Son zamanlarda bir de bu saçmalık peydahlandı! Neymiş "Ceddi'ne benzeyecek"miş!..
Ceddin Osmanlı'ya benzemek için bula bula tütünü; sigarayı, nargileyi mi buldun be adam! Tütün denilen illetin 1601-1605 yılları arasında İngiliz, Venedik ve İspanyol gemici ve tacirleri tarafından İstanbul'a geldiğini bilmez misin? Tütün Avrupa’ya gelişinden 50 yıl sonra yurdumuzda kullanılmaya başlanmıştır.
Sigara içen her 5 kişiden 1’inde görülebilen KOAH, ancak erken teşhisle tedavi edilmekte ve hızlı gidişatı durdurulabilmektedir. Öksürük, balgam hırıltı ve nefes darlığı KOAH hastalığına işaret ediyor olabilir.
20 Kasım Dünya KOAH Günü
Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı"nın baş harflerinden oluşan "KOAH" tam olarak geri dönüşümü olmayan ilerleyici havayolu kısıtlanması ile karakterize bir hastalıktır. Dünya Sağlık Örgütü'ne verilerine göre, KOAH, kalp-damar hastalıkları, zatürree ve AIDS'ten sonra dünyada en yaygın görülen 4. ölüm nedenidir ve her yıl 2.7 milyon kişinin ölümüne vesile olmaktadır.
Öksürük ve balgama dikkat!
KOAH, genellikle öksürük ve balgam yakınmaları ile başlayıp hareketle gelen nefes darlığı ile sürmektedir. Kısa süren öksürük şikayetleri ilk planda enfeksiyonu düşündürürken, 3 haftadan daha uzun süre devam eden öksürük, alt solunum yolları ile ilgili KOAH veya astım gibi kronik hastalıkları akla getirmektedir. Sigara kullanımının devamı ile giderek artan nefes darlığı, kişinin yaşam kalitesini bozan, iş gücü kaybına sebep olan ve kendi bakımını bile gerçekleştiremeyecek hale getirebilen bir yakınmadır.
KOAH illeti yaygınlığına rağmen hastalık yeterince bilinmemekte, tanı almamakta ve tedavi edilmemektedir.
KOAH hastalarının sadece %8’i teşhis olunup tedavi olunmaktadırlar. Yani ülkemizde bulunan yaklaşık 3.5 milyon KOAH hastasının sadece 300-500 bin kadarı kendisinde KOAH olduğunu bilmektedir.
Sigarayı NARGİLEYİ mutlaka bırakın!
KOAH’ın en önemli sebebi sigara kullanımıdır. Bu hastalığın yüzde 80’i sigara yüzünden olmaktadır. Değişik sigara çeşitlerinin (ince, düşük nikotinli) veya tütün kullanma şeklinin (nargile) bu riski azaltmadığı bilinmektedir.
Sigara dışında bazı mesleki faktörler (madencilik, fırın ya da tahıl işçiliği, çiftçilik), genetik faktörler ve hava kirliliği de KOAH'a sebep olmaktadır. Pasif olarak sigara dumanına maruz kalanlarda da hiç maruz kalmamış olanlara göre KOAH gelişme riski %50 artmıştır.
Bugünkü gibi Osmanlı'yı da canından bezdirmişti
Tütün, Osmanlı İstanbul'una 1601-1605 yılları arasında İngiliz, Venedik ve İspanyol gemici ve tacirleri eliyle gelmiştir. Tütün tohumu da "Selanikli dönmeler" tarafından Avrupa’dan getirilmiş ve ilk tütün tarımı Makedonya, Yenice, Kırcali'de başlamıştır.
Osmanlı, yabanın adamları bu zıkkımı içiyor diye 1633 yılına kadar tütün tarımı, ithalatı ve kullanımı konusunda herhangi bir yasaklama getirmemiş sadece ithalattan belirli bir gümrük vergisi almıştır.
Fakat illetin Ümmeti Muhammed arasında da yayılması üzerine lehte ve aleyhte fikirler ortaya çıkmıştır. Ulema tütün içme adetinin Kur’an-ı Kerim'e uygun olmadığını ileri sürmüşlerdir. Bunun üzerine Sultan Ahmed-i Evvel tarafından tütün içme yasağı getirilmiştir.
Tütün imalatının yoğun olduğu Cibali’de sık sık izmarit yüzünden çıkan yangınlardan sonra Sultan Murad-ı Erbaa ağır cezalar getirmiştir.
Yasaklama döneminde bu defa buruna enfiye çekme illeti artmıştır. Nargile içilmesi de bu dönemde başlamıştır.
İstanbul’a getirilen tütünlerden 8-10 akçe gümrük resmi alınırdı. Daha sonra bu işler emaneten yaptırılmıştır. Bundan sonra da bu vergiler artırılmış, hem alandan, hem de satandan vergi alınmaya başlanmıştır. Satandan 12 akçe alandan 8 akçe gümrük resmi alınması kararlaştırılmıştır. 1686 yılında gümrük vergisinin dışında tütün satandan alınan resim duhan gümrüğü adı ile 16 akçeye çıkarılmıştır. Bu vergi alma işi 1698 yılında 55 yük akçe karşılığı ihale edilmiştir.
Çıkarılan bu nizamname ile tütün ekenlerden, tütünleri tarlada iken dönümünden iki buçuk kuruş on ikişer para “duhanı dönüm resmi” alınmıştır. Bu nizamname Reji idaresinin kurulmasına kadar gitmiştir.
Sultan Mahmud-u Sani tütün vergisini yüzde yüz artırmıştır.
1872 yılında tütün satmak ve inhisarı işletmek hakkı iki Rum bankerine 3500 altın mukabilinde satılmış altı ay sonra da fesih edilerek, 1873 yılında yeni bazı düzenlemeler de yapılarak “İdarei İnhisariyeyi duhan” adıyla bir teşkilat kurulmuştur.
Sonra bu bir Fransız Anonim Şirketine verilmiştir. Reji şirketi 13 Haziran 1921'de tamamen devlete geçmiştir. 1923'de Reji kapatılmış yerine İnhisarlar İdaresi kurulmuştur.
Uzun lafın kısası tütün Osmanlı'nın başına tam bir bela olmuştur. Tıpkı bugünkü gibi!