Seçim 2019 Sayfası

Nihat Genç, İsmail Saymaz'ı fena gömdü! "Liste yapmaya meraklıysan..."

Hürriyet Gazetesi muhabiri İsmail Saymaz’ın açıkladığı "Türkiye'nin yaşayan en büyük yazarları" listesine Gazeteci Nihat Genç bugünkü yazısında verip veriştirerek "İsmail Saymaz, 'liste' yapmaya meraklıysan, önce 'otorite' olabilmelisin" diye yazdı.

15 Nisan 2019 Pazartesi 14:25
Nihat Genç, İsmail Saymaz'ı fena gömdü! "Liste yapmaya meraklıysan..."

Gazeteci Nihat Genç, “Rezil olmuş kullanışlı yazarların yeniden tanzim edilmesi ne anlama geliyor” başlıklı bugünkü yazısında dün Hürriyet Gazetesi muhabiri İsmail Saymaz’ın açıkladığı “Türkiye'nin yaşayan en büyük yazarları” listesine tepki gösterdi. Listede yer alan isimleri ‘eser’ üretmediğini ileri süren Genç, “Bu liberal düzenekli liste ülkede kırk yıldır yayınlanır, ki bu listenin içinde 'hırsız' edebiyatçılar da var, örnek Orhan Pamuk, listede belediye tanıtımlarıyla ismini öne çıkaranlar da var, holding destekli yazarlar da var” dedi.

"Önce otorite ol!"

Yazısının devamında İsmail Saymaz'ın ölmüş rezil olmuş dışlanmış zavallı balon kullanışlı yazarları yeniden tanzim etmesi ne anlama geliyor?” sorusunu soran Genç İsmail Saymaz, 'liste' yapmaya meraklıysan, önce 'otorite' olabilmelisin, bunun için, büyük eserleriyle sanat edebiyat kültür tarihi ve değme eserleriyle sosyoloji ve psikoloji ve her çağın üç-beş filozofunu derinden tanıyacak bir felsefe tarihi ve felsefe öğrenmelisin.” diye devam etti.

İşte Nihat Genç’in yazısından o bölüm;

(...)

“Mesela İsmail Saymaz kardeşimiz de ülkenin topyekün İstanbul belediyesinin mazbatasına nefes nefese kilitlendiği gün, dün, işte Türkiye'nin yaşayan en büyük yazarları diye bir liste yayınladı, niyeyse Elif Şafak'la Ahmet Altan gibi on yıl öncesinin dehalarına(!) haksızlık da etmiş.

Listesi Orhan Pamuk'la başlıyor Zülfi Livaneli'yle bitiyor, tanıdık o şaibeli 'liste'.

Bu liberal düzenekli liste ülkede kırk yıldır yayınlanır, ki bu listenin içinde 'hırsız' edebiyatçılar da var, örnek Orhan Pamuk, listede belediye tanıtımlarıyla ismini öne çıkaranlar da var, holding destekli yazarlar da var, menajerleriyle kazığını sağlam bağlamışlar da var, ama bakalım 'eser' var mı?

Bu soruyu sorduğunuzda bir yığın yalan üfürük balon abartı şişirme taklit vasat ya da üçüncü sınıf şey'lere eser denip 'beyin yıkandığını' göreceksiniz, en azından sana göre öyle bana göre böyle tartışmasına girersiniz ve baskın gelen yani medyayı yanına alanlar kazanır. Mesela ekran ve holdingler siyasetleri için hem emmeye hem gömmeye gelecek yazarlar için bangır bangır yayın yaparlar ve siz ne oluyor diyemeden bazı içi boş kitaplar çok satabilir.

Yani tiraj ve reyting de ölçü değildir.

Bu sorunun doğuda ve batıda en doğru yolu okuyucunun kendine bir 'otoriter' bulmasıdır. Şu film iyi midir şu kitabı alayım mı diye 'otoritesi'nin köşesine kanaatlerine önem verir.

İdeolojik kutuplaşmanın ve holding yayıncılığının başı çektiği ülkelerde okuyucunun aldanmamak ve boşa vakit harcamamak yani kazıklanmamak için tek şansı bilgisine güvendiği bağımsız tarafsız eleştirmen bulmasından geçer.

Bu da bağımsız 'otoritelerin' varlığıyla olur, ki, ülkemizde en kıt olan şey.

Tattan lezzetten kaliteden anlayabilen eleştirmenler bulamazsanız ortalığı b.k götürür.

Mesela Emre Kongar ve Doğan Hızlan, Orhan Pamuk'un hırsızlığını 'postmodernizm'le açıklamışlar (tevil etmişler) ve yazarı yere göğe koyamamışlardır. Okuyucu kopartılan fırtınaya değil şuraya bakmalı, bugün her ikisi de 80 yaşına dayanmış bu iki yazarın bugüne değin bütün yazılarına tek tek bakıp kendisine tat verecek doyuracak ya da helal olsun vay be ne müthiş diyebileceği tek bir yazısını gösterebilir mi? Yani Emre Kongar ya da Doğan Hızlan 'otoriterliği' hangi 'yetkin'likleriyle hak ettiler?

(...)

Bu yüzden bu liberal düzenek'e kullanışlı yazarlar gerekiyordu, mesela özelleştirmelere sessiz kalacaklar, mesela holding patronlarının hırsızlıklarına ses çıkartmayacaklar, mesela, FETÖ ve kumandası dışarıda uluslararası sivil örgütlerin maşası payandası olacaklar, mesela, etliye sütlüye hiç karışmayacaklar, (çoğaltabiliriz).

