• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Ramazan ayında okunması gereken kitaplar -6-

Yeniakit.com.tr yazarı Hüseyin Acarlar’dan evde kaldığımız bu mübarek Ramazan ayında kitap severler için yeni bir kitap tavsiyesi var.

Yeniakit Publisher
2020-05-07 02:03:00 - 2020-05-07 02:04:57
Ramazan ayında okunması gereken kitaplar -6-

 Hüseyin Acarlar    yeniakit.com.tr 

Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler

Kitap, 1985 yılında ilk baskısını yaptı.
Kitabın yazarı; Yedi güzel adamdan Rasim Özdenören
“Yedi Güzel Adam” tabiri, ‘Yedi Güzel Adam’ şiirinin yazarı ve yedi güzel adamın dünyadan en erken gideni Cahit Zarifoğlu’nun miras bıraktığı bir isim.

Yakın dönem Edebiyat ve düşünce tarihimizde önemli etkiler bırakmış onlarca ismin yollarının aynı şehir ve aynı okulda kesiştiği, yegane güzellikti onların ki. Başta Sezai Karakoç olmak üzere, Nuri Pakdil, Akif İnan, Rasim Özdenören, Alaaddin Özdenören, Erdem Bayazıt ve Cahit Zarifoğlu'nun Maraş merkezli başlayan ve sonraki yıllarda devam eden birliktelikleri Diriliş, Edebiyat, Mavera ve daha onlarca edebiyatımızın unutulmaz dergilerini ortaya çıkarmış bu isimler üzerinden bir nesil yetişti. Hatırlayacaksınız şairler ve düşünce adamlarından oluşan bu Yedi Güzel Adamlar üzerine geçtiğimiz yıllarda TRT dizi yayınlamıştı.

Rasim Özdenören, 20 Mayıs 1940, Kahramanmaraş doğumlu. Şair Alaeddin Özdenören’in ikiz kardeşidir. Özdenören, ilk ve orta öğrenimini Kahramanmaraş, Malatya, Tunceli gibi Güney ve Doğu illerinde tamamlamıştır. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni ve İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Enstitüsünü bitirdikten sonra Devlet Planlama Teşkilatında uzman olarak çalıştı. 2005 yılında müsteşar sıfatıyla genel sekreterlikten emekli oldu.

Rasim Özdenören’in hayatı birazda bir dönemi anlatma gibidir. Özdenören hakkında pek çok tez, dergi özel sayısı ve kitap yazılmıştır. Kendisini anlatan tezlerden bazıları şunlardır:

Rasim Özdenören (Eserlerinin Tematik İncelenmesi). Sağlık, Şaban, On dokuz Mayıs Üniversitesi SBE, Samsun 1992.

Türk Öykücülüğünde Rasim Özdenören. Eronat, Kamuran, Fırat Üniversitesi SBE, Yüksek Lisans Tezi, Elazığ 1995.

Rasim Özdenören- Hayatı- Sanatı- Eserleri. Eryarsoy, Mehmet Nezir, Fatih Üniversitesi SBE, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul 2008.

Bu yönüyle Hayatından bazı kesitleri lüzumlu görüyorum.

Rasim Özdenören, lise öğrenciliği sırasında edebiyatla yakından ilgili bir arkadaş grubunun içindeydi. Cahit Zarifoğlu, Erdem Bayazıt, Alaeddin Özdenören ve Mehmet Âkif İnan’dan oluşan bu grup bir yandan Türkiye’nin önde gelen edebiyat dergilerini izliyor, bir yandan da yerel gazetelerde sanat sayfaları düzenliyordu. Aynı çabalarının uzantısında, o dönemde yayınına ara verilen Maraş Lisesinin yayın organı Hamle dergisini tekrar çıkardılar (1958). Lisedeki grubun içinde hikâyeyle ilgilenen tek kişi Rasim Özdenören’di. O yıllarda yazdığı hikâyeleri Varlık, Seçilmiş Hikâyeler, Türk Sanatı, Dost dergilerine gönderdi. İlk hikâyesi “Akarsu”, Varlık (1 Ocak 1957) dergisinde çıktı. Bu hikâyeden sonra Varlık’ta iki hikâyesi daha çıktı: “Kasap” (1 Mart 1957), “Bayır Dereden Öyküler” (1 Haziran 1958). Aynı yıllarda Türk Sanatı (1957-58) ve Arayış (1958) dergilerinde de hikâyeleri yayımlandı. Sonraki yıllarda Yeni Devir gazetesinde “Notlar” başlığı altında günlük yazılar yazdı (Nisan 1977-Mayıs 83).

