• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Netanyahu'yu aratmayacak! Siyonist askerlik hükümeti kuracak

Yeniakit Publisher
AA Giriş Tarihi:

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
Netanyahu'yu aratmayacak! Siyonist askerlik hükümeti kuracak

İsrail’de oyların yaklaşık yüzde 90’ının sayılmasının ardından açıklama yapan muhalefet lideri Gadi Eisenkot, “Siyonist askerlik hükümeti” kurmayı hedeflediklerini söyledi. Eisenkot, seçmenin Netanyahu hükümetine güvenmediğini savundu.

İsrail’de Knesset seçimlerinin ardından hükümet kurma arayışları gündeme gelirken, muhalefet lideri Gadi Eisenkot yeni yönetimin oluşturulması için çalıştıklarını açıkladı. X hesabından paylaşım yapan Eisenkot, seçmen iradesini hayata geçirmek amacıyla yoğun bir toplantı ve görüşme sürecini geride bıraktıklarını belirtti.

Önlerinde uzun bir çalışma dönemi bulunduğunu ifade eden Eisenkot, “İsrail’de değişim gerçekleştirmek ve Siyonist askerlik hükümeti kurmak gibi ağır bir sorumluluğa odaklanıyoruz.” dedi.

Eisenkot, "Seçmenlerin iradesini hayata geçirmek için uzun bir toplantı, görüşme ve hazırlık gününü geride bırakıyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Önlerinde uzun bir çalışma dönemi bulunduğunu aktaran Eisenkot, "İsrail'de değişim gerçekleştirmek ve Siyonist askerlik hükümeti kurmak gibi ağır bir sorumluluğa odaklanıyoruz." ifadelerini kullandı.

Eisenkot, kurmayı hedefledikleri hükümetin halkın iradesini yansıttığını savunarak, şöyle devam etti:


"Halk, 7 Ekim hükümetine (Netanyahu) ve askerlik hizmetinden kaçınanlara güvenmediğini gösterdi. Genel olarak askerlikten kaçınanların oluşturduğu siyasi blok ise son 20 yılın en düşük seviyesinde."

Kendisine destek veren yüz binlerce İsraillinin duyduğu güvenin büyük bir sorumluluk yüklediğini anlatan Eisenkot, "İsrail'e ve Siyonizme inanan yüz binlerce kadın ve erkeğin bana duyduğu güvenin ve bunun getirdiği sorumluluğun ağırlığını hissediyorum." değerlendirmesinde bulundu.

Destekçilerine seslenen Eisenkot, "Sizin sayenizde tarih yazdık. Yalnızca bir yıl içinde İsrail'de İsraillileri bir araya getiren yeni bir parti kurduk. Bu parti, iktidara layık ve sorumlu bir alternatif oluşturuyor. Sizin için ve sizin yararınıza, önümüzdeki büyük görevi yerine getireceğiz. Çalışacağız ve başaracağız. Bunun sözünü veriyorum." açıklamasında bulundu.

Eisenkot'un "Siyonist askerlik" ifadelerini kullanması, İsrail Meclisi'nde 19 sandalye elde eden Arap partileriyle işbirliği yapmayacağı mesajı olarak değerlendirildi.

İsrail Merkez Seçim Komitesi, seçime katılım oranının yüzde 77,7 olduğunu açıklamıştı. Bu oran, 2022 seçimlerine göre 7,1 puan artışa işaret ederken 1999'dan bu yana kaydedilen en yüksek katılım oranı olarak duyurulmuştu.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Recep Aydın/Sosyal Bilimci

