Tarikat Cemaat Cemiyet ve İslam
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Hukukçu yazar Av. Ömer Faruk Uysal 'Tarikat Cemaat Cemiyet ve İslam' başlıklı bir yazı kaleme aldı.
İşte Hukukçu yazar AV. Ömer Faruk Uysal'ın kaleme aldığı o yazı;
Tarikat ve cemaatler asr-ı saadetten beridir dini, ahlaki, sosyolojik, yaygın bir olgudur. Hatta, Kur'an-ı Kerimde tavsiye edilen dini hizmet gruplarıdırlar. (Al-i İmran 104) Büyük bir ihtiyaçtan doğmuş ve İslam tarihinde çok hayırlı hizmetler icra etmişlerdir. Eğer böyle sosyal yapılar olmasaydı. İslam, toplumlarda böylesine yayılmaz ve kökleşmezdi. M. Kemal; "Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz." demiş ve pek çok dini müessese gibi tarikatları da devrim kanunuyla kapatmıştır. Ancak bu hukuki kapatma, fiili kapatmaya dönüşememiştir. Zira, bu hukuki yasaklarla başarılabilecek bir şey değildi. 1950'ye kadar, hatta sonrasındaki dönemlerde, tek parti CHP vs. ne kadar uğraşsa da bunu asla başaramamıştır. Devasa ve köklü bir sosyoloji, toplum mühendisliği ile kolayca domine edilememiştir. Bilakis bugün, İslam ve hadimleri, kendilerine kefen biçenleri değiştirip, ladinilerin iddialarını gizlemek durumunda bırakmışlardır. CHP artık tarikat ve cemaatlere yekten karşı çıkamıyor, bazılarıyla al gülüm ver gülüm bile yapıyor. Belediyeler imkanları üzerinden karşılıklı menfaatleşiyorlar!
Dini cemaat ve tarikatlerin, bunca önemine ve fonksiyonlarına rağmen önemli zaafları da vardır. En büyük zaaf şöyle tezahür ediyor. İslama hizmet niyet ve motivasyonlarının aksine, İslama zarar verebiliyorlar. Bu yapılar, kutsal, kadim, yaygın, 2 milyarlık İslam alemini, esas kaynaklar Kur'an ve Hadisleri, bizatihi dini ve imanı, kendi sınırlı, azlık, indi, yapı ve anlayışlarına, kabullerine (itikadlarına) indirgiyorlar! Müslümanları, İslamı, çoğaltmıyor, azaltıyor, sınırlandırıyorlar.
Neredeyse her bir cemaat ve tarikat, diğer benzerlerini, kardeşlerini, dikkate almıyor veya değer vermiyorlar. Bunun çok farklı dozu, rengi, tezahürleri var. Mesela en basiti, "Onlar nakıs biz tamız " veya "Onlar feyzi menbaı bizden alıyorlar." gibi. Bu tutumlar belki de en masumu. Bazıları, kendileri dışındakileri Müslüman dahi saymıyorlar. İslam ancak bizimkidir, diğerleri sahih sayılmazlar, hatta onlar din dışı, dallin, kafirlerden sayılırlar! Adeta, İslam Fetullahçılarınkidir veya Alihancılarınkidir, diğerleri hikaye, demeye getiriyorlar!
Mukaddes, kadim, evrensel İslamı, minicik yapı ve inancına irca etmek en fazla, şeyhlerini veya liderlerini Mehdi, İsa, Gavs, Gavs-ı azam, Kainat imamı, iki Peygamber kuvvetinde telakki ederek sağlıyorlar. Liderlerine çok büyük makamlar, kutsiyet, yanılmazlık vs. atfediyorlar. Mehdiyet, kutsiyet ve yanılmazlık sahibi olanlar, insanlardan bir insan, alimlerden bir alim, kardeşlerden bir kardeş olmaktan çıkıyor. Çok sıkı bir hiyerarşi, tavsamaz bir emir-komuta zinciri kuruluyor. Sıradan mensuba, ancak mutlak itaat, teslimiyet hatta adayış vazifesi düşüyor. Şeyhimiz, liderimiz, kusursuz, yanılmaz ve mukaddestir. Emiri demiri keser!
Din-i Mübin-i İslamı kendi tarikatine, cemaatine, fraksiyonuna indirgeme, dini kendi grubumuza irca etme, hasretme ve tekelleştirmenin vahim bir sonucu da grup enaniyeti, cemaat nefsaniyetidir. Bencil görünmüyor, ben ben demiyorda, bizcillik yapıyor, biz biz diyor, biz var ya biz... Bencillik ile aynı psiko-motor motivasyona dayanan, grup ırkçılığı, Bediüzzaman'ın tabiriyle, kişinin değil de, "nev'in enaniyeti!" Veya şöyle bir enaniyet; "Ben var ya ben, Kainat imamının, Mehdinin, İsa'nın, iki Peygamber kuvvetinde olana mensubiyet ile şerefyab bir elitim, kudsilerden ve altın nesildenim. Daha üst katta olanlar; "başyücelerdenim" hem baş, hem yüce! Sonra CIA, BND ajanlığı, ABD adına Türkiye'ye ve Türkiye üzerinden Ümmet-i Muhammede el koyma ihaneti! Böyle fevkalbeşer yüksek ve kudsi olanın en yanlış tavrına dahi, özel, gizli, hikmetler atfetme, Makyavelizm (her şey mübahçılık), Oportünizm (fırsatçılık, ilkesizlik)!
İhlas, Allah'ın rızasından başka bir şey istememek, beklentisizlik, maddiyata itibar etmemek demektir. Ama geçmişte İhlas Finans bankası kuruldu ve mevduatları da iç edip battı. Bir de İhlas Holding. İhlaslı ama holding! Tarikat ve cemaatlerin neden şirketleri, şirketler grupları, holdingleri, servetleri var? Neden çalışanlara "burası bir ticarethane değil, hayır kurumu" deniyor, komik ücretler veriliyor? Deve miyiz, kuş muyuz? Duruma göre deve, duruma göre kuş muyuz? Sonra neden şeyhten evlada, o yoksa damada ve torunlara intikal eden liderlik? Allah Al-i Beyte böyle bir liderlik ve saltanat nasip etmemiş. Siz Al-i Beytten üstün ve imtiyazlı mısınız? Cemaat ve tarikatler, rüçhaniyetli altın soy'dan başka bir adam yetiştiremiyor mu?
Bu tatbikatta, Kur'an, Sünnet, İcma-ı Ümmet ve Kıyas-ı Fukaha edille-i erbaası, buharlaşıyor. Liderin (Şeyhin) belki de hatalı bir emri Kur'ani, Nebevi, muhteva ve metodun rahatlıkla önüne geçiyor. Liderimiz en doğrusunu bilir, çünkü yanılmaz, hikmetinden de sual olunmaz! Resul-ü Ekremin Kur'an da meşveret ve şura ile tavzifi, savaşta ve ordu komutanı sıfatıyla verdiği emirlere karşı; " bu Allah'ın emri mi, yoksa kendi fikrin mi?" sorusuna, "kendi fikrim" deyince, "biz İran'daki savaşlarda böyle yapardık" deyince, "sen Habibullaha, başkomutana karşı mı geliyorsun?" değil, "bu daha isabetli" kardeşane tavrı! Ey dini liderler, siz savaşta ve cebhede ve başkomutan mısınız? Siz Habibullah ve Cebrail veya onların arkadaşı mısınız? Onun fevkalade tevazuu sizin semtlere neden uğramıyor?
İslami cemaat ve bilhassa tarikatların kadim öğretisi "bir lokma bir hırkadır", beklentisizlik, dünyevileşmeme, İslami tebliğ karşılığı "ücretim ancak Allah'a aittir" Kur'ani, Nebevi tavrıdır. Odalar dolusu külçe altınlar, dövizler, tapular dolusu gayr-ı menkuller, yetmedi adalar, modalar da ne oluyor? Kur'an ve Sünnette, İslami gelenekte, tarikatle, din hizmetiyle, Karun gibi zengin olmak var mıdır? Hayırlı evlat olmak, Kur'ani bir emirdir de, anneye koca bir ada almakta nedir? Süleymanlı, Selçuklu, Osmanlı gibi bir imparatorluk mudur ki, devlet hazineleri gibi hazineler edindiniz? Zühd, takva, tevazu, fedakarlık neden hep safdil tabana da; gösteriş, debdebe, çil çil altınlar, dövizler, adalar, tapular, İngiliz atları liderlere düşüyor?