O günlerde Türkiye Avrupa'ya girecek vaveylasıyla, bu yapay fırtınanın altında küreselleşme, yeni dünya düzeni, vb. bir çok başlık var. Ve Türkiye yerli milli duygu ve düşünceyle ipleri kopartan dertsiz tasasız 'kurguların' içine düşüverdi. Bir nevi aynı yerde dolaşıp duran labirent romanlarla.

(...)

İsmail Saymaz'ın liberal düzeneği on yıl öncesine kadar 'yaşayan' çok canlı her gün ekrana çıkan yazarlardı, ama bir on yıl var ki 'artık' yoklar ya da epeydir hareketsiz hastalıklı günler yaşıyorlar.

Bir yazarın yaşayabilmesi için ülkesindeki ihtilallere diktatörlüğe ya da günbegün kendi reklamını yapan hırsız holdinglere karşı bir şey söylemesi gerekir, ki sesini duyalım ya da yazar iseler şayet Türk Milleti bu sorular etrafında bir yüzlerini görsün seslerini duysun.

Bu liberal düzenek gerçekten öldü ve yaşamıyor, sağcısı ve solcusuyla Türk halkı bu 'liberal düzenek'in bu ülkeye neden yerleştirdiğini çok iyi anladı ve hatta bu konu savcılık ve 'adliye'de.

Sessizlikleri ve kullanılışlıklarıyla aynı liberal düzenek'i şimdi bugün yeniden şekillenmekte olan Türkiye siyasetine sunan İsmail Saymaz her halde 'edebi' bir 'kalite' tanzimiyle uğraşmıyor. Niyetinin aynı liberal düzenekli siyasi düzen olduğunu en aptalımız bile anlıyor. Çünkü dersimizi almak ülkeye ve bize çok ağır maliyetlere patladı.

İsmail Saymaz'ın ölmüş rezil olmuş dışlanmış zavallı balon kullanışlı yazarları yeniden tanzim etmesi ne anlama geliyor? Demek ki bir şeyler yeniden kaldığı yerden 'tanzim' ediliyor.

İsmail Saymaz en azından şunu diyor, bu eski liberal düzenek'ten ve anlayıştan asla taviz vermemeliyiz, bu bize İmamoğlu'yla açılan kapıdan içeri neler kimler girecek sorusunu da gösteriyor, mesela Çamlıca Camii yanına Zülfi Livaneli ya da Orhan Pamuk'un masumiyet müzesini açabilirsiniz(?).

(...)

İsmail Saymaz, 'liste' yapmaya meraklıysan, önce 'otorite' olabilmelisin, bunun için, büyük eserleriyle sanat edebiyat kültür tarihi ve değme eserleriyle sosyoloji ve psikoloji ve her çağın üç-beş filozofunu derinden tanıyacak bir felsefe tarihi ve felsefe öğrenmelisin.

Bunlar çok önemlidir, çünkü 'duygu' oluşturma bir sanattır ve duygu oluşturma sanatçının işidir. Eserin bir insanı değiştirip yüceltebilmesi için hislerinize hükmetmesi gerekir! Yani bu iş 'listeyle' olmaz, bahsi geçen eserlerde 'duygu'yu hiç bulamayışımız bir değerlendirme kriteri olarak çok önemlidir.

(...)

Bu liberal düzenek'in bu listeyi yayınlama sebebi de zaten bu ülkenin iklimini değiştirmek, toprağını değiştirmek heyecanlarını bitirmek ve siyasetini değiştirmek, ki, tahribatları büyük ölçüde muvaffak oldu ve gerçekten biz de 'anlamadık'.

Ve İsmail Saymaz, burasını iyi dinle, bir eserin en muhteşem yanı 'özgürlük' hissi vermesidir, bu yüzden yazarının asla o jüriye bu mahfile şu holdinge bu ideolojiye bağımlı olmaması gerekir.

Özgürlük duygusu yazarına da doygunluk hissi vererek 'bahtiyar' yapar, öyle ki, özgürce dilediği gibi konuşup yazmış insan artık bir başkasının övgüsüne ödülüne ihtiyaç duymaz.

Bir yazarın maddi manevi bütün ihtiyaçlarını karşılayan şey 'özgürlüğü' eseriyle tatmış olmasıdır. (İşte bu da bir felsefi cümle.)

(...)

Akit Youtube Kanalına Abone Ol

Haftanın Özeti

www.yeniakit.com.tr internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, röportaj, fotoğraf, resim, sesli veya görüntülü sair içeriklerle ilgili telif hakları Uğurlu Gazetecilik Basın Yayın Matbaacılık Reklamcılık Limited Şirketi’ne aittir. Bu içeriklerin iktibas hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeksizin iktibas olunamaz; hiçbir surette kopyalanamaz, yeniden yayıma konulamaz.
Haber Tarihi: 15 Nisan 2019 Pazartesi 14:25

YORUM YAZ

  • Cihan alkanCihan alkan9 gün önce
    Yıllarca Erbakana küfrettim dedi nihat genç.Ya erbakanı tanımadığından veya dine karşı takıntılı olduğundan muhtemelen
  • ibrahimibrahim9 gün önce
    Ne demek gömdü filan, hiç yakışıyor mu bir Müslümana, Yeni akit gibi bir gazeteye.Bakıyorum son zamanda İslami kesme hiç yakışmayan, kışkırtıcı, saldırgan ve kin kusar gibi tavırlar, anlamaktan zorlanan biriyim, nedir bu ya!, Vur kafasına balyozu sanki.
  • Ali SoyluAli Soylu9 gün önce
    Yalnız bir hususu aydınlatmakta fayda var.İsmail saymaz bildiğim kadarı ile çoktan Hürriyetten kovuldu, hala hürriyet gazetesinde yazar diye bahsedilmesi bilgi eksikliği olsa gerek..

Günün Özeti

Günün Karikatürü

24 Nisan 2019