• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Orhan Pamuk kitabında Atatürk ile dalga mı geçiyor?

Orhan Pamuk'un son kitabında yer alan ifadeler, "Atatürk ile dalga mı geçiyor" sorusunu akıllara getirdi.

Yeniakit Publisher
2021-04-10 13:19:00 -
Orhan Pamuk kitabında Atatürk ile dalga mı geçiyor?

Batıya yaranmak için 1915 olaylarını Ermeni soykırımı kabul eden ve bu skandalıyla Türkiye'nin büyük bölümünün tepkisini çeken Orhan Pamuk, bu kez Kemalistleri kızdırdı. Orhan Pamuk'un, "Veba Geceleri" isimli kitabında yer alan Kolağası Kamil'in Mustafa Kemal'i tasvir ettiğini ileri süren Kemalistler, Pamuk'un Mustafa Kemal ile dalga geçtiğini savundu.

Oda TV'de bir yazı kaleme alan Sevda Kaynar, "Peki Veba Geceleri nasıl bir roman? Nasıl bir sanat eseri? Beş yılda yazılmış, ilahi rastlantıya bakın ki Covid tepemize binince o da zamanın ruhunu yakalamış. Peki öyle mi? Hayır! Veba Geceleri’ni okuyan biri birkaç sayfa sonra romanın asıl amacını, bütün kurgunun ardındaki belki sipariş üzerine tasarlanmış konuyu, sarakayı, zekamızı hiçe sayan ama başarılı olamayan gizli mizahı keşfeder." ifadelerini kullandı.

Hikayenin Minger isimli hayal ürünü bir adada geçtiğini söyleyen Kaynar, adada bir salgın başladığını, herkesin veba ile boğuştuğunu ve ardından Kolağası Kamil'in ortaya çıktığını yazdı.

Yazıda şu ifadeler yer aldı:

Yunan savaşından başka savaş görmemiş, tek madalyası olan, askeri okulu derece ile bitirmiş, annesinin ikinci evliliğinden dolayı ona kırgın, ince bıyıklarını yukarı doğru tarayan yakışıklı genç subay. Romanda onun için şu satırlar da var:

Genç subayın o anda tarihin kendisine vereceği büyük rolü o sırada aklından geçirmediği…

Kolağası Kamil’in evinin bahçesinde çocuk iken kargaları kovaladığı da araya sıkıştırılmıştır. Hala anlamayanlar için. Vebanın korkunç boyutlara geldiği bir gün Kolağası Kâmil postaneyi basar, bütün telgraf sistemine el koyar. Ve daha sonra bir Rum bir eczacının amblemini taşıyan komik bir bayrağı sallayarak Komutan Kâmil olur, daha sonra da Cumhurbaşkanıdır artık.

Mustafa Kemal Atatürk’ün telgraf sistemine ne kadar önem verdiğini, Kurtuluş Savaşı'nda ilk iş olarak bu sistemi düzenlediğini bilenler Kolağası Kamil’in postaneyi basmasındaki ince noktayı anlayacaklardır mutlaka. Uyduruk bir bayrak da yine Kolağası Kâmil tarafından dalgalandırılmakta, Türk bayrağının yazarın gözündeki yeri iyice anlaşılmaktadır.

Abdülhamit devri paşaları, yeni vali tayinleri, adadaki telaş, heyecan, sürekli karantinaya alınan insanlar, bu arada hapse tıkılanlar, adayı terk eden varlıklı aileler, yabancı konsoloslar, adayı Türklerle paylaşan Rumlar, şeyhler vs. vs. Bütün bunlar roman kurgusunu oluşturmak için zaten yazar tarafından oluşturulmuş tiplemeler. Ve ne yazık ki hepsi usta bir romancının yapması gereken ruhsal tahlillerden uzak, tıpkı kapak resmi gibi çiziktirilmiş kişilikler.

İnsan sormadan edemiyor:

Ayrıntılı psikolojik özellikleri verilmeyen, hepsinin figüran olduğu belli bu kişiler için mi beş yıl harcandı? Orhan Pamuk’un romancılığına inanan biri böyle bir soruya evet derse yazarın oluşturduğu kale bir anda yerle bir olur, belki de sipariş üzerine yazılan bu roman yüzünden Orhan Pamuk efsanesi kendi sıradan gerçeğine kavuşur.

Roman 345 sayfa. Son sayfayı bitirdiğinizde büyük romanların sonunda beliren saygı, beğeni dorukları hatta tutku belirmiyor asla. Bir tek soru gelip dayanıyor boğazınıza:

Neden?

Neden Nobel almış bir Türk yazarı o ülkenin içinde bulunduğu durumu es geçip, fikirleri ile gerçek kurtuluş çaresi olan bir büyük insanın, Mustafa Kemal Atatürk’ün hatırasına böyle edebi bir saldırı düzenler?

Onun heykellerini yıkan meczuplara yazarın kendi yüksek seviyesinden yollanan bir onay değil de nedir bu?

Bu noktada Orhan Pamuk’u (onun yazarlığına saygı nedeniyle) belki savunma isteğinden doğan şu yetersiz cümleler de akla gelebilir?

Acaba bu roman bir sipariş üzerine mi yazıldı?

Kendini Türk kimliğinden soyutlamış yazara bu utandığı kimlikten iyice soyunması için şunlar denmiş olabilir mi?

‘Şu Atatürk efsanesine de bi çak bakalım? Ermenileri kestik demen unutuldu, şimdi de en dokunulmaz olanı yerinden kıpırdat, senin romancılığına toz kondurmayanların önüne lezzetli bir yem at.’

Veba Geceleri siparişi yerine getiriyor belki ama okuyucunun bir yazardan daimi siparişi olan iyi roman özelliğini es geçiyor, uzatmalı dizi film senaryolarına taş çıkarıyor.

Belli olmaz belki bir gün dizi de olur, Kolağası Kâmil rolünü canlandıracak aktör de tavsiye üzerine atanır. Mustafa Kemal Atatürk Kurtuluş Savaşı kahramanlığından dizi kahramanlığına geçiş yapar. Senaryoyu kim yazarsa yazsın. Çünkü filmin senaryosu Türk Milleti üzerine kurulan asıl büyük senaryonun fragmanıdır.

Acaba Orhan Pamuk bu romanı yazarken ne biçim duygular içindeydi?

Bir mızıklanma mı yoksa?

Eyy Avrupa anla artık anla beni. Ben sizdenim. Onlardan değilim. Atatürk benim için tek madalyalı Kolağası Kâmil. Uyduruk ada, uyduruk bayrak, uyduruk dil. Mingerce yani. Dil-i geçmiş zamanın dili. Türkiye gibi. Beş yılda beş kere daha hak ettim verdiğiniz Nobel’i.

Ben olsam Veba Geceleri gibi edebi hiçbir yanı olmayan bir romandan sonra uykularım kaçar, tüm şöhretime, saygınlığıma ve edebi kimliğime uygun yeni bir roman tasarlarım.

Veda Geceleri.

Bence bu bir borçtur, bir özür arzusudur.

Bir romanla Türkiye’ye, Türk kimliğine ve onun büyük kahramanına veda edecek olan yazardan artık beklenen budur.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

.....

Ait yöneticileri tam kemalist oldunuz.size ne orhan pamuktan . 
  • Yanıtla

Hsn

Bunlar zaten atatürkü sevmez çünkü HDP ve PKK ile dirsek temasımda olan insanlar bunlar CHP'li yönetimi de dahil.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23