Oldu olacak mezardan çıkarıp polise ceza verin bari: TÜVTÜRK’te topluca saldırdıkları polisi öldürdüler! Tutuklu tek sanık kaldı o da polisi suçladı
Ankara'da araç muayene istasyonunda çıkan kavgada polis memuru Melih Okan Keskin'in üzerine araba sürüp topluca başına çullanarak hayatını kaybetmesine neden olan TÜVTÜRK çalışanlarından 2'si tutuklu 4 sanığı yargılandığı davada, tutuklu sanıklardan Murat Yıldırım da tahliye edildi. Çalışanların hepsi ortak ifade vererek ölen polisi suçlarken, tutuklu tek sanık da suçu olmadığını iddia etti. Kamera kayıtlarında üzerine araç sürüp darp ettikleri görüntüleri izleyen Türk halkı ise bir çok kişinin saldırısına maruz kalmasına rağmen tek bir tutuklu kalmasını eleştirerek “Oldu olacak mezardan polisi çıkarıp ceza verin” demekten kendini alamadı.
Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya tutuksuz sanıklar Rahman Görfidan, Yiğitcan Karlar ile tutuklu sanıklar Murat Yıldırım ve Saruhan Atasoy ile ölen polisin ailesi katıldı. Kimlik tespiti ve iddianame özetinin okunmasının ardından savunmalar alındı. TÜVTÜRK araç muayene istasyonunda tekniker olarak çalışan tutuksuz sanık Rahman Görfidan, "Olay günü maktul benim yanıma gelerek fren lambasını tamir ettiğini söyledi. Ben de kendisini amirime yönlendirdim. Maktul, amirime aracının neden muayeneden kaldığını soruyordu. Agresif tavırlar sergileyerek amirim Buket Hanım'a sinkaflı konuştu. Ben, maktulün Buket Hanım'ı darbedeceğini düşünerek sözlü olarak aralarına girip, ‘Kadına neden küfrettin?' dedim. O esnada Yiğitcan Karlar konuşmaları duyarak yanımıza geldi ve araya girdi, maktule temas etmedi. Maktul bizi iterek ‘Siz karışmayın' dedi. Sonrasında benim yakamdan tuttu, dışarı çıktık. O esnada başka arkadaşlar araya girdi, bizi ayırdılar. Maktul bana vurmadı. Sonrasında maktul aracına yöneldi ve bize ‘Dua edin yanımda silahım yok' dedi. O esnada maktulün polis olduğunu anladım. Ardından ben işimin başına geçtim. Kargaşa esnasında ben yoktum. Yaşanan eylemden haberim yoktu. Ölüm olayından sonradan haberdar oldum. Benim amacım olayları engellemekti. Fiziksel temasım olmadı" dedi.
GÖRÜNTÜLER İFADESİNİ YALANLADI
Sanık beyanlarına karşı mahkeme başkanı, olay gününe ilişkin görüntü kayıtlarında maktulün sanık Rahman'ı iteklemediğini ve hiçbir karşılık vermediğini ifade etti.
Tutuksuz sanık Yiğitcan Karlar, "Ben olay günü Rahman Görfidan ile maktulü ayırmaya çalıştım. Dışarı doğru devam etti. Sonrasında ayrılınca maktul bize dönerek sinkaflı şekilde konuştu. Ben sadece maktulü Rahman'dan ayırmak istedim, temasım olmadı" dedi.
VURMADIM, GÖRMEDİM, DUYMADIM!
Tutuklu sanık Murat Yıldırım, "Olay günü mesai bitimine yakın bir saatti. Yüksek bağırışlı sesler duydum. Tüm TÜVTÜRK çalışanlarına karşı sinkaflı şekilde konuşuyordu. Herhangi bir arbede yaşanmaması için araya girdim. Arbede esnasında ben de geriye doğru savruldum. Suçlamaları kabul etmiyorum. Ben kimsenin maktule vurduğunu görmedim. Ben de maktule vurmadım" dedi.
Tutuklu sanık Saruhan Atasoy, olay esnasında birinci kanalda tekniker olarak çalıştığını, amiriyle maktulün tartıştığına tanık olduğunu dile getirdi.
EZMEYE ÇALIŞTI, YUMRUK ATTI, SUÇU POLİSE ATTI
Maktulün sinkaflı şekilde küfür ettiğini ancak olaya sadece kulak misafiri olduğunu iddia eden sanık Atasoy, "Araçla ilgileniyordum. Maktulün dışarı çıkartıldığını görmedim. Ardından dışarıda bir arbede yaşandı. Ben de kargaşanın olduğu yere gittim. Kimsenin maktule vurduğunu görmedim. Amirlerimiz içeri girmemizi söyledi, otomatik kapılar kapatıldı. Ben işime devam ettim. Muayenesini yaptığım bir araç vardı, araç muayeneden geçmişti. Teslim etmek için dışarıya çıkarttım. Önümde beyaz tişörtlü birisi vardı. Bu kişinin hayatını kaybeden Keskin olduğunu bilmiyordum. Üç kez kornaya bastım. Yavaşça ilerledim, maktule çarpmayacağımı düşündüm. O esnada araçtan inerken maktul ‘Beni mi ezeceksin?' diyerek sinkaflı küfretti. Ben de bir anlık sinirle yumruk salladım, sol çene alt kısmına denk geldi. Küfrün etkisiyle yumruk attım, öldürmek gibi bir kastım yoktu" iddialarında bulundu.
BANA ’20 KİŞİ FALAN SALDIRDI’ DEDİ, ÜSTÜ KAN İÇİNDEYDİ
Polis memuru Melih Okan Keskin'in eşi Emel Keskin de beyanında, "Olay günü eşim beni arayarak kavga olayının yaşandığını, 20’den fazla kişinin kendisine saldırdığını ve sonrasında hastanede olduğunu söyledi. Yanına gittim, beyin kanaması geçirdiğini, ameliyat edileceğini söylediler. Bilinci açıktı, bana her şeyi anlattı. Muayene istasyonuna gittiğini, içeri girdiğinde lambanın yanmadığını, sonrasında aracını çalıştırdığında lambanın yandığını gördüğünü söyledi. Yetkiliyi sorduğunda bir kadına yönlendirdiklerini, burada olayı izah ettiğini söyledi. 'Sen ne yaptın?' dedim, 'Hiçbir şey yapmadım' dedi. Sanıkların dedikleri gibi üst üste küfür edeceğini hiç düşünmüyorum. Üstündeki kıyafeti kanlar içindeydi, araç muayene evrakında da kanlar vardı. Gelen polislerin onunla ilgilenmemesi çok gücüne gitmişti. Tüm sanıklardan şikayetçiyim" ifadelerini kullandı.
TEK TUTUKLU KALDI
Beyanların ardından cumhuriyet savcısı, sanıkların mevcut hallerinin devamına karar verilmesini talep etti. Buna karşın söz alan tutuksuz sanıklar, adli kontrol tedbirlerinin kaldırılmasını istedi. Tutuklu sanık ise, maddi zorluk içerisinde bulunduklarını söyleyerek, tahliyelerini talep etti.
Ara kararını açıklayan mahkeme, tutuklu sanık Murat Yıldırım'ın tahliyesine hükmetti. Diğer sanıkların mevcut hallerinin devamına karar veren mahkeme, duruşmayı 30 Eylül'e erteledi.