Özdenören, 1962 yılında Sezai Karakoç’la tanıştı. Bu tanışma sanat hayatının ve düşünce dünyasının şekillenmesinde etkili oldu. 1962-65 yılları arasında yaklaşık üç yıl yazı yazmadı. Sezai Karakoç’un isteği üzerine tekrar hikâye yazmaya başladı. 1964-65 yıllarında haftalık Yeni İstiklâl gazetesinin sanat sayfasını yönetti. Bu sayfada 1950’li yıllarda yazdığı on hikâyesini yayımladı. Rasim Özdenören’in Yeni İstiklâl’de yayımlanan hikâyeleri şunlardır:

“Eskiyen” (30 Eylül 1964), “Oda” (7 Ekim 1964), “Yolda” (17 Mart 1965, “Yol Ötesi” adıyla Mart 1958’de Türk Sanatı dergisinde de yayımlandı); “Kan Otları” (14 Nisan 1965), “Mani Olunmuş Adam” (26 Mayıs 1965), “Ricat” (7 Nisan 1965), “Çark” (24 Şubat 1965), “Sabah” (24 Şubat 1965), “Koridor” (21 Nisan 1965), “Düğüm” (4 Ağustos 1965, Mahmut Çukuroba adıyla). Yeni İstiklâl’in sanat sayfasında, başta Cahit Zarifoğlu olmak üzere, Alaeddin Özdenören, Erdem Bayazıt, Mehmet Âkif İnan gibi şairlerin eserlerini yayımladı. Özellikle Cahit Zarifoğlu, ilk kitabı İşaret Çocukları’nın on üç şiirini bu sayfada yayımladı.

Rasim Özdenören, 1967 yılında ilk kitabı Hastalar ve Işıklar’ı çıkardı. Daha ilk kitabıyla kendine ait bir hikâye dili kurmayı başardı. Bireyi merkeze alan bu hikâyelerinde toplumsal bağlarından kopartılmış insanın trajedisini anlattı. Kendine ve çevresine yabancılaşmış, hayatta karşılıksız kalmış kişilerin kendileriyle ve çevreleriyle yaşadıkları çatışma, hikâyelerinin değişmez konularından biri oldu. Hastalar ve Işıklar’da her şey bireyin etrafında döner. Yer yer düş ile gerçek birbirine karışır. Çevresince anlaşılamayan birey gittikçe hastalıklı bir duruma sürüklenir. Dramatik bir son neredeyse kaçınılmazlaşır.

İslami kimliğiyle tanınan bir öykücü olmasına rağmen eserlerinde, inandığı şeyleri okuyucusuna dayatmamaya özen göstermiş; vermek istediği mesajı öyküyü zara vermeden, akışı ve yapıyı bozmadan anlatmaya çalışmıştır. Anlatımında dili ustalıkla kullanmış; yer yer şiirsel ifadelere de yer vermiştir.

Çok Sesli Bir Ölüm ve Çözülme adlı hikâyeleri, televizyon filmlerine uyarlanmış; bunlardan ilki, Uluslararası Prag Televizyon Filmleri Yarışmasında jüri özel ödülünü almıştır.

Diğer eserlerini buraya almayacağım. Çünkü oldukça değerli bulduğum eserleri için ayrıca bir tanıtım yazısını elzem görüyorum.

“Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler” küçük hacimli olmasına karşın oldukça derinlikli fikirlerin toplandığı bir eserdir. Kitaptan bazı kesitleri aşağıya aldığımda inanıyorum ki bana hak vereceksiniz. Bu aralar rahatsız olan Rasim Özdenören Ağabeye sıhhat ve afiyetler diliyorum.

Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler’den;

Yoksul çocukları esirgeyip korumak adına düzenlenen balolarda, göbekleri yeterince şişmiş adamların sabahlara kadar vur patlasın çal oynasın vakit geçirirlerken, bu çocukların okuma kitaplarını nasıl satın alabileceğinin hesabının yapıldığı bir dünyada bir bozukluk var demektir. (sayfa 10)

Kâğıt üzerinde özgürlük edebiyatı yapan Batı insanının, sırf moda etkinlikleri çerçevesinde bile insanı metalaştırdığı görülebilir. (sayfa 12)

Hayatımızın hemen her alanında ve hemen her anında etkisini gördüğümüz teknoloji ve teknolojik ürünler Müslümanca niyetlerle programlanmamakta ve bağlı olarak teknoloji, insanı aciz bırakmaktadır. (sayfa 16-17)

Bakışımıza İslam’ın öngördüğü şartlar değil, fakat İslam-dışı dünyanın gözümüze taktığı gözlükler yerleştirilmiştir. (sayfa 36)

Müslümanlar özellikle geçen yüzyılın ortalarından itibaren, İslam-dışı dünyaya, Müslümanca değil, ‘’hümanistçe’’ baktırılmaya başlanmıştır. Böylece, İslam-dışı dünya, İslam’ın emrettiği müsamaha ruhu çerçevesinde değil, fakat hümanistlerin telkin ettiği bir müsamaha ruhuyla görülmeye başlanmıştır. (sayfa 42)

Kapitalist veya sosyalist sistem uygulanmaya devam etsin, fakat bunların tıkandıkları yerde İslam bir çözüm yolu bulsun! Oysa meselenin bu ele alınış tarzı yanlıştır. İslam’ın uygulama sistemine, uygulama mantığına terstir bu durum. Bazı Müslümanların mevcut uygulama içinde ortaya çıkmış olan bazı iktisadi, ticari veya toplumsal ilişkilere İslami bir çözüm yolu aramaya kalkışmaları da yanlıştır. (sayfa 47)

Günümüz Müslümanlarının durumu da bazılarınca bir Don Kişot’luk olarak görülebilir. Şu farkla ki, Müslümanlar, Don Kişot’tan farklı olarak ne yaptıklarının bilincindedirler. Onlar, kendilerine dayatılan yaşama tarzını bilinçle reddetmekte, İslam’ın öngördüğü yaşama tarzına bilinçle talip olmaktadırlar. (sayfa 94)

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Sabri

Gerçekten güzel bir kitap. Teşekkür ederim.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı