Sözcü’nün Kılıçdaroğlu yayını tepki çekmişti! CHP’li isimden sert tepki: Dün reklam için kapısında bekleyenler bugün alay ediyor
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
CHP’nin fikir abilerinden Dr. Zeki Çetin, Sözcü TV’de CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik sergilenen alaycı tutuma sert tepki göstererek; geçmişte Kılıçdaroğlu sayesinde makam sahibi olup bugün fotoğraflarını duvarlardan indirenleri ve "Yaşasın yeni kral" diyerek Özgür Özel ile Ekrem İmamoğlu’nun peşinden koşanları vefasızlıkla suçladı.
CHP’ye yakınlığıyla bilinen Dr. Zeki Çetin, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik parti içi vefayı ve medya ambargosunu sert sözlerle eleştirdi.
“ZAMANINDA REKLAM İÇİN KAPISINDA BEKLEYENLER…”
Geçmişte Kılıçdaroğlu’nu yönetim anlayışı nedeniyle kendisinin de eleştirdiğini hatırlatan Çetin, Sözcü TV ekranlarında Kılıçdaroğlu’na karşı sergilenen tavra tepki göstererek, “Bir zamanlar Kılıçdaroğlu'ndan destek ve reklam alabilmek için kapısında bekleyen bazı sözde gazetecilerin ve sözde televizyoncuların, bugün 78 yaşındaki bir siyasetçiye karşı küçümseyici ve alaycı bir dil kullanmalarını kabul edilebilir bulmuyorum” dedi.
“ELİNİ ETEĞİNİ ÖPEREK SİYASETTE YER EDİNENLER…”
Parti içindeki güç odaklarının sürekli el değiştirdiğini ve dünün sadık isimlerinin bugün Kılıçdaroğlu'nu yalnız bıraktığını vurgulayan Çetin, CHP içindeki bazı kesimlerin vefasızlığını şu çarpıcı alıntıyla gözler önüne serdi: “Kemal Kılıçdaroğlu'nun elini eteğini öperek siyaset sahnesinde yer edinen, elde ettikleri makam ve mevkileri ona borçlu olan bazı kişiler, bugün sanki 2010-2023 arasındaki Kılıçdaroğlu dönemi hiç yaşanmamış gibi davranmakta ve o döneme ait genel başkanlık resimlerini duvarlardan indirmekteler.”
“NAMUSLULAR DA NAMUSSUZLAR KADAR CESUR OLMALI”
Açıklamasında mevcut CHP yönetimine de uyarıda bulunan Çetin, dün Deniz Baykal’a ve Önder Sav’a sadakat gösterenlerin bugün de aynı çıkar ilişkisiyle Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu’nun yanında saf tuttuğunu vurguladı. Bu durumu “Yaşasın yeni kral” anlayışı olarak nitelendiren Dr. Zeki Çetin, yazısını İsmet İnönü’nün tarihi bir sözüyle bitirerek partiyi ahlaki bir hesaplaşmaya davet etti: “Eğer bir hata varsa ve siz de o dönemin parçası olduysanız, 'Biz de aynı ekibin içindeydik, dolayısıyla bizim de sorumluluğumuz vardır' deme erdemini göstermeniz gerekir... 'Namuslular da namussuzlar kadar cesur olmalıdır' sözünün tam da anlam kazandığı bir zaman.”
ÇETİN’İN YAYINLADIĞI AÇIKLAMA ŞÖYLE:
Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nu görevi başındayken yönetim anlayışı bakımından eleştirmiş biri olarak şunu ifade etmek isterim:
Mayıs 2010 ile Kasım 2023 tarihleri arasında CHP Genel Başkanlığı görevini yürüten Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun elini eteğini öperek siyaset sahnesinde yer edinen, elde ettikleri makam ve mevkileri ona borçlu olan bazı kişiler, bugün sanki 2010-2023 arasındaki Kılıçdaroğlu dönemi hiç yaşanmamış gibi davranmakta ve o döneme ait genel Başkanlık resimlerini duvarlar da indirmekteler.
Şunu açıkça söylemek isterim ki; eğer Kemal Kılıçdaroğlu'nun genel başkanlık dönemini yok sayıyorsanız, o dönemde onunla birlikte siyaset yapan, onun sayesinde makam sahibi olan ve onunla aynı masada oturup aynı imkânlardan yararlanan sizler de kendi siyasi geçmişinizi yok saymış olursunuz. Öncelikle bunu kabul etmeniz gerekir.
Kemal Bey görevdeyken kendisine "Piro" diyerek bağlılık gösterenlere sesleniyorum:
Sizler dün Deniz Baykal'a da aynı bağlılığı gösteriyordunuz. Önder Sav'a da aynı sadakatle yakındınız. Kemal Kılıçdaroğlu'na da aynı duygularla bağlı olduğunuzu ifade ediyordunuz. Bugün ise aynı bağlılığı Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu için sergiliyorsunuz.
Size acımıyorum; ancak Sayın Özgür Özel'e ve Sayın Ekrem İmamoğlu'na üzülüyorum. Çünkü bu anlayışın sahipleri, yarın kendilerini yeni makamlara taşıyacak başka bir isim bulduklarında, bugün bağlılık gösterdikleri kişileri de terk edeceklerdir.
