Siyonistlerin haydutluğuna Hakan Fidan'dan tokat gibi cevap! Uluslararası sulardaki alçaklığın adı resmen korsanlıktır!
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, katil İsrail’in Gazze'ye insani yardım götüren Küresel Sumud Filosu’na uluslararası sularda düzenlediği kalleş saldırıya çok sert tepki göstererek, yaşanan barbarlığın dünya literatüründeki adının net bir şekilde korsanlık olduğunu tüm dünyaya ilan etti.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İsrail'in Gazze'ye insani yardım ulaştırmak amacıyla uluslararası sularda seyreden Küresel Sumud Filosu'na saldırısına ilişkin, "Uluslararası hukuka, deniz güvenliğine ve seyrüsefer serbestisine açıkça aykırı bir durumla karşı karşıyayız. Tabii bunun literatürdeki adı korsanlıktır, biliyorsunuz." dedi.
Bakan Fidan, Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul ile Berlin'deki görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu.
Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Bakan Fidan, Türkiye'nin bulunduğu coğrafyada uzun yıllardır devam eden savaşlar, işgaller, iç çatışmalar, terörle mücadele ve bunların getirdiği yıkımla karşı karşıya olduğuna dikkati çekerek "Türkiye, bölgesindeki demokratik, kalkınmış ve Avrupa Birliği ile entegrasyon sürecinde olan bir ülke olarak barışın ve istikrarın kıymetini yeterince bilmektedir." değerlendirmesinde bulundu.
Fidan, Türkiye'nin çevresindeki tüm çatışmalarda ilk refleksinin savaşların bir an önce sona erdirilmesi yönünde olduğunu belirterek, bunun Ankara'nın barış ve istikrara verdiği önemin göstergesi olduğunu ifade etti.
Afrika'daki çatışmalarda, Ukrayna'da, Gazze'de ve İran ile ABD arasındaki ihtilafta da aynı tavrı ortaya koyduklarını hatırlatan Fidan, "Amacımız meselelerin savaş yoluyla değil, diyalog yoluyla çözümüdür. Biliyoruz, bu naif bir istek gibi de görünebilir ama güçlü ülkelerin bir araya gelip çıkar yol buldukları, ortaya gerekli 'havuç-sopa' taktiğini koydukları ortamda bunlar uygulanabilir şeyler." dedi.
Fidan, Pakistan ara buluculuğunda yürütülen ABD-İran görüşmelerinde iyimser olmak istediklerini dile getirerek, "Bunun zemini de nedenleri de mevcut. İnanıyoruz ki hem Amerika hem İran, hem Hürmüz Boğazı'nın açılması hem de savaşın yeniden başlamaması konusunda yeterince motivasyona sahipler. Her ikisi de farklı sebepleri olmakla birlikte. Açıkçası, her iki tarafın da uygun ara buluculuk yöntemleri ile gerekli çabayı ortaya koydukları zaman bir orta yolda buluşmaması için hiçbir sebep olmadığına inanıyoruz." diye konuştu.
Uluslararası kamuoyunun İran ile ABD arasındaki gerilim başlamadan önceki düzene geri dönülmesi konusunda aynı görüşte olduğunu vurgulayan Fidan, "Aslında, Avrupa başta olmak üzere uluslararası toplumun ortaya koyduğu birleşik tutum savaşın bir an önce durması, boğazın açılması, serbest ticaretin başlaması, enerji güvenliğine ve dünya piyasalarına oluşan tehdidin ortadan kalkması, ki biliyorsunuz gübre ürünlerinden dolayı gıdaları da etkilemekte, tekrar eski sisteme dönülmesi konusunda uluslararası kamuoyu neredeyse ittifak etmiş durumda. Bu ittifakın bir diplomatik baskı aracına dönüştürülerek tarafların nezdinde kullanmasının da önemli olduğunu düşünüyorum." ifadesini kullandı.
Fidan, Türkiye'nin ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerde elinden gelen katkıyı verdiğini ifade ederek, bu konuda Pakistan'daki ve ABD'deki meslektaşlarıyla yakın iletişim içinde olduklarını belirtti.
Türkiye'nin, krizleri çözmede Amerikan tarafıyla da İran tarafıyla da Orta Doğu'daki taraflarla da tecrübeleri olduğuna dikkati çeken Fidan, "Esas itibarıyla herkes elinden geleni gücü yettiğince yapmaya çalışıyor. Aslında uluslararası toplumun bu konuda birleşik tutum ortaya koymuş olması herkesin bir an önce boğazın açılmasını, savaşa geri dönülmemesini görmek istemesi bizim gibi bu konuda emek harcayan aktörlere de aslında büyük destek vermekte. Ben bu konuda sayın meslektaşıma da ve onun şahsında diğer Avrupa Birliği'ndeki arkadaşlara da ayrıca teşekkür ediyorum." diye konuştu.
