--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Ayasofya üzerinden Mescid-i Aksa mesajı

Abdullah Şanlıdağ
Abdullah Şanlıdağ
4

Bu konu ile ilgili çok şey yazılıp söylendi. En son Yılmaz Özdil, Ayasofya meselesinde, “Osmanlı Hukuku uygulandı” diyerek, aba altından sopa gösterdi. Öncelikle şu konuyu hepimizin anlaması lazım: “Danıştay, bir kiliseyi camiye çevirme kararı almadı. 1453’te camiye dönüştürülen ama 1934’te cami vasfı korunarak müzeye dönüştürülen Ayasofya’yı tekrar asli hüviyetine döndürdü. Cumhurbaşkanı Erdoğan da toplumun beklentisine kulak vererek, Danıştay’ın bu kararını idari bir kararnameye dönüştürdü. Hıristiyan dünyasının bir kısım çatlak sesleri ile onlara destek veren yerli işbirlikçileri Ayasofya konusunu farklı alanlara çekmeye çalışıyorlar. 

Acaba bunlar; D.Trump’ın, ABD’nin Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıdığında neden sesleri çıkmadı? Gecikmiş bir yeniden silkinişin ayak sesleri, neden birilerini rahatsız eder? Cumhurbaşkanı dünyaya mesaj veriyor. Ayasofya üzerinden Mescid-i Aksa mesajı.. “Ayasofya’nın dirilişi, Mescid-i Aksa’nın özgürlüğe kavuşmasının habercisidir.” Tabii mesaj, sadece Mescid-i Aksa ile sınırlı değil. Yeryüzündeki bütün Müslümanların silkinişi ve fetret devrini kapatmaları gerektiğine vurgu yapan Erdoğan, dünya Müslümanlarına evrensel bir mesaj verdi. İşte söyledikleri: “Ayasofya’nın dirilişi, dünyanın dört bir yanındaki Müslümanların fetret devrinden çıkış iradesinin ayak sesidir. Ayasofya’nın dirilişi, sadece Müslümanların değil, onlarla birlikte tüm mazlumların, mağdurların, ezilmişlerin, sömürülmüşlerin umut ateşinin yeniden alevlenişidir.”

Yıllardır köleleştirilen Müslümanlar, batıl ideolojilerin gölgesinde dinlerini yaşamaya çalıştılar. Laik, seküler ideolojiler hepimizi dönüştürdü. Fazla savrulduk, tüm kutsallarımızı, değişmez sabitelerimizi kaybettik. Aslında Erdoğan, dağınıklığımıza format atıyor. Sınır ötesinde küresel kefereler ve terör örgütleriyle mücadele eden Erdoğan, içerde de büyük bir dönüşümün ve kültürel mirasın aslına rücu ettirilmesi için çalışıyor. Erdoğan’ın bu adımlarını Hilafetin ve Kudüs’ün geri getirilme çabasına bağlayan Marksistler ve liboşlar, kininden geberecekler. Biz Gazze’de İsrail ve ABD’yi değil, elbette Hamas’ı; Libya’da darbeci Hafter’i değil, meşru  Ulusal Anlaşma Hükümeti’ni destekleriz. Suriye’de varoluş gayemiz, sınırlarımızdaki terör örgütlerinin nefes borusunu kesmek ve mülteci kardeşlerimizin yurt edinmelerini sağlamaktır. Öyle beylik laflara gerek yok. Ayasofya; UNESCO listesinde; dünyada rasyonel aklı ve özgürlüğü temsil edeceğine, tüm mazlumların, mağdurların, ezilmişlerin, sömürülmüşlerin umut ateşinin yeniden alevlenişini temsil etsin. Batı’nın uluslararası normları kendilerinin olsun. Türkiye’nin sınırları içerisindeki caminin statüsü hiç kimseyi ilgilendirmez. Evet, Erdoğan hoşgörü kavramını;
Türkiye’nin siyasi ve sosyal hayatından sürgün etti. Hoşgörü Fetö’nün dininin kavramıdır. Ayasofya nasıl ki yeniden asli kimliğine kavuştuysa, Mescid-i Aksa da İsrail işgalinden kurtulacak ve Kudüs Filistin’in başkenti olmaya devam edecektir. İşte bu yüzden ve birçok sebepten dolayı Allah, uzun adama uzun ömürler versin. 

 

Abdullah Şanlıdağ Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle