Siyonizm’in Kanlı Yol Haritası: İsrail Hitler ve İnönü eliyle kuruldu
Yazar Yücel Kaya, 20. yüzyıl trajedilerinin perde arkasını araladığı analizinde, NAZİ zulmünden VARLIK VERGİSİ’ne kadar uzanan sürecin aslında İsrail’in demografik ve ekonomik temelini atmak için kurgulanan küresel bir proje olduğunu savundu. HİTLER’i Siyonizm’in "gizli istihkam subayı", İsmet İNÖNÜ’yü ise Yahudi sermayesini İsrail’e pompalayan "stratejik yardımcı" olarak tanımlayan Kaya; tarihin en büyük aldatmacasının, mazlum maskesi altına gizlenmiş kirli bir plan olduğunu ileri sürdü. İşte Kaya'nın o yazısı...
YÜCEL KAYA
Tarih kitaplarının “talihsiz olaylar silsilesi” olarak ambalajladığı 20. yüzyıl trajedileri, aslında küresel bir projenin adım adım hayata geçirilmesinden başka bir şey değildi.
Dün, Hitler zulmü gerekçesiyle “MAZLUM” maskesiyle arz-ı endam edenlerin, aslında kendi devletlerini kurmak uğruna soydaşlarını nasıl bir ateşin içine attıkları;
Adolf HİTLER ve İsmet İNÖNÜ ile hangi gizli pazarlıklara oturdukları artık mızrağın çuvala sığmadığı bir gerçektir.
Basel 1897: Kirli ajandanın doğum yeri
Her şey, 1897 yılında İsviçre’nin Basel kentinde toplanan I. Siyonist Kongresi ile başladı.
Teodore HERZL liderliğindeki Siyonist üst akıl, Yahudi Devleti’nin yol haritasını o gün çizmişti. HERZL günlüğüne şu kan donduran notu düşmüştü:
“Ben bugün burada Yahudi Devleti’ni kurdum. Belki beş yıl, ama şüphesiz elli yıl içinde herkes bunu böyle bilecek.”
İşte bu elli yıllık süre zarfında yaşanan her acı, her sürgün ve her katliam, Basel’de alınan o kararların birer uygulama safhasıydı.
Basel’de alınan karar sonrasında Sultan Abdülhamid Han’dan toprak istemelerini, İçimizdeki hainler tarafından Abdulhamit Han’ın tahttan indirilip sürgün edilmesini ve ardından gelişen olayları biliyorsunuz.
Ben bugün hiç kimsenin bilmediği, dünya tarihinin üzerini örttüğü bir konuyu gündeme getirmek istiyorum.
“Nedir o hiç kimsenin bilmediği konu?”
Dediğinizi duyar gibiyim!
Önce derin bir nefes alıp okumaya devam edelim.
Proje: İnsansız toprağa, insan taşıma operasyonu
1900’lerin başında Filistin topraklarında bir devlet kurmak isteyen Siyonist irade, devasa bir engel ile karşı karşıyaydı: Nüfus.
Filistin topraklarındaki Yahudi nüfusu İsrail Devleti’ni kurmak için yetersizdi. Dünyanın dört bir yanındaki Yahudilerin bir şekilde Filistin topraklarına taşınması gerekiyordu.
Ancak;
Avrupa’nın konforlu şehirlerinde, Türkiye’nin ticaret merkezlerinde refah içinde yaşayan Yahudileri, çöl ortasında istikrarsız bir coğrafyaya ikna etmek imkansızdı.
Yahudileri Filistin’e getirmek için bir yol bulunmalıydı!
İşte tam bu noktada, tarihin en kirli senaryosu devreye sokuldu:
Yahudilerin “Filistin’e gelmeleri” değil, “Avrupa ve Türkiye’den kovulmaları” gerekiyordu.
Hitler: Siyonizm’in “gizli” istihkam subayı
Resmi tarih, HİTLER’i Yahudi düşmanı bir canavar olarak resmeder. Ancak madalyonun öteki yüzü, NAZİ zulmünün aslında İsrail’in kuruluşuna hizmet eden en büyük motor olduğunu gösteriyor.
Alman Yahudilerini toplama kamplarına mahkûm eden süreç, aslında bir “zorunlu göç” projesiydi. Mesele onları gaz odalarında yok etmek değil, oradaki sermaye ve nüfusu Ortadoğu’ya pompalamaktı.