- İran'daki zenginleştirilmiş uranyum sorunu
Fidan, İran'ın nükleer dosyasıyla ilgili yürütülen müzakerelerin 20 yıldan uzun sürelik bir mazisi olduğuna işaret ederek, "İran'ın üyesi bulunduğu NPT'nin (Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması) şartlarını yerine getirmek ve onun sınırları içinde kalma şartıyla kendisine uygulanan ambargoların kaldırılmasının nasıl mümkün olacağı konusunda yıllardır devam eden bir müzakere süreci var. Bir dönem Ortak Kapsamlı Eylem Planı (JCPOA) ile bir müzakereye ulaşılmıştı. Daha sonra bazı çevresel şartlardan dolayı o Amerika tarafından kabul edilmedi. Şimdi yeni bir müzakerenin eşiğindeyiz." ifadesini kullandı.
İran ile ABD arasındaki müzakerelerin merkezinde, Hürmüz Boğazı'nın açılması ve zenginleştirilmiş uranyumun ya ülke dışına çıkartılarak ya da yüzde 3,5 seviyelerine kadar inceltilerek ülkede nükleer silah yapacak derecede uranyumun bulunmamasının sağlanması olduğunu belirten Fidan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Zaten 2025 hazirandaki nükleer tesislere yönelik saldırıdan sonra bu yüksek miktarda zenginleştirilmiş uranyumlar şu anda enkaz altında. Büyük tünellerin yıkılması sonucunda yani pratikte de buna şu anda herhangi birisinin ulaşma imkanı yok. Bunlar uzaydan da Amerikalılar tarafından gözetlenmekte. Şu anda pratikte aslında tehdit oluşturan bir durum yok ama ileride bunun devam ettirilebilmesi için tarafların kendi aralarında bir nükleer müzakereye varmaları, sonuçlandırmaları gerekiyor. Ben İran tarafının nükleer müzakerelerde gereken şartlara uyum sağlamayı kabul etmede prensipte bir sorun olduğunu görmüyorum ama burada karşılığında ne, nasıl alınacak, hangi sıralamayla alınacak ve beraberinde hangi şartlar getirilecek o konuda taraflar arasında bazı ihtilaflar var. O da ifade ettiğim gibi çok detaylı konular. Burada onun detayına girmek istemiyorum. Şu anda yürüyen müzakereleri desteklemeye devam edeceğiz."
- İsrail'in Küresel Sumud Filosu'na saldırısı
Fidan, İsrail'in Gazze Barış planıyla ortaya konulan insani yardımlar ve ilaçlar gibi hususları karşılamadığına işaret ederek, Mısır, Katar, Türk, ABD tarafları ve Gazze heyetinin haftalardır görüşme trafiğinde olduğunu belirtti.
Tarafların barış planı sürecinin ikinci aşamaya nasıl taşınacağına ilişkin görüşmeler yaptığını dile getiren Fidan, "Bizim gördüğümüz birinci aşamada ihlaller devam ediyor ama savaş şartlarına nazaran bir miktar iyileşme var. Ancak ideal olan sayın meslektaşımın da söylediği gibi 20 maddelik Gazze Barış Planı'nın bir aşamalandırmayla hayata geçmesi ve Gazze'de şu anda 2 milyondan fazla insanın içinde bulunduğu şartların bir an önce iyileştirilmesi. Bizim bir numaralı önceliğimiz bu." diye konuştu.
Fidan, Küresel Sumud Filosu'nda 40 ülkeden 400'den fazla katılımcının yer aldığını kaydederek, "Şu anda 25 gemiye müdahale edildiği tahmin edilmekte. Uluslararası hukuka, deniz güvenliğine ve seyrüsefer serbestisine açıkça aykırı bir durumla karşı karşıyayız. Tabii bunun literatürdeki adı korsanlıktır, biliyorsunuz." dedi.
Filoya katılan tüm aktivistlerin can güvenliğinin her şeyden önce geldiğini vurgulayan Fidan, Filoda vatandaşı bulunan bütün ülkelerle temas halinde olduklarını, vatandaşların güvenli biçimde geri dönmesi için ilgili kurumlarla ve diğer ülkelerle çalışmaya devam ettiklerini söyledi.