Dine hizmet için inşaa edilen yapılar, lidere ve onun yakınlarına hizmete, maalesef bazen onların enaniyetlerine, servetlerine ve suistimallerine hizmete dönüşüyor! Dini bir hizmet, dini bir hezimete, din tahribine inkılab (!) ediyor. Adnan hoca, Fetullah hoca, Alihan hoca, Alpaslan hoca son tahlilde İslama hizmet mi ettiler yoksa fitne sokup, zarar mı verdiler. Bunların hocalıkları nereden geliyor, nasıl hoca oldular? Türkiyede tarikat ve cemaatlere karşı hüsn-ü zan mı, su-i zan mı biriktirdiler? Bu sayılanlar dışındakiler de, daha düşük dozlarda, maruz dejenerasyonlara açık değil mi?
İslam itikadı, şeriatı, kadim ve sahih binlerce tatbikat hiçe sayılarak, İslamın esasatına aykırı yüzlerce emir, sapma, suistimal meşrulaştırılıyor. Nevzuhur, yeniyetme, modernist, revizyonist, oportinist bir ucube'yi kutsallaştırıyorlar.
Adnan Oktar, yanında abartılı, erotik, estetikli, bikinili onlarca kadınla pozlar verdi, TV kanallarında rezaletler sergiledi. Hiçbir işi ve meşru kazancı olmadığı halde boğazda villalar edindi. Tecavüzler, şiddet ve işkence gırlaydı. Buna rağmen zengin ailelerin, zeki ve okumuş çocukları onu Mehdi kabul ettiler. Yargı suçlarını tespit etti, kodesteler.
Fetullah Gülenciler, kainat imamı, yakınları başyüceler, mensuplar kudsiler, altın nesil, Mehdiyet, nüzul etmiş İsa ünvanlarını büyük bir kibirle kullandılar. Sırf şu kutsayıcı dil dahi, işin nerelere varacağını ne rezaletler işleyeceklerini açıkça gösteriyor. Hiç yanılmıyor, şeriata, ahlaka, hukuka, açıkça mugayir emirler ve işler dahi, büyük bir hikmetle süslenip meşrulaştırılıyor. Ailelerin, banyo ve yatak odalarına dahi kameralar yerlerştirmek, şantajlar yapmak, sınav sorularını çalmak, abartılmış kibir, diğer Müslümanları dışlamak, aşağılamak, engellemek, Papa ve Hristiyanlara iltifat, eğilme, ram olma. Diyalog hep onlarla, Müslümanlar muhatap bile değil.
Büyük şirketler, bankalar, gazete ve dergiler, 8 TV kanalı, TSK, emniyet, yargı, tüm bürokrasiye sızma, toplumun her yapısını, Fenerbahçeyi, herşeyi ama herşeyi kontrol ve domine etme, örgütten olmayana asla hayat hakkı tanımama, haksızlıklar, ahlaksızlıklar, zulümler, en sonunda, kanlı, hain, alçak bir darbe. TBMM'yi, Özel Harekatı vs. bombalama, tanklarla arabaları içindeki insanları ezme, şehitler, gaziler.
Fetö ve Alihan Kuriş örgütleri eğer sahih birer İslami hizmet ise, merkezleri yıllardır neden Pensilvanya ve Köln? ABD ve Almanya hükümetlerinin büyük desteklerini ne karşılığında alıyorlar? CIA ve BND böyle hiyerarşik, kalabalık, zengin, etkin, örgüleri kendi haline mi bırakır, yoksa kullanır mı? Bunlar neden Osmanlı bakiyesi, Hilafet merkezi Türkiye'yi değil de, Hristiyan emperyalist merkezleri güvenli ve faaliyetlerine uygun buluyorlar? Sahih İslami yapılara, hatta Ülkücülere göz açtırılmazken neden, Fetullah ve Alihan'a yol veriliyor? Devam edeceğiz...