NETANYAHU GİDERSE ADALET GELECEK Mİ, YOKSA SADECE ZALİMİN ADI MI DEĞİŞECEK? İsrail'de yapılan seçimlerin ardından ortaya çıkan tablo, yalnızca bir iktidar mücadelesini değil, insanlık adına cevap bekleyen çok daha büyük bir soruyu gündeme taşıdı: Binyamin Netanyahu iktidardan düşerse yaptıklarının hesabını verecek mi? Doğrusu ben bu sorunun cevabını çok merak ediyorum. Çünkü ortada sıradan bir siyasi liderin seçim kaybetmesi meselesi yok. Ortada Gazze'de yaşanan büyük insani felaket, hayatını kaybeden binlerce masum insan, parçalanmış aileler, yetim kalmış çocuklar ve dünyanın gözleri önünde yaşanan tarifsiz acılar var. Netanyahu yıllardır kendisini İsrail'in güvenliğinin vazgeçilmez teminatı olarak göstermeye çalıştı. Fakat güvenlik adı altında yürütülen politikaların bedelini en ağır şekilde Filistinli siviller ödedi. Yıkılan evlerin altında kalan çocukların, evlatlarının cansız bedenlerine sarılan annelerin ve ailesini kaybeden babaların acıları hangi güvenlik gerekçesiyle açıklanabilir? Şimdi İsrail'de muhalefet lideri Gadi Eisenkot çıkmış, Siyonist bir hükümet kuracağını söylüyor. Üstelik herkes için zorunlu askerlik ve Hamas'ın ortadan kaldırılması gibi hedeflerden söz ediyor. İşte benim asıl endişem burada başlıyor. Netanyahu'nun gitmesi elbette siyasi bakımdan önemli bir gelişme olabilir. Ancak yerine gelecek kişinin aynı zihniyeti, aynı askerî anlayışı ve Filistin halkının haklarını görmezden gelen aynı politikaları sürdürmesi halinde ne değişmiş olacak? Bir insanın koltuğunu kaybetmesiyle bir milletin acılarının sona ereceğini düşünmek fazla iyimserlik olmaz mı? Benim gözümde mesele Netanyahu'nun şahsından çok daha büyüktür. Mesele, insan hayatını siyasi hesapların gerisine iten anlayıştır. Bir devletin güvenliğini savunmak başka şeydir, masum insanların hayatını hiçe sayan uygulamaları meşrulaştırmak başka şeydir. Gelelim Netanyahu'nun yargılanması meselesine. Aslında Netanyahu'nun başı hukukla çoktan derde girmiş durumda. Kendi ülkesinde yolsuzluk suçlamalarıyla yargılanıyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi de Gazze'de işlendiği ileri sürülen savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar nedeniyle hakkında tutuklama kararı çıkarmış bulunuyor. Peki, bütün bunlara rağmen neden hâlâ uluslararası bir mahkemenin huzuruna çıkarılamıyor? Çünkü ne yazık ki uluslararası hukuk, güçlü devletlerin siyasi hesaplarından bağımsız biçimde her zaman işletilemiyor. Bir tarafta adalet adına alınan kararlar, diğer tarafta bu kararların uygulanmasını engelleyen siyasi ve diplomatik güç ilişkileri bulunuyor. Özellikle Amerika Birleşik Devletleri'nin Netanyahu'ya verdiği siyasi destek, bu meselenin en dikkat çekici yönlerinden biridir. Donald Trump'ın Netanyahu'nun İsrail'deki yolsuzluk davasından affedilmesini istemesi bile siyasi güç ile hukuk arasındaki gerilimi göstermeye yeterlidir. Burada insan ister istemez soruyor: Adalet yalnızca güçsüzler için mi vardır? Güçlü devletlerin yöneticileri söz konusu olduğunda hukuk neden bu kadar ağır işlemektedir? Elbette bir insanın suçlu olduğuna kesin olarak karar vermek mahkemelerin görevidir. Ancak mahkemelerin görevlerini yerine getirebilmesi için siyasi baskılardan uzak olması da