek zorundadır. Zıplamanın, işi yokuşa sürmenin anlamı yok. CHP, başörtüsü ile ilgili Anayasa değişikliğinin iptali için AYM’ye başvurmuştu. Bu kirli geçmişini bu şekilde temizleyebilir. Hem böylece başörtüsü konusu siyasetin istismar malzemesi olmaktan da kurtulur. “CHP gelirse başörtüsü tekrar yasaklanır” propagandası elinizden gitmiş olsa bile, sonuçları itibarıyla bu hamle daha hayırlıdır.
Bay Kemal ve Kemalist CHP yasakları hortlatacak diyoruz ya hani, işte fırsat.. Bugüne kadar dindar vatandaşların güvencesi Ak Parti oldu. CHP de kendisine yönelik atfedilen din düşmanlığı ve kazanımların yok edileceği, yasakların hortlayacağı algısını kırmak istiyor. İktidara gelirsem bunları, şunları yaparım diyerek vaatte bulunmuyor. “Gelin hep birlikte yasakların önünü keselim. Yasal güvence ile çözelim” diyen CHP’ye, “ne gerek var canım, biz zaten yasağı kaldırdık” demek, etik ve milletin hayrına olan bir davranış değildir. Tamam, daha düne kadar CHP dine ve dindarlara karşıydı, sürekli seküler cephede mevzilendi. Bugün gelinen noktada ısrarcı olup, hayırlı adımlarda karşı çıkmanın anlamı yok. Bu adımı fırsata dönüştürün. Her türlü düşünce ve fikrin yasakları kaldırılmalıdır. Silaha ve şiddete yaslanmadıkça düşünceden, fikirlerden korkmamalı. Bu tür atılacak adımlar, Alevi vatandaşlarımız dâhil, hak ve özgürlükler konusunda getirilecek önerilere de kapı aralar. Nitekim Ak Parti, Alevi vatandaşların sorunlarının çözümüne dönük yeni bir açılım hamlesi başlattı. Reformlara, piyasayı rahatlatmaya, enflasyon ve ekonomik krize çare üretmeye devam. Türkiye böylece gelişir ve demokrasi rayına oturur.







