• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Nasıl olsa inanacak bir kitle var! Rejimden haberi olmayan algı profesörü

Yeniakit Publisher
2021-07-05 14:08:00 - 2021-07-05 14:28:20

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
Nasıl olsa inanacak bir kitle var! Rejimden haberi olmayan algı profesörü

İstanbul Sözleşmesi'nin kaldırılmasını ve HDP’ye kapatma davası açılmasını "rejim değişikliği planı" olarak yorumlayarak algı operasyonu yapan sözde profesör Yakın Ertürk, kürtaj yoluyla bir bebeğin katledilmesine de sahip çıktı.

 yeniakit.com.tr 

Müslüman Türk aile yapısının temeline dinamit koyan "İstanbul Sözleşmesi" adlı fesat projesi Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın imzaladığı Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile yürürlükten kaldırılmıştı.

Cumhuriyet gazetesine konuşan sözde profesör Yakın Ertürk, İstanbul Sözleşmesiyle ilgili akıllara durgunluk veren açıklamalarda bulundu.

"Sağ popülist partiler güç ve etki kazandıkça, 'toplumsal cinsiyet' ve 'eşitlik' kavramlarının yanı sıra evrensel insan haklarını destekleyen ulusal ve uluslararası yasalar ve kurumlar da saldırıya uğradı" şeklinde hezeyan dolu ifadeler kullanan Ertürk, İstanbul Sözleşmesinin kaldırılması ve terör örgütü PKK'nın siyasi uzantısı olan HDP'ye kapatma davası açılmasındaki asıl amacın "rejimi değiştirmek" olduğunu iddia ederek algı operasyonu yaptı.

Ertürk ayrıca topluma ahlaksızlık pompalayan İstanbul Sözleşmesi'nden çıkılmasıyla kadınların savunmasız bırakıldığı safsatasını ortaya attı.

Türkiye'nin sözleşmeden çekilmesini "hukuksuzluk" olarak nitelendiren Ertürk'ün bu sözleri "İstanbul Sözleşmesi hiç ortada yokken rejim farklı mıydı ki çıkıldığında rejim değişikliğine sebep olsun" şeklinde yorumları beraberinde getirdi.

Bebek cinayetlerini savundu

Sözde kadın hakları savunucuları tarafından bir hakmış gibi lanse edilen kürtaj cinayetini de savunan Ertürk, rezil sözler sarfetti. Kürtaj yoluyla yapılan bebek katliamına karşı çıkan Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef alan sözde profesör şunları söyledi:

"Erdoğan, kürtajı cinayet olarak tanımlayıp, sezaryenle doğuma karşı çıkarak yasal hakkını kullanan binlerce kadına katil imasında bulunmuş oldu. Bu söylem kadın haklarına açık bir savaşın ilanı niteliğindeydi. Siyasi erkin kadın hakları konusundaki yaklaşımında bir kırılma noktası olarak kabul edebileceğimiz bu olgu, sokaktaki kadın düşmanlarını da cesaretlendirdi ve katı ataerkil erkekliğin gücünü yeniden tesis etme hamlelerine hız ve meşruluk kazandırdı."

"Cennet annelerin ayaklarının altındadır" söylemine de saldıran Yakın Ertürk, "Kadınların biyolojik özelliklerine indirgendiği, öldürüldüğü, taciz edildiği, annelerin yuhalatıldığı bir toplumda ‘cennet annelerin ayaklarının altındadır’ söylemi daha çok bir günah çıkartmadır" dedi.

AK Parti iktidarının çocuk yapmaya teşvik ederek kadınları evlere hapsetmeye çalıştığını öne süren Ertürk, LGBTİ'li sapkınlara da çanak tuttu.

Hükümetin baskıcı bir politika izleyerek toplumu sindirmeye çalıştığını ileri süren Ertürk şunları kaydetti:

"Kadın hakları konusunda baştan beri çelişkili bir yol izleyen iktidarın İstanbul Sözleşmesi’nden bir cumhurbaşkanlığı kararıyla çekilmesini siyasi etikte yaşanan daha derin bir kopuşun parçası olarak anlamak gerekir. Gezi direnişinin iktidarda yarattığı travma, Ayasofya kararı, barolarla ilgili yasa, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının tanınmaması, Gezi Parkı mülkiyetinin bir vakfa devri, rektör ve belediyelere kayyum atamaları ve HDP’yi kapatma girişimi, Gergeroğlu’na yönelik muamele ve daha pek çok hak gaspı ve usulsüzlük, çok katmanlı popülist siyasi stratejinin parçalarıdır.

Pandemiyle birlikte daha da keskinleşen ekonomik kriz, Suriye savaşının etkileri, diğer bazı ülkelerle yaşanan gerilimler, siyasi ve ekonomik bakımından iktidarı istikrarsızlaştırmış ve oy potansiyelini sarsmıştır. Çareyi popülist politikalarda arayan iktidar, giderek aşırı sağ taleplerin yörüngesine çekilmiştir. İstanbul Sözlesmesi, sağ popülist hükümetlerin ve güç odaklarının etkili olduğu Polonya, Macaristan, Hırvatistan, Bulgaristan gibi ülkelerde de tartışma konusu olmuş ve Türkiye’deki söylemlere benzer bir biçimde, ‘dinimize ve kültürümüze’ aykırı gerekçesiyle itibarsızlaştırılmaya çalışılmıştır. İlginçtir ki, bu iddiaları savunanlar birbirlerinden çok farklı din ve kültüre sahipler; onları aynı söylemde buluşturan nokta, muhafazakar, hatta gerici emelleridir."

"İstanbul Sözleşmesi’nin dinci sağa, HDP’yi kapatmanın ise milliyetçi sağa sunulması, esasında Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik ve laik ilkelerine bir meydan okumadır" diyen Ertürk şunları söyledi:

"Hükümetin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı ve AİHM kararlarını tanımaması, çağdaş dünya ile bağını kopararak, ülkeyi adeta soğuk savaş dönemi koşullarına terk etmeyi göze alması demektir."

Türkiye'de iktidarın dini kullanarak çocukları sindirip boyun eğmelerini sağlamaya çalıştığı yalanını ortaya atan Ertürk, Başkan Erdoğan'ın 1 Temmuz'da açıkladığı Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele 4. Ulusal Eylem Planı hakkında konuştu.

"Kadının onurunu korumak, kadını korumaktır" diyen Erdoğan'ın sözlerinin inandırıcılıktan uzak olduğunu söyleyerek küstah sözler sarfeden Ertürk, iktidarın kadınlara değer vermediğini ve onurlarını hiçe saydığını iddia etti.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

papazoglu

ÜLKEMİZİN YÖNETİM REJİMİ CUMHURİYETTİR,BU İNSAN NEYİ İDDİA EDİYOR??? KENDİ YOBAZ SİSTEMLERİNİMİ GETİRECEKLER..

Sedat

O kadar yıl okuyup profesör olmayı başarmış. Ama maalesef cehaletten kurtulamamış. Türkiye üniversitelerinin içler acısı hali!!! Böyle bir sürü doçent, profesör ünvanlı, diplomalı cahiller meydana getirdi. Kendi geldikleri kültür ve toplumu hor gören, avrupa'yı kutsayan zavallı ezikler.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23