HİTLER, bu büyük projede kendisine biçilen “korku figürü” rolünü oynamış; Avrupa Yahudiliğini tasfiye ederek İsrail’in demografik temelini bizzat atmıştır.
Küresel kapan: ABD ve İngiltere’nin kirli rolü
Küresel tiyatronun diğer sahnesinde ise ABD ve İNGİLTERE, sözde demokrasi adına kapılarını Yahudi mültecilere kapatarak onları adeta kapana kıstırıyordu.
1939 BEYAZ BELGE kotaları ve ABD’nin vize reddi, çaresiz insanları MOSSAD’ın öncülü olan MOSSAD LEALIYAH BET gibi yeraltı örgütlerinin kucağına itti.
Dünyanın her yerinde yollar kapatılırken, tek bir açık kapı bırakılmıştı:
Siyonizm’in kurguladığı Filistin rotası.
Kanlı tezgahın Türkiye ayağı: Milli Şef ve Varlık Vergisi tezgahı
Oyunun Türkiye ayağında ise sahnede İsmet İNÖNÜ vardı.
1942 yılında çıkarılan VARLIK VERGİSİ, güya savaş ekonomisi için çıkarılmış bir tedbir ya da Sermayenin Türkleştirilmesiydi. Oysa gerçek niyet bambaşkaydı.
İstanbul, Bursa ve İzmir’in ticaretini elinde tutan Yahudi sermayesi, yakında kurulacak İsrail devletinin ekonomik can suyu olacaktı!
CHP eliyle yürütülen bu zulüm süreciyle varlıklı Museviler iflas ettirildi, Malı mülkü ellerinden alındı. AŞKALE sürgünleriyle taş ocaklarında çalıştırıldı, gözdağı verildi.
Sonuç tam da planlandığı gibi oldu:
Türkiye’de can ve mal güvenliği kalmadığına ikna edilen Yahudiler, her şeylerini bırakarak apar topar yeni kurulan İsrail’e koştular.
Siyonist üst akıl bu hamlesiyle Siyonistlerin “finansman ve kalifiye nüfus” ihtiyacını İsmet İNÖNÜ sayesinde Anadolu üzerinden karşılamış oldu.
Resmi kayıt yok ama ortada resmi bir sonuç var
Tarih, sadece kazananların yazdığı bir masal değildir.
1935-1945 arası yaşananlar, aslında Siyonistlerin dünya genelindeki Yahudileri Filistin’e toplamak için kurguladığı devasa bir kumpastı.
Özetlemek gerekirse;
Nazi Almanyası’nın Yahudilere yönelik politikaları:
•Vatandaşlıktan dışlama
•Ekonomik tasfiye
•Fiziksel imha sonucunda Avrupa’daki Yahudi varlığını ya yok etti ya da kaçmaya zorladı.
1933–1945 arasında yüz binlerce Yahudi:
•Avrupa’dan kaçtı
•Güvenli liman aradı
•Filistin, bu limanlardan en önemlisi hâline getirildi.
Burada kritik nokta şudur:
Zulüm olmasaydı bu göçün hızı ve ölçeği mümkün değildi.
Türkiye’de yaşananlar, Avrupa’da yaşananlardan farklı değildi. Ekonomik ve psikolojik baskı, Yahudilerin Aşkale’de taş ocaklarında çalıştırılması, benzer Avrupa ile aynı sonucu doğurdu.
•Varlık Vergisi ile Yahudi sermayesi tasfiye edildi
•Aşkale sürgünleriyle “istenmeyen unsur” mesajı verildi
•Hukuki eşitlik fiilen askıya alındı
Bu süreçten sonra Türkiye Yahudileri için şu algı oluştu:
“Bu ülkede yarın ne olacağı belli değil. Filistin’e göç etmek gerek.”
Sonuç:
1940’ların sonlarından itibaren Türkiye’den Filistin’e ciddi bir Yahudi göçü başladı.
1948 sonrası bu göç hızlandı.
Cellat (Hitler), yardımcı (İnönü) ve planlayıcı (Siyonist Üst Akıl) arasındaki bu kirli ittifak, tarihin en büyük aldatmacası olarak kayda geçmiş, Hitler ile İnönü’nün uyguladığı zulüm politikaları Filistin Topraklarında bir İsrail Devleti’nin kurulmasını sağlamıştır.