Bu isimleri tek tek saymama gerek var mı? Gerek olduğunu düşünüyorsanız, CHP'nin Eylül 2000 ile Kasım 2023 arasında kesintisiz şekilde görev yapan ve her dönemde yeni güç merkezlerine göre pozisyon alan isimlerine bakmanız yeterli olacaktır.
Elbette Kemal Kılıçdaroğlu'nun görevden ayrılmasını ya da olası bir butlan kararıyla yeniden göreve dönmesini kabul etmeyebilirsiniz. Bu sizin demokratik hakkınızdır. Herkes yasalar önünde eşittir. Ancak bazı davranışlar vardır ki ne insanlığa, ne siyasi ahlaka ne de temel hak ve özgürlük anlayışına sığmaktadır.
19 Haziran akşamı Sözcü TV'de konuk olan Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'na karşı sergilenen saygısız tavırları doğru bulmuyorum. Bir zamanlar Kılıçdaroğlu'ndan destek ve reklam alabilmek için kapısında bekleyen bazı sözde gazetecilerin ve sözde televizyoncuların, bugün 78 yaşındaki bir siyasetçiye karşı küçümseyici ve alaycı bir dil kullanmalarını kabul edilebilir bulmuyorum.
İnsanlar elbette eleştiri yapabilir. Kılıçdaroğlu'nu eleştirebilirler. Ancak eleştiri başka, aşağılama başkadır. Hiç kimsenin, kim olursa olsun, bir insanı küçük düşürmeye hakkı yoktur. Bu tür tavırları kime karşı yapılırsa yapılsın kınıyorum.
Dün "Piro" diyerek peşinden koştuğunuz bir liderin bugün hata yaptığını söylüyorsanız, o hatalarda sizin de payınız olduğunu kabul etmeniz gerekir.
Şimdi çıkıp "Kemal Bey hata yaptı, biz de kendisini bıraktık" diyorsanız, size söyleyecek bir sözüm var:
Sizler dün olduğu gibi yarın da yeni güç odaklarına yönelebilecek insanlarsınız. Bugün Özgür Özel'e veya Ekrem İmamoğlu'na bağlılık gösterenler, yarın başka bir güç merkezi oluştuğunda aynı tavrı onlara karşı da sergileyebilirler.
Belki bazılarınız siyaseti bir geçim kapısı hâline getirmiş olabilir. Belediyelerde görev alıyor olabilir, çeşitli imkânlardan yararlanıyor olabilir veya geçmişte bu imkânlardan yararlanmış olabilir. Bunları anlayabilirim.
Ancak itirazımız tam da buradadır. Birlikte yol yürüdüğünüz insanlara karşı vefa göstermek ayrı bir şeydir; çıkar ilişkileri sona erdiğinde dün birlikte olduğunuz insanları hain ilan etmek ise bambaşka bir şeydir.
Eğer bir hata varsa ve siz de o dönemin parçası olduysanız, "Biz de aynı ekibin içindeydik, dolayısıyla bizim de sorumluluğumuz vardır" deme erdemini göstermeniz gerekir.
Şayet siz kendinizi hain olarak görmüyorsanız, neden yalnızca Kemal Kılıçdaroğlu'nun sokaklarda "hain" ilan edilmesine sessiz kalıyor, hatta buna katkı sağlıyorsunuz?
Peki, şimdi hain kimdir?
Bu sorunun cevabını kamuoyunun vicdanına bırakıyorum.
Bizler yıllarca Kemal Kılıçdaroğlu'nu uyardık. "Sayın Genel Başkan, Makyavelist anlayışa sahip, narsistik ve çıkar odaklı kişileri etrafınızda toplamayınız. FETÖ uzantılarıyla veya onlara sempati duyan çevrelerle aranıza mesafe koyunuz. Çünkü bunlar günü geldiğinde sizi de terk ederler; geçmişte Deniz Baykal'a ve Önder Sav'a yaptıkları gibi" dedik.
Aralık 2016'da Nazlı Ilıcak'ın alkışlatıldığı dönemde Kemal Bey'e destek verenler, neden dönüp de "Sayın Genel Başkan, Nazlı Ilıcak'ın bu partide ne işi var?" diye sormadılar?
Bugün yıl 2026. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, parti içine sızan FETÖ yapılanmasını zamanında yeterince fark edemediğini ifade etmektedir.
Belki de bunun sebebi, o dönemde etrafını kuşatan ve kendisini sürekli övgülerle çevreleyen insanların gerçekleri görmesini zorlaştırmış olmasıdır. Güçlü olduğu dönemde çevresindeki kalabalıklar gerçekleri perdelemiş, koltuk kaybedildikten sonra ise takke düşmüş, kel görünmüştür.
Dün "Piro" diyenlerin önemli bir kısmı bugün "Yaşasın yeni kral" anlayışıyla hareket etmektedir. Bu yüzden Kemal Bey de bugün geçmişte göremediği bazı gerçekleri daha net görmeye başlamıştır.
En azından bizim gibi partinin sol değerlerini önceleyen insanlardan özür dileme erdemini göstermiştir.
Ancak sizler, yeni güç merkezlerine yakın durma yarışına girerken, Cumhuriyet Halk Partisi'nin temel ilkelerini ikinci plana itmiş durumdasınız.
Belli ki İsmet İnönü'nün şu sözü bugün de güncelliğini korumaktadır:
"Namuslular da namussuzlar kadar cesur olmalıdır" sözünün tamda anlam kazandığı bir zaman.
Dr. Zeki ÇETİN