şarttır. Netanyahu hakkında ileri sürülen suçlamalar bağımsız ve tarafsız biçimde araştırılmalı, deliller ortaya konulmalı ve hukukun gerektirdiği karar verilmelidir. Ben Netanyahu'nun yalnızca seçim kaybetmesini yeterli görmüyorum. Hakkındaki ağır suçlamaların gerçek anlamda yargı önünde açıklığa kavuşturulmasını istiyorum. Çünkü siyasi yenilgi başka, hukuki hesap verme başka şeydir. Bir başka hususu da unutmamak gerekir. Netanyahu yarın siyasetten çekilebilir. Yerine Eisenkot veya başka bir lider gelebilir. Hatta yeni yönetim dünyaya daha ılımlı mesajlar da verebilir. Fakat Filistin halkının yaşadığı acılar giderilmedikçe, sivillerin güvenliği sağlanmadıkça ve kalıcı, adil bir barışın yolu açılmadıkça yalnızca hükümetin değişmesi insanlık adına yeterli bir kazanım olmayacaktır. Ben İsrail halkının tamamını Netanyahu'nun politikalarından sorumlu tutmayı da doğru bulmuyorum. Çünkü bir insanı yalnızca milliyetinden veya dininden dolayı suçlamak, karşı çıktığımız adaletsizliğin başka bir biçimidir. İsrail'de de savaşa karşı çıkan, hükümetini eleştiren, barış ve adalet isteyen insanlar vardır. Bizim karşı çıkmamız gereken bir milletin varlığı değil, kimden gelirse gelsin zulüm ve hukuksuzluktur. Bugün Netanyahu'yu destekleyenler de ona karşı çıkanlar da şu gerçeği düşünmelidir: Siyasi iktidarlar gelip geçicidir. Hiçbir makam ebedî değildir. Dün kendisini dokunulmaz gören nice yönetici, yıllar sonra tarih önünde ağır sorularla karşılaşmıştır. Ben inanıyorum ki makamların, orduların ve siyasi ittifakların gücü bir yere kadardır. İnsanlığın vicdanında açılan yaralar ise kolay kolay kapanmaz. Gazze'de hayatını kaybeden çocuklar geri gelmeyecek. Yetim kalan yavruların kaybettikleri anne ve babaları yeniden kapıdan içeri girmeyecek. Yıkılan yuvaların bıraktığı acılar bir seçim sonucuyla silinmeyecek. Fakat bütün bunlar, sorumluların hesap vermesi gerektiği gerçeğini ortadan kaldırmaz. Tam tersine, adalet arayışını daha da önemli hâle getirir. Netanyahu bir gün mahkeme önünde hesap verir mi? Bunu bugünden kesin olarak söylemek mümkün değil. Fakat hakkında başlatılmış hukuki süreçlerin sonuna kadar işletilmesi, yalnızca Filistinliler için değil, uluslararası hukukun güvenilirliği açısından da büyük önem taşıyor. Benim arzum intikam değil, adalettir. Çünkü intikam yeni acılar doğurabilir; gerçek adalet ise gelecekte yaşanabilecek acıların önüne geçebilir. Son sözüm şudur: Netanyahu gider, yerine bir başkası gelir. Hükümetler değişir, siyasi ittifaklar dağılır, bugün alkışlanan liderler yarın unutulur. Ama masum insanların ahı, insanlığın vicdanında yaşamaya devam eder. Bizim beklediğimiz yalnızca Netanyahu'nun iktidardan düşmesi değildir. Bizim beklediğimiz, kim olursa olsun masum insanların hayatını hiçe sayan yöneticilerin hukuk önünde hesap vermesi ve Filistinli çocukların korkmadan yaşayabileceği bir geleceğin kurulmasıdır. Çünkü adalet, yalnızca güçlülerin çıkarına hizmet ettiği zaman değil, güçsüzlerin hakkını da koruduğu zaman gerçek adalettir. Ve unutulmamalıdır ki tarih, yalnızca savaşları kazananları değil, o savaşlarda masumlara neler yapıldığını da yazar.

Yusuf

Gelen, gideni daima arattırır.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23