Yanlış anlaşılmaya dair güzel bir hikayeyi sizlerle paylaşıyoruz...
Mahkeme salonunda, seksen yaşlarındaki yaşlı çiftin durumu içler acısıydı.. Adam suskun, ninenin ise ağlamaktan iyice çukurlaşmış gözleri bıkkındı.
"– Anlat teyze, neden boşanmak istiyorsun?"
Yaşlı kadın ürkek, kısılmış sesiyle konuşmaya başladı:
"– Bu herif yetti gayri, 60 yıldır bezdirdi hayattan.."
"Bizim bir sedef çiçeği vardı, çok sevdiğim.. O hatırlamaz 60 yıl önceydi.. O çiçeği bana verdiği çiçekler arasından kopardığım bir yaprağla tohumlamıştım, öyle büyüttüm. Yavrumuz olmadı onları yavrum bildim. Bir süre sonra çiçek kurumaya başladı. O zaman adak adadım. Her gece güneş doğmadan önce, bir tas suyla sulayacağım onu diye.. İyi gelirmiş derlerdi.. 60 yıl oldu, bu herif bir gece kalkıp da bu çiçeği ben sulayayım demedi. Taa ki o geceye kadar. O gece takatim kesilmiş uyuyakalmışım."
"Ben, böyle bir adamla 60 yıl geçirdim. Hayatımı, umudumu, her şeyimi verdim. Ondan hiçbir şey görmedim. Bir kerecik olsun, benim bildiğim görevlerden birisini yapmasını bekledim. Olmadı. Onsuz daha iyi olurum, yemin ederim."
Hakim yaşlı adama dönerek:
"– Senin diyeceğin bir şey var mı, baba?" dedi.
Yaşlı adam bastonla zar zor yürüdü kürsüye doğru:
"– Eskerliğimi bahçevan olarak yaptım. Sonra da ekmeğimi bahçevanlıktan kazandım.
Fadime’me hep en güzel çiçeklerden demetler verdim. Yıllar evveli, onda bir boyun ağrısı başladı. Hekim “Çok uzun süre uyanmadan yatarsa, boynundaki kireç sertleşir, kötüleşir” dedi. “Her gece uykusunu bölüp uyansın, gezinsin” dedi.
Hekimi pek dinlemedi Fadime.. Lafım geçmedi. Tesadüf, bu dediği sedef kurumaya yüz tuttu. Ben ona: “Çiçeği geceleri sularsan geçer” dedim.
Her gece onu uyandırdım ve onu seyrettim. O sevdiğim Fadimemi, yavrusu bildiği sedefi sularken seyrettim. Her gece, o çiçek ben oldum sanki.." dedi adam..
Sesi titriyordu. Ağlamaklıydı.
"– Her gece, o yattıktan sonra uyandım. Saksıdaki suyu boşalttım. Sedef, gece sulanmayı sevmez, hakim bey.. Geçen gece de.. Yaşlılık.. Ben de uyanamadım. Fadime'yi uyandıramadım..
Çiçek susuz kalırdı ama kadınımın boynu yine azabilirdi.. Suçlandım. Bana bağırıp çağırdı. Sesimi çıkartamadım.. Ve gördüğün gibi buralara kadar geldik.." dedi ve sustu.
Mahkeme salonuna derin bir sessizlik çökmüştü.
Hakimin de salonda bulunan dinleyicilerin de nutku tutulmuştu.
Birçoğu gözleri yaşarmış halde, bu yaşlı iki güzel insanı bağırlarına basmak istiyordu..
Hakim, içinden kendi kendine "Tövbe estağfurullah, yanlış anlaşılmak ne kötü şey.." diye mırıldanıyordu ki, Fadime Nine'nin yerinden kalktığını, adamına doğru yürüdüğünü gördü.
Yaşlı kadın, kendinden de yaşlı adamının ellerinden tuttu, tarife sığmaz bir şefkatle öptü.
Hiç konuşmadılar. Hiçbirşey olmamış gibi, çevrede kimseler yokmuş gibi sessizce ve usul usul duruşma salonundan çıkıp gittiler..