O gelişme, sözde Nurcu Kazım Güleçyüz'ü tutuşturdu! Ne oldu, rengin soldu koçum
17-25 Aralık yargı darbesinden bu yana FETÖ'nün ekmeğine yağ süren yayınlar yapan sözde Nurcu Yeni Asya gazetesinde kalem oynatan Kazım Güleçyüz, "büyük korkusunu" gözler önüne serdi.
17-25 Aralık yargı darbesinden bu yana FETÖ'nün ekmeğine yağ süren yayınlar yapan sözde Nurcu Yeni Asya gazetesinde kalem oynatan Kazım Güleçyüz, "büyük korkusunu" gözler önüne serdi.
Son anketlere göre, Cumhur İttifakı'nın oyunun yüzde 40'ın üstüne çıktığını belirten Güleçyüz, "Ne o, zoruna mı gitti" dedirten yazısında özetle şunları kaydetti:
"28 Şubat’ın çok daha beter bir devamı olduğu icraatıyla ortaya çıkan 15-20 Temmuz sürecinin ürünü AKP-MHP koalisyonunun toplam oy oranı anketlerde bir ara yüzde 30’un altına kadar inmişti.
Kendisine “cumhur” adını veren, ama cumhurla, yani millet ekseriyetiyle hiçbir alâkası olmayıp, var olan bağını da süreç içinde tamamen koparan bu dayatma ittifakının normalde bu kadar dahi oy alamaması gerekir.
Ama son anketlerde gösterilen oy oranı yüzde 40 civarında, hattâ biraz da üstünde.
Bunca hukuksuzluğa, yolsuzluğa ve fiyaskoya imza atmış; ekonomiyi bu hale getirmiş; on milyonlarca insanı hayat pahalılığının gittikçe ağırlaşan yükü altında inim inim inleten bir iktidar bu kadar oy alabilir mi?
Anketlerde tercihini cumhur partilerinden yana kullananlar gerçek kanaatlerini mi ifade ediyorlar, yoksa “resmî görüş”lerini mi?
Gerçek şu ki, şeklen kalkalı dört yılı geçmiş olmasına rağmen tahripkâr ve yıkıcı sonuçları hâlâ devam eden OHAL’in dağa taşa sindirdiği korku ortamı, pek çok kişiyi gerçek kanaatlerini dile getirmekten alıkoyuyor.
Bakalım, anketlerde veya açık sohbet ortamlarında iktidar partilerinden yana konuşanlardan kaçı sandık başına gidip oy kabinine girdiğinde o partiler için oy kullanacak?
Bu, işin bir ciheti. Diğer cihetinde cumhur için verilecek “devlet oyları,” hak etmedikleri halde hiçbir emek harcamadan geldikleri konumları ve elde ettikleri imkânları iktidar yandaşlığına borçlu olanlar, sosyal yardımlarla geçinip iktidar değiştiği takdirde bunlardan mahrum kalmaktan korkanlar, yirmi yılı aşkındır devam eden beyin yıkama ve algı operasyonlarının etkisiyle tam bir hipnoz hali içinde gerçeklerden koparılanlar... var. (...)"