--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Ayasofya ve türban

Abdullah Şanlıdağ
Abdullah Şanlıdağ
9

Bizde nedense siyaset, medya ve Ankara’nın gündemi ile Türkiye’nin gündemi birbiriyle örtüşmez. Medya ile siyasi aktörler sürekli didişip durur. Medya mı siyaseti yönlendirir, yoksa siyaset mi medyaya ayar verir, orası tam bir muamma. Millet de bu yüzden olsa gerek, öteden beri haber ve iletişim sektörü ile siyasetçilere hep kuşku ile bakar. Çünkü iki kurum da kendisine güven tesis edemedi. Doğru, ilkeli, objektif haber yapan da bundan nasibini almaktadır. Kurunun yanında yaşın da yanması gibi bir şey. Habercilik zor ve zahmetli bir iştir. Hız çok önemli ama teyit edilmemiş, tarafsız, ilkeli ve dürüst olmayan haberin bir değeri yok. Halkın kutsallarına saldıran, inanç ve düşüncesini itibarsızlaştırmaya çalışan medya, hiçbir zaman bu ülkenin yerli ve milli değeri olamaz. Çözüme kavuşturduğumuz sorunlara takılıp kalmanın veya yeniden onları gündeme getirmenin bir anlamı yok. 

Acı ve tatlısıyla 2020 yılını geride bıraktık. Doğal afetler, ölümler, salgın ve terör tüm dünyanın en önemli gündemi. Türkiye de bu gündemlerden etkilendi. Şimdi yeni bir yıla girdik.. Allah’tan dilek ve temennimiz, başımızdaki salgının bir an evvel bitmesi; başta terör olmak üzere, tüm bela ve musibetlerin son bulmasıdır. Yazımızın başlığında Ayasofya ile türban var. Sözcü Gazetesi, yeni yılın ilk gününde tartışmalara sebep olacak bir manşetle çıkarak, mütedeyyin ve bu toprakların kahir çoğunluğu Müslüman olan tebaaya saldırdı. Sözcü “2020’nin torbasından felaket ve gözyaşı çıktı” manşetinin altına sıraladığı listeye Ayasofya’yı da dahil etti. Tabii hal böyle olunca sosyal medyadan tepki yiyen Sözcü gazetesi, siyasiler tarafından da eleştirildi. Deprem, çığ ve korona gibi felaketlerle Ayasofya’yı yan yana zikrettiğinizde, niyetiniz ne olursa olsun, İslam karşıtlığı damgasını yersiniz. “Yıllarca müze olarak hizmet veren İstanbul’daki Ayasofya Camii 86 yıl sonra ibadete açıldı. Dünya tepki gösterdi” deseniz de asıl tepkiyi sizin gösterdiğiniz gerçeğini millet görmüyor mu zannediyorsunuz?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ben Sözcü gazetesini okumuyorum. Kimse de lüzumsuz yere buna para verip almasın. Ayasofya 2020’nin adeta taçlı yıldızıdır” dedi. Şimdi iyi mi oldu? TBMM’nin yasama faaliyetleri, haberler ve tutanakların yer aldığı aplikasyonun gazete manşetleri yer alan bölümünde Sözcü gazetesine yer verilmeyecek. Sözcü, durup dururken kendi ayağına sıktı.

Bir diğer konu da “türban” konusu. Fikri Sağlar, hiç gereği yokken türban üzerinden bir tartışma başlattı. Ne dedi Sağlar, önce ona bir bakalım. ‘’Ben yargılandığım zaman, türbanlı bir hakimin karşısına gittiğimde, benimle ilgili haklarımı koruyacağı ve adaleti yerine getireceği konusunda kuşkularım var.’’

Sözün siyak ve sibakı ortada. Acaba Fikri Sağlar örtü düşmanlığı mı yapıyor, yoksa örtülü birisinin solculara karşı ön yargılı davranıp adaleti sağlayamayacağına mı söylemek istiyor? Fikri Sağlar, bilinç altına gizlenen bir dürtüyle, örtülü birisinin adaletli karar veremeyeceğine inanıyor, ya da türban üzerinden İslam düşmanlığı yapıyor. Şöyle de söyleyebiliriz: Fikri Sağlar’ın bilinç altına gizlenmiş muhafazakar karşıtlığını çözmemiz lazım. Kişi, karşısındakini kendisi gibi görürmüş. Sağlar’ın ve onun gibi düşünenlerin bilinç altında dindar ve mütedeyyin kişilere müspet bakmadıkları bir gerçek. Bu düşünceden hareketle, Sağlar gibi düşünenler, türbanlı bir hakimin, dindar kimliğinin sağladığı bilinçle kendilerine adaletle muamele edemeyeceğine inanıyorlar. “Ben nasıl düşünüyorsam karşımdaki de öyle düşünür” mantığının çıkmaz sokağı budur! Karşıtlığın, ötekileştirmenin hiç kimseye faydası yok. Adaleti tatbik etmeye çalışırken kılık kıyafet ve dünya görüşünün etkisine kapılan bir hakim, hukuk ile vicdan arasına sıkıştığında hukuku tercih eder. Elbet de vicdansız da olunmaz. Bir kavme olan kinimiz, bizleri onlar hakkında adaletsizliğe sevk etmemeli. Yargıçlar, hakim ve savcılar da insandır; yeri gelir ağlar, üşür ve bir desteğe ihtiyaç duyarlar. Başlarındaki örtüden veya sizin gibi düşünmemelerinden korkmayın.

 

Abdullah Şanlıdağ Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle