Prof. Dr. Hıdır: İnsan kaynakları envanteri çıkarılmalı
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Prof. Dr. Özcan Hıdır, Türkiye'nin insan kaynakları envanterinin çıkarılması ve vatandaşların uzmanlık alanlarından faydalanılmasım gerektiğini söyledi.
İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özcan Hıdır, Türkiye’nin hem yurtdışında hem de yurt içindeki politikalarda başarılarını artırmasının insan kaynakları envanterinin çıkarılmasına bağlı olduğunu söyledi.
“Tecrübe ve uzmanlıklardan faydalanılmalı”
Prof. Dr. Hıdır, Timeturk’ten Fahrettin Dede’ye yaptığı açıklamada, “Yurt dışında eğitim görmüş pek çok insanımız var. Bu arkadaşların tecrübelerinden, uzmanlık alanlarından istifade edilmelidir. Bu konuda yapılması gereken en önemli şey, ‘insan kaynakları envanteri’nin çıkarılmasıdır. Bu çok önemlidir. Bunun da özellikle yurtdışına yönelik yapılmasıdır. Bu bir istihbarat çalışması mantığı ve amacıyla olmamalıdır tabiatıyla. Bu insanların hayat tarzları ve ideolojileri öncelenmeden ülkesini ve milletini sevmeleri, hıyanet etmemeleri durumu öne alınmalı, uygun bir tarzda yurtdışına yönelik tecrübe ve uzmanlıklarından yararlanılmalıdır” ifadelerini kullandı.
“AB’ye üyeliğin Türkiye’ye maliyeti var”
Prof. Dr. Hıdır, Türkiye’nin Avrupa Birliği ile 50 yıldan fazla süredir devam eden üyelik müzakereleri ile alakalı da dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Özcan Hıdır, şunları kaydetti:
“AB konusunda; Türkiye Avrupa'nın kriterlerini zaten belli oranda sağladı. Bundan sonraki süreçte illâ Avrupa diye diretmenin ne derece doğru olduğu üzerinde zihin yormak gerek. Bir strateji-taktik olarak dillendirilmeye devam edilse bile, bunun bir karşılığının olmadığı ortada. Kaldı ki AB'ye girmenin Türkiye için maliyeti de vardır. Biz medeniyet kurucu bir ülkeyiz. Medeniyet kurucu bir ülkenin Avrupa Birliği'ne girmesi artık iddialarından vazgeçmesi anlamına da gelir bir bakıma. Dolayısıyla bir yandan AB perspektifine siyaseten devam ederken AB ile gelecekteki ilişki biçimimizin neliği-niteliğine dair diğer formülasyonlar üzerinde de kafa yormamızın zamanı gelmiştir.”