--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

6’lı masa ve HDP

Abdullah Şanlıdağ
Abdullah Şanlıdağ
37

HDP, İmralı’daki Öcalan üzerinden bir hamle başlattı. Bu hamlenin Öcalan ile irtibatlı olup olmadığını kestirmek güç. HDP, barış söylemiyle bir eylem başlattı. 

Öcalan’ın lehine gibi gösterilen bu eylem kimlerin işine yarar? Mesela Kürt halkının işine yaramaz. Diyelim ki her isteyenin Öcalan’a ziyareti serbestleştirildi. Öcalan konuşmaya başladı, ne değişecek? 

Marksist Öcalan’ın ideolojisiyle Kürt halkının özgürlük arayışının ne alakası var? 

Mesela mahpustaki Demirtaş ve Kandil bu eyleme nasıl bakıyor? 

Bu sokak eylemlerinin 6’lı masadaki karşılığı ne olur? İktidar açısından vaziyet nasıl değerlendiriliyor? Acaba uzun bir aradan sonra yeniden Öcalan’ı gündemin başköşesine çekmeyi planlayan HDP’nin amacı nedir? 

Seçime giderken Öcalan konuşursa ne değişecek? Söylem ve eylemin zamanlamasını manidar buluyorum. Herkesin barış, huzur ve istikrara ihtiyaç duyduğu böylesi bir zamanda HDP’nin sokaktan medet ummaya çalışması, doğrusu anlaşılır bir durum değil. Bu radikal hamlenin arka planında başka şeylerin yattığı belli. Artık bu saatten sonra HDP’nin terörle arasına bir mesafe koyarak demokratik, sivil siyasete yönelmesi hayal gibi duruyor. 

Arkasında güçlü bir seçmen kitlesi bulunan bir siyasi örgütün hâlâ terörden nemalanmaya çalışması anlaşılır şeyler değil. Dikkat etmek lazım, HDP’nin bu eyleminin arkasında iktidarın bir seçim planı olduğu algısını işleyebilirler. 

Nitekim algı peşinde olanlar, Erdoğan’ın “Edirne’deki, en büyük hesabı İmralı’dakine verecek” sözünü baz alarak, Öcalan’a yönelik görüş yasağının kaldırılması durumunda, Öcalan’ın yine HDP’nin diğer muhalefet partileriyle birlikte yol yürümesine karşı çıkabileceğini deklare ediyorlar. Bunun da doğal olarak Ak Parti’ye yarayacağını ifade ediyorlar.

Kürt seçmeni safına katamayan 6’lı masanın işi zor. Hem HDP ile aynı karede görünmekten korkuyorlar, hem de Kürtlerin oyunu alabilmenin hesabını yapıyorlar. 

Buradan baktığımızda HDP’nin veya Kürt seçmenin kilit noktada olduğunu söyleyebiliriz. İktidar açısından şunları söyleyebilirim. 

Ak Parti’nin Kürt seçmenle arasını düzeltmesi kaçınılmazdır. 

Şu ana kadar muhalefet, Kürt seçmene yönelik ezber bozan bir siyaset geliştiremedi. Kürt halkına özgürlüğü verecek olan da Ak Parti’dir. 

Kürtlerin çocuklarını dağa kaldıran bir PKK ve onun siyasal temsilcisi HDP’nin, Türkiye’nin demokratikleşmesine sunabileceği hiçbir katkı yoktur.

Öcalan merkezli sokak eylemlerinin analizinin iyi yapılması gerekiyor. 

İyi Parti lideri Meral Akşener HDP’den hoşlanmasa da, dereyi geçinceye kadar, Kürt seçmenden de destek almak için ayrıştırıcı bir dili tercih etmeyecektir. HDP ile birlikte olmadığını deklare ederek, amaçlarının Kürt seçmenin oyunu almak olduğunu söyleyeceklerdir. 

HDP’nin de Akşener’den elektrik aldığı söylenemez. Tüm bunlara rağmen yine de HDP ile 6’lı masa arasında bir çatlak oluşturulmasına müsaade edilmeyeceğini düşünüyorum. 

Erdoğan güçlü bir lider. Onu devirmek isteyen muhalefetin HDP’siz hareket etmesi imkânsız. Başka şansları yok. HDP ile muhalefet arasında tansiyonun yükselmesi, sokak eylemlerine bağlı. Eğer HDP, tecrit siyasetinde ısrarlı olur da Öcalan üzerinden sokak eylemlerine devam ederse, muhalefet ve HDP arasındaki çeper iyice açılır. Bu sayede HDP ile muhalefet arasında sağlanmaya çalışılan ortak zemin de zedelenmiş olur. Eğer HDP, 6’lı masa ile birlikte hareket etmek istiyorsa, sokak eylemlerinden, ayrıştırıcı dilden uzak durmak zorundadır.

Siyasetin geleceğinde ilginç ve sürpriz gelişmeler yaşanabilir. HDP henüz muhalefetin Cumhurbaşkanı adayının kim olması noktasında rengini belli etmedi. 

HDP, Akşener ve Mansur Yavaş dışındaki adaylara sıcak bakar. Ben HDP’nin her şartda 6’lı masa ile birlikte hareket edeceğini düşünmüyorum. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde sırf Erdoğan’ı devirebilmek için, HDP’nin muhalefetle birlikte hareket edeceğini söyleyebiliriz.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, lider odaklı yeni bir sistemdir. Muhalefet, istediği kadar parlamenter sistemden dem vursun, seçimlere yeni sistemle gidilecek. 

Ama hâlâ ortada muhalefetin bir Cumhurbaşkanı adayı yok. Erdoğan’ın ısrarla muhalefete “adayınızı açıklayın” sözlerine, “önce seçim tarihini açıkla, biz de adayımızı açıklarız” şeklinde cevap veren muhalefet, anlaşılan bir süre daha adayını açıklamayacak. 

Açık konuşayım, Ak Parti’nin handikapı olarak gözüken enflasyon konusunda, muhalefetin iktidara geldiklerinde bir reçetesi olmadığı için, bu kozu kullanabilme imkanları yok. 

 Seçmen sonuçta kimin aday olduğuna bakar, tartar ve öyle karar verir. 

Muhalefet şu ana kadar seçmene güven telkin etmeyi başaramadı. Adayını ötelediği müddetçe de başarması imkânsızdır. 

Bir soru ile bitireyim: 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kılıçdaroğlu’na adaylık çağrısı yapması, Kılıçdaroğlu’nun adaylığını güçlendirir mi, yoksa zayıflatır mı? 

CHP lideri, hodri meydan çağrısına direkt cevap verme yetkisine sahip değil. 6’lı masada olup, gönlünde Cumhurbaşkanlığı yatanlar buna rıza göstermezler. 

Reisin Kılıçdaroğlu’na yüklenmesi CHP liderine yarayabilir. Muhalefetin adayını bile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın belirlediği anlayışını içlerine sindiremezler. 

 

Abdullah Şanlıdağ Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle