--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Ak Parti özüne dönüyor

Abdullah Şanlıdağ
Abdullah Şanlıdağ
146

 

Muhalefet cephesinin iktidar hakkındaki yorumları sığ, ayakları yere basmayan ve sosyolojik gerçeklerden uzaktır. 20 yıllık iktidarın artık yıprandığını deklare eden muhalefet, başarısız politikalar ve ekonomik krizden dolayı mutlak bir değişim olacağı varsayımına kendilerini inandırmış durumdalar. 

Özellikle Davutoğlu’nun medyası, hem iktidarı en ağır şekilde eleştiriyor, hem de bel altı vurarak, CHP’yi iktidara getirmek için ellerinden geleni yapıyorlar. 

Aynı şey; muhafazakâr geçinen Saadet, Deva ve Gelecek partileri için de geçerli. Onlar da; “Tayyip Erdoğan gitsin de, kim gelirse gelsin” anlayışındalar. Üçünün oyunu toplasan yüzde beş bile etmiyor. 

Hiçbir vizyon, misyon ve geleceğe dönük projeleri yok. Hepsi de kendilerini şu argümana inandırmış durumda: “Vahim bir yanlış yapmaz da altılı masayı dağıtmaz isek, kesin iktidarız.”

Kimseyi üzmek istemem, altılı masanın muhafazakâr partilerine açıyorum. O masada, bir sığıntı gibi duruyorlar. Kendilerine biçilen misyon da, Ak Parti’den ayrılan kararsız seçmeni konsolide etmek. 

Altılı masanın söz sahibi aktörleri, “Bunlar iktidara gelirse mütedeyyin insanları dışlayacaklar, imam hatipleri kapatacaklar, başörtüsünü yasaklayacaklar» diye düşünen; küskün ve kararsız Ak Partili seçmeni ikna edebilmek ve bu propagandayı etkisiz hale getirmek için muhafazakâr partileri kendi çatıları altında tutuyorlar. 

Yani Deva, Gelecek ve Saadet Partisi, bir nevi altılı masanın stepne lastiği. 

Deva, Gelecek ve Saadet’e biçilen rol, endişeli dindar seçmenin oyunu, altılı masaya kanalize etmektir. 

Millete, Türkiye’nin geleceğine ilişkin söyleyecek bir sözleri olmayan muhalefet cephesine göre iktidar da tüm umudunu, altılı masanın dağılmasına bağlamış bulunuyor. Herkesi kendileri gibi sanıyorlar. 

Daha geçen hafta sosyal konut projesi için düğmeye basan Cumhurbaşkanının icraat ve projelerini görmezden gelerek algı oluşturmaya çalışıyorlar. Hele siz Reisin “Türkiye Yüzyılı”nı bir görün..

Neymiş efendim, iktidar ülkedeki sorunları çözmeye çalışarak halktan destek almayı hedeflemek yerine, muhalefet blokunun parçalanmasına ümit bağlayarak, kimlik siyasetiyle halktan oy almaya çalışıyormuş. 

Bunları söylerken, CHP camiasının kendilerini küçümsediğini, yok saydıklarını ve itibarsızlaştırmaya çalıştıklarını ifade etmekten de geri durmuyorlar. 

İşte bu yüzden CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun helalleşme yönündeki adımları ve söylemi inandırıcı olmuyor. CHP çevresinde, kendileri küçük ama sesleri çok çıkan Kemalist, jakoben bir sınıf, altılı masanın muhafazakar partilerinden çok rahatsızlar. 

“Ne işimiz var bunlarla, İyi Parti ve HDP iktidar olmamız için yeterlidir” diyen CHP örgütü, anlaşılan Kılıçdaroğlu’nun bir hayli başını ağrıtacaklar.

Meral Akşener’in “Bir şımarıklık çöktü, siyasilere değil ama genellikle CHP’yi destekleyen ve onu tanzim etmeye çalışan insanlara...” şeklindeki sözleri, gerçekten de CHP’nin durumunu çok iyi analiz ediyor.

CHP örgütünün radikal cephesinden ve onların söylemlerinden rahatsız olan Akşener’in şu sözleri, Abdurrahman Çavuş’a kafa tutan Tatar Ramazan repliğini hatırlattı. 

Hani “Gel dedin, geldim, Abdurrahman çavuş!” diyordu ya Tatar. Meral hanım da “Masaya davet ettiniz, geldik. Sağcı istemiyorsanız, davet etmeyin kardeşim. Problem yok, biz bunları anlıyoruz ama sonuçları itibariyle bu zararı herkes görür” diyerek, Kılıçdaroğlu nezdinde, marjinal grupları uyarıyor.

Daha önceki yazılarımda ifade ettim. Demokrasi ve güçlü bir muhalefet için altı partinin bir araya gelmesi, Türkiye için bir kazanımdır. Ama gelinen noktada birbirleriyle didişmekten başka bir şey yapamadıklarını görüyoruz. Tüm umudunu, ülkede ekonomik kriz var, iktidar metal yorgunluğu yaşıyor, artık bir değişim kaçınılmaz anlayışına bağlayan muhalefetten bu ülkeye hayır gelmez.

İKTİDAR NE ZAMAN VE NASIL KAYBEDER?

İdeolojiler ve devletler, tıpkı insanlar gibi ölümlüdür. Her başlangıç bir bitişe mahkûmdur. Vakti saati dolduğunda Ak Parti de biter. 

Ama şu anda öyle bir emare yok. 

Ankara’nın sorunlarıyla halkın sorunları farklılaşmaya başladığında, iktidar düşüşe geçer. 

Ak Parti, bu sosyolojik gerçeği çok iyi bildiği için, halkın sorunlarına bigane kalmıyor. 

Bizim “özüne dönmek” dediğimiz eylemin iletişim dilindeki ismi, fabrika ayarlarına dönmek olarak ifade ediliyor. İşte Ak Parti tam olarak Türkiye Yüzyılı projesiyle yeniden fabrika ayarlarına dönüyor. 

Erdoğan, Ankara Arena Kapalı Spor Salonu’nda Türkiye Yüzyılı ile ilgili yaptığı konuşmada, “İnancından dolayı dışlanan Müslüman’ın, dilinden dolayı ayrımcılığa uğrayan Kürt’ün, meşrebinden dolayı baskı gören Alevi’nin, haksızlığa maruz kalan bu toprakların evladı Hıristiyan ve Yahudi’nin yanında olduk” dedi. 

Ak Parti’nin en çok dikkat etmesi gereken konu, yasakların, yoksulluğun ve yolsuzluğun olmadığı bir Türkiye inşa etmektir. Ak Parti’nin özünde bu vardır. Fabrika ayarları da demokrasi, özgürlük, eşitlik ve adalet gibi evrensel değerlerdir. 

 

Abdullah Şanlıdağ Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle