Yetim hakkını yiyenler hesap vermekten kurtulamayacak! 'Sıçan'ı kaçanı millet görecek
Yolsuzluk tutuklusu Ekrem İmamoğlu, içerden çıkma umudu azaldıkça tehdit diline sarılıyor. Daha önce devletin valisine küfreden, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısını ve ailesini hedef alan, kendisine sahip çıkmadıkları için patronlar kulübü TÜSİAD’a aba altından sopa gösteren İmamoğlu, şimdi de yerli ve milli medyaya parmak salladı.
Buğra Kardan İstanbul
Kurduğu suç örgütü yüzünden hakkında binlerce yıl hapis cezası istenen yolsuzluk tutuklusu CHP’li eski İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, içerden çıkma umudu azaldıkça tehdit diline sarılıyor. Daha önce devletin şerefli valisine küfreden, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısını ve ailesini hedef alan, kendisine sahip çıkmadıkları için patronlar kulübü TÜSİAD’a aba altından sopa gösteren İmamoğlu, şimdi de yerli ve milli medyaya parmak salladı
SAHTE DİPLOMA KİMYASINI BOZDU
İstanbul 59. Asliye Ceza Mahkemesi’nce Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu kampüsündeki 2 No’lu salonda görülen “sahte diploma davası”nın dördüncü duruşmasında savunma yapan İmamoğlu, yaptığı emek hırsızlığını anlatmak yerine; “Dosya üretenler, manşet atanlar, TRT, Anadolu Ajansı, itibarsız ve kişiliksiz sözcüler, medya kuruluşları içindeki tetikçiler... Bir ıslık çalındığında sıçan gibi kaçtıklarını yakın tarihte gördük. Yine sıçan gibi kaçacaklar” şeklinde iğrenç ifadeler kullandı. Duruşma 6 Temmuz’a ertelenirken, 18 Mart’ta üniversite diploması iptal edilen ve ertesi günü düzenlenen operasyonla gözaltına alınan İmamoğlu’nun savunma yapmak yerine yerli ve milli medyayı hedef almasını Akit’e değerlendiren uzmanlar, “Sıçanı da kaçanı da millet görecek” görüşünde birleşti.
GÖKÇEK: AHLÂKSIZCA BİR TUTUM
AK Parti Ankara Milletvekili Osman Gökçek, konuya ilişkin şunları söyledi: “Ekrem İmamoğlu, suç örgütü lideri olarak bu ülkenin gerek medyasına gerek seçilmiş iktidarına sürekli olarak maalesef hem iftira atmakta hem de saldırıda bulunmaktadır. Bunun temel amacı kendi yolsuzluklarını, vurgunlarını ve rüşvet skandallarını gölgelemek, örtmektir. İmamoğlu, evvela Boğaziçi ön görünümü, oteller, otoparklar, AVM’ler için talep edilen rüşvet paralarının hesabını vermelidir. Kendisi maddi gücüyle CHP’nin her organına nüfuz etmektedir. Bu, İBB’nin şaibeli ihalelerine adları karışanların CHP’de milletvekili olarak görev yapmalarından anlaşılmaktadır. İmamoğlu ve arkadaşları hangi iftirayı atarsa atsınlar, hangi tehdidi savurursa savursun durmayacağız. Odağımızı yolsuzlukların ve rüşvet skandallarından ayırmayacağız. Dikkatimizi yargının vereceği kararlara vereceğimiz. Ama rüşvet paralarını da taleplerini de içeren delilleri unutmayacağız. CHP’lilerin ihbarlarını, itiraflarını görmezden gelmeyeceğiz. İmamoğlu’nun İBB’nin imkânlarıyla CHP gibi medyasını da idaresine almıştır. Ancak milli medyayı, ki bunun içinde Yeni Akit de var, parasıyla yönetemediği ve istediğini yaptıramadığı için hedef hâline getirmiştir. İmamoğlu’nun Silivri’den, ‘Dosya ve manşet üretenler, TRT, Anadolu Ajansı sıçan gibi kaçacak’ ifadesini kullanması çirkindir. Kimin nerede olduğu, olacağı bellidir. Herkesi satılık sanan İmamoğlu, çok güç durumdadır. İmamoğlu’nun Yeni Akit de dahil ülkesini seven milli medyaya saldırısının temelinde yatan budur. Kedisini bu ahlâksızca tutumundan ötürü kınıyorum.”
PAK: İFADELERİ ÇOK ÇİRKİN
Avukat Sinan Pak da, şunları ifade etti: “İmamoğlu, milli medyayla ilgili çok talihsiz bir laf etti. Bu lafın yenir yutulur yanı yok. Hem sıçanı hem de kaçamayanı millet görüyor. O nedenle İmamoğlu’nun kendine gelmesi, hakikati anlaması gerek. İmamoğlu’nun Yeni Akit, TRT gibi milli medya organlarını hedef alması haber alma hürriyetini engellemeye dönüktür. Bu, bir cürümdür. İmamoğlu’nun özgür ve tarafsız basına saldırması anlaşılır değildir. Bu, çok rastlanmayan bir durumdur. İmamoğlu’nun günahları eski Türkiye’de hasıraltı edilirdi. Şu anda böyle bir tablo yok. Belli ki adil yargılamanın yapılması, beliren fotoğrafın topluma iletilmesi İmamoğlu’nu tedirgin ediyor. Çünkü İmamoğlu’nun menfaatleri zarar görüyor. Medyanın görevi kamuya mâl olmuş isimlerle ilgili yargılamaları millete haber vermektir. Hâl böyle olup, İmamoğlu’nun yanlış bir yolda ilerlediği muhakkaktır. Burada anormal olan milli medyanın değil, İmamoğlu’nun edasıdır. Kendisini aklasın ya da aklamasın İmamoğlu’nun haberi yapılır. Mahkemede olanlar anlatılır. Bu, gayet doğaldır. İmamoğlu’yla alâkalı ithamların dile getirilmemesi, mahkemede olanların anlatılmaması doğal değildir. Dolayısıyla İmamoğlu’nun yaklaşımı çok çirkindir. Demek ki iyi değil. Yargının, iktidarın ardından medyayı tehdit etmesinin temelinde bu olmalı.”