Gazeteci Karaman’dan Yunanistan-İsrail ittifakına tarihsel eleştiri: OHİ’den kirli ortaklığa karanlık ittifaklar!
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Kimlik inkârından eğitim hakkının kısıtlanmasına, vakıf mallarından ibadethanelerin özgürlüğüne kadar pek çok alanda hak ihlallerinin yaşandığı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının dahi Yunan yönetimi tarafından uygulanmadığı belirtilirken, gazeteci-yazar Züleyha Karaman, “Ohi’den kirli ortaklığa…” başlıklı yazısında, İkinci Dünya Savaşı sırasında Yunanistan’daki Yahudilerin, Yunanistan tarafından Nazi Almanyası'na teslim edilmeleri sonucu katledilmesinden günümüzdeki ortaklığına uzanan tarihsel süreci ele aldı. Karaman, geçmişte yaşanan trajediler ile günümüzde Yunanistan ve İsrail arasında eğitimden enerjiye, sağlıktan savunmaya kadar birçok alanda geliştirilen iş birliğini karşılaştırarak iki ülke arasındaki yakınlaşmayı sorguladı. Karaman, iki ülkenin geçmişte yaşananlara rağmen yakınlaşmasına dikkat çekti.
SEBAHATTİN AYAN / İSTANBUL
Gazeteci-yazar Züleyha Karaman, Yunanistan’ın her yıl 28 Ekim’de kutladığı “Ohi Günü” üzerinden kaleme aldığı yazısında, ülkenin İkinci Dünya Savaşı dönemindeki tarihine ve günümüzde Doğu Akdeniz’de şekillenen siyasi ilişkilere dikkat çekti. Karaman, Yunanistan’ın İtalya’nın ültimatomuna karşı “Hayır” dediği günün anlamını tartışırken, Nazi Almanyası’nın işgali sırasında Yunanistan Yahudilerinin maruz kaldığı zulmü de gündeme taşıdı.
Yunanistan’daki Yahudi nüfusunun savaş öncesinde yaklaşık 80 bin olduğunu hatırlatan Karaman, özellikle Selanik’te yaşayan Yahudilerin büyük bölümünün Nazi işgali sırasında toplama ve ölüm kamplarına gönderildiğini belirtti. Yazısında, dönemin işgal koşullarında Yahudilerin yaşadığı trajediye ve yerel iş birlikçilerin rolüne değinen Karaman, tarihsel hafızanın yalnızca belirli olaylarla sınırlı tutulmaması gerektiğini kaydetti.
TARİHSEL HAFIZA İLE BUGÜNKÜ İTTİFAK ARASINDAKİ ÇELİŞKİ
Karaman, yazısında Yunan isyanı döneminde 1821’de Mora Yarımadası’nda yaşanan Tripoliçe katliamını da gündeme getirdi. Türkler başta olmak üzere Müslümanların ve diğer toplulukların uğradığı soykırımı hatırlatan Karaman, Kıbrıs Türklerinin geçmişte yaşadığı acılarla birlikte bu tarihsel olayların da değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Yazının odağında ise günümüzde Doğu Akdeniz’de Yunanistan, İsrail ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi arasında gelişen ilişkiler yer aldı. Karaman, söz konusu aktörlerin eğitim, sağlık, enerji ve savunma alanlarında yürüttüğü iş birliklerini tarihsel geçmiş üzerinden sorgulayarak, bu yakınlaşmanın bölgesel siyasi dengeler açısından ne anlama geldiğini tartışmaya açtı.
'TÜRKİYE VE KIBRIS TÜRKLERİNE KARŞI ORTAK TUTUM' VURGUSU
Yunanistan ile İsrail arasındaki ilişkileri eleştirel bir bakış açısıyla değerlendiren Karaman, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin de bu iş birliğinin önemli bir parçası olduğuna işaret etti. Karaman, Kıbrıs Türklerinin haklarının ve varlığının yok sayıldığı yönündeki eleştirilerini dile getirerek, Doğu Akdeniz’deki yakınlaşmanın Türkiye ve Kıbrıs Türkleri açısından doğurabileceği sonuçlara dikkat çekti. Karaman, “N’oldunuz ama! Biri gaz odasına gönderen, biri gaz odasına gönderilen; vahşet dolu geçmişinizi unuttunuz da Türk düşmanlığında mı birleştiniz! Doğu Akdeniz’de iki yüzlü karanlık ittifaklar kuruyorsunuz… Günümüzün soykırımcısının, atalarını gaz odalarına gönderenlerle bu kadar haşır neşir olmasına ne denmeli ki! İşin aslı, Yunanistan 28 Ekim’de, faşizme “hayır” dedikleri günü değil; elleriyle Nazi gaz odalarına gönderdikleri yaklaşık 80 bin Yahudi’nin acı dolu ölümünü kutluyor!” İfadelerine yer verdi.
