“Tarafsızlık, namussuzluktur”
“Zulmün olduğu yerde tarafsızlık, namussuzluktur.”
“Objektiflik, namussuzluktur!”
Yani istediğin kadar lagaluga yap, yemezler!
Namusun varsa, ille de “taraf” olacaksın!
Hakikatten yana “taraf!”
Öyle sıkışınca çamura yatmayacaksın!
Bodruma saklanmayacaksın...
Özel uçaklarla tüymeye kalkmayacaksın...
Arazi olmayacaksın...
Hillary’nin köpeği, Ali Kalkancı’nın müridi, Adolf Merkel’in beslemesi olmayacaksın...
AB’ye göz kırpmayacaksın...
Boynunu İngiliz tasmasına uzatmayacaksın...
Öteki mahalleye kompliman yapmayacaksın...
Terör örgütlerine “yeşil” yakmayacaksın...
Vatan hainlerine bel bağlamayacaksın...
Kime söylüyorum?
İşte mal meydanda!
Yine alayı “şeref” tribününde yerlerinizi aldınız ya...
16 Nisan’ı, 17-25 Aralık’ı bekler gibi...
Gezi Kalkışması’nın sonucunu beklediğiniz gibi...
Kobani Kalkışması sonucunda “Ha bu sefer Reis gidecek” dediğiniz gibi...
Çukur teröründe sessiz seyirci olduğunuz gibi... Dolar operasyonunda ellerinizi ovuşturduğunuz gibi...
Almanya Şansölyesi Adolf Merkel’e sinsice gaz verdiğiniz gibi...
Hollanda haklı dediğiniz gibi...
16 Nisan için de “çevrim dışı” oldunuz! Reis’i ve milleti, tek başına koydunuz...
Belli ki...
Ne şiş yansın, ne kebap duruşsuzluğunda, “onursuz bir tarafsızlıkla” seyirci olmaya soyundunuz!
Dede Korkut’un teşhisiyle “içerideki kahpe”, Akif’in teşhisiyle “kahpe” olma pahasına hem de...
Cemil Meriç’in teşhisiyle dersek, “namussuzluğu göze alarak... 16 Nisan’da çıkacak sonuca göre şekil alacaksınız...
Oysa siz, Reis’in taçlandırdığı, bu yüzden de milletin gönlünde taht kuran insanlardınız! Meğer ne vefasız, ne muhannet, ne kıskanç insanlarmışsınız...
Vahşi iştahınızla size verilen değeri ayaklar altına alıp, zarar vermeye kalktınız!
Ne yaparsın?
Tıynet meselesi...
“Bir köpeğin başına taç takarsan, tasma takman zor olur tabii...”
Neyse...
Bunların ihanetleri çenemizi yormasın!
Biz işimize bakalım!
“Hayır”sız dost, ayakkabıdaki taş gibidir.
Rahatsız etse de, öldürmez, merak etmeyin!
Alayı kıyıya vursa, Hak davaya zeval gelmez!
Hele 15 Temmuz ruhuyla safları sıkılaştıralım...
Üst akıl, 16 Nisan’da yeniden “millete” toslayınca, nasıl hizaya geliyor görelim...
Tribünlerde “seyirci” olan taifenin nasıl bir yüksek manevra kabiliyetiyle “başarıya” kaynak olduklarını göreceksiniz!
Hiç kuşkusuz... “Yahu dersin, referandum için sahaya inmiş, Reis’le mücadele etmiş bu şerefsiz” diyeceksiniz!
Az daha sabredin...
Millet için “EVET”
Devlet için “EVET”
Bayrak için “EVET” diyelim!
Şu Batı’ya batan, liderimiz Reis’le, yedi düvelin tuzaklarını bozan Başbuğ Bahçeli’yyle!
Hillary kuklası Meral Akşener’gillere “ayar” çekelim...
Homo Feto’ya “şamar” indirelim!
CIA tasmalı PKK’yı ezip geçelim!
Gerisi Allah Kerim!
*
Adolf Merkel, 15 Temmuz Köprüsü’nden atlasa yeri...
Yaaaa...
Daha çoook ezileceksin... Daha çoook küçük düşeceksin...
Biz seni “asaletle” karşıladık da ne oldu?
Nasıl mukabele ettin?
Cumhurbaşkanımızı konuşturmadın... Karayılan’la koyun koyuna girdin!
Uluslararası yasakları çiğneye çiğneye bakanlarımıza racon kestin!
Şimdi Allah seni yerle yeksan ettiği vakit de, “başıma neden geldi” demeyeceksin...
Ha şöyyyyle ayar çekecekler sana!
Çünkü bu milletin ahını aldın!
Ettiğin kadar bulacaksın!
Bedel ödeyeceksin!
Seyret ve gör bundan sonra... O sütlaç buruşuğu yüzün, o derin dondurucu bakışlarınla, dünyanın gözleri önünde zerre kadar itibar edilmeyeceksin!
Şimdi aldın mı alacağını Adolf Merkel?
*
Diyorlar ki, “bu Baykal’a bir şey söyle...” Ne diyeyim? Zavallı kasetzede...
Diyorlar ki, “İngiliz Anahtarları’nı boş koymaya gelmez!” Sıkıntı yoook! Gözüm üstlerinde!
Diyorlar ki “Davutoğlu neden susuyor?” Bana ne?
Diyorlar ki “iki gündür nerelerdeydin?” Evimde...
Diyorlar ki “Gazeten ile hoş musun?” Hoş olayım, olmayayım, gazete benim, kime ne?
Diyorlar ki “Melih Gökçek-Bülent Arınç polemiği için ne diyorsun?” Aman sen de!
Ne diyeyim? Susam Sokağı sakini, FETÖ’nün İsrail imamını “şahit göstermiş” Daha ne desin?
Kendini nasıl belli etsin?
Melih Gökçek’e gelince... Doğru söylüyor lakin, neden taksit taksit? Neden şimdiye kadar söylemedin?
*
Yetmez! Bugün de paylaşacağım işte!
Kulağınıza küpe olsun diye...
“İnsan kaçarsa, itler saldırır emmi
Dik duran insan, iti yıldırır emmi
Hele bir yiğitçe hücum eyle de gör
İtler de, sahibi de çıldırır emmi.”