RTÜK'ten sert müdahale gerekli: Diziler akran zorbalığını ve çeteleşmeyi besliyor
Uzmanlar, şiddet ve suç temalı dizilerde öne çıkarılan karakterlerin çocuklar için tehlikeli rol modeller haline geldiğini belirtiyor. Bu içeriklerin akran zorbalığını bireysel düzeyden çıkararak çeteleşmeye ve toplu şiddete dönüştürdüğü uyarısı yapılıyor.
Uzmanlar, şiddet ve suç temalı dizilerde öne çıkarılan karakterlerin çocuklar için tehlikeli rol modeller haline geldiğini belirtiyor. Bu içeriklerin akran zorbalığını bireysel düzeyden çıkararak çeteleşmeye ve toplu şiddete dönüştürdüğü uyarısı yapılıyor.
Uzmanlar, şiddet ve suç temalı televizyon dizilerinde sunulan karakterlerin çocuklar ve ergenler için tehlikeli rol modeller haline geldiği uyarısında bulunuyor. Bu yapımlarda şiddetin, güç ve saygınlıkla özdeşleştirilmesinin akran zorbalığını, şiddeti ve çeteleşme eğilimlerini artırdığı belirtiliyor.
Gençlerin gündelik yaşamında giderek daha belirleyici hale gelen televizyon dizileri ve sosyal medya içeriklerinin, özellikle ergenlik dönemindeki çocuklar üzerinde dolaylı ama güçlü bir etki oluşturduğu ifade ediliyor. Uzmanlara göre, bu mecralarda suç ve şiddetin normalleştirilmesi, bireysel zorbalığın ötesine geçerek grup halinde şiddet davranışlarını tetikliyor.
“Diziler akran zorbalığını besliyor”
Klinik Psikolog Melis Gökhan Acartürk, şiddet içerikli dizilerin Türkiye’de artan akran zorbalığıyla doğrudan ilişkili olduğunu söyledi. Özellikle erkek karakterlerin çoğunlukla kaba, mafyatik ve suçla iç içe figürler olarak sunulduğunu belirten Acartürk, bu durumun gençler üzerinde olumsuz etki oluşturduğunu vurguladı.
Acartürk, “Dizilerde mafyatik işler yapan, kaba saba karakterler güçlü ve havalı olarak gösteriliyor. Oysa geçmişte dizilerde daha çok aile yapısını temsil eden figürler öne çıkardı. Aile kültürünün desteklenmesi, çocukların da bunu örnek almasını sağlar. Dizilerdeki karakterlerin, birçok olumsuz davranışın oluşmasında önemli rol oynadığını düşünüyorum.” dedi.
Sosyal medya ve diziler bir ‘öğrenme alanına’ dönüştü
Dizilerle birlikte sosyal medyada üretilen içeriklerin de aile yapısını hedef aldığına dikkat çeken Acartürk, ergenler için bu mecraların adeta bir öğrenme alanına dönüştüğünü ifade etti.
“Çocuklar dizilerde ve sosyal medyada viral olan davranışları kopyalıyor ve kendi hayatlarına uyarlıyor. O karakterler gibi davranmaya başlıyorlar. Bu nedenle diziler daha sağlıklı aile yapısını temel alacak şekilde üretilmeli.” diye konuştu.
Çeteleşme tehlikesi artıyor
Acartürk, dizilerde yeterince dikkat çekilmeyen en önemli risklerden birinin çeteleşme olduğunu vurguladı. Şiddet uygulayan, kolay yoldan para kazanan ve grup halinde hareket eden karakterlerin gençler için cazip hale geldiğini belirten Acartürk, bunun ciddi bir toplumsal tehlikeye dönüştüğünü söyledi.
“Çocuklar çatışmayı ve çeteleşmeyi güç göstergesi olarak algılamaya başlıyor. Yasaklı madde kullanımının bile bazı yapımlarda normalleştirildiğini görüyoruz. Bu durum, çocukların ‘Yanlış bir şey yok’ diyerek bu davranışları hayatlarına taşımalarına yol açıyor.” ifadelerini kullandı.
“Kötülüğü güç zanneden bir nesil ortaya çıkıyor”
Akran zorbalığının artık yalnızca bireysel değil, örgütlü ve grup halinde görüldüğünü dile getiren Acartürk, çocukların bir gruba ait olma ihtiyacıyla çeteleşmeye yöneldiğini belirtti.
“Çocuklar hem bir gruba ait oluyor hem de kendilerine sosyal statü kazandırdıklarını düşünüyor. Maalesef kötülüğü güç olarak zanneden bir nesil ortaya çıkıyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Ailelere çağrı
Acartürk, ailelerin çocuklarıyla kurduğu iletişimin hayati öneme sahip olduğunu vurgulayarak, şu çağrıda bulundu:
“Çocuklara iyiliğin doğru, kötülüğün ise havalı olmadığını anlatmalıyız. Çocuklar konuşulmadığında kendilerini değersiz hissediyor. Değersizlik duygusu da akran zorbalığını besliyor. Anne babalara önerim, çocuklarıyla iletişim kursunlar, günlerinin nasıl geçtiğini sorsunlar, arkadaş ilişkileriyle ilgilensinler. Çocuklar, arkalarında güvenebilecekleri bir aile olduğunu bilmeli.”
Kaynak: AA