Nafakazedelerin gözü mecliste! Bu yaraya artık neşter vurulsun
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
27. Dönem 3. Yasama Yılının başlamasıyla sorunlarına çözüm bekleyen milyonların gözü TBMM’ye çevrildi. Binlerce kişiyi süresiz nafakaya mahkum eden 6284 Sayılı Kanun’da beklenen düzenleme ise bunların başında geliyor. Süresiz nafaka yüzünden hayatları kararan binlerce mağdur sorunlarının yeni yasama yılında çözülmesini bekliyor.
Oğuzhan Gültekin Ankara
27. Dönem 3. Yasama Yılının başlamasıyla sorunlarına çözüm bekleyen milyonların gözü TBMM’ye çevrildi. Süresiz nafaka yüzünden hayatları kararan binlerce mağdur sorunlarının yeni yasama yılında çözülmesini bekliyor.
Süresiz Nafaka Mağdurları Platformu Yöneticisi İlhan Ergincan, “Nafaka, kısa süreli evliliklerde 1 yıl, uzun süreli evliliklerde 3 yıl ile sınırlandırılmalıdır. Sürenin belirlenmesinde nafaka alacak kişinin kriterleri göz önünde bulundurulmalıdır. Bizim isteğimiz nafaka süresinin belirlenmesinde alacaklı eşin kriterlerinin etkili olması yönünde. Nafaka yükümlülüğünü yerine getiremeyenler için uygulanan hapis cezasının kaldırılması da gerekiyor. Bir evlilik fonu oluşturulması ve nafaka süresinin bitiminde ödemeler bu fondan sağlanmalı. Bir düzenleme ile çocuk haczi kaldırılmalı ve çocuk teslim merkezleri de kurulmalı. Bu düzenleme çıktığı andan itibaren belirlenen süreyi aşmış olanların nafaka yükümlüsünün ödemesine son verilmeli” görüşünü dile getirdi.
Süresiz nafaka adil değil
Avukat Merve Türkmen Kaplan, boşanmalarda ayrılan kocaların ölünceye kadar maaş ödemesine yol açan ‘süresiz nafaka’ konusunda Akit’e yaptığı değerlendirmede, “Süresiz nafaka adil değil. Bizim kanunumuzda nafakada süre kısıtlaması ve sınırlaması yok. Bir nevi sosyal devlet rolü erkeğe yüklenmeye çalışılmaktadır. 3 aylık tazyik hapsini doğru bulmuyorum. İcra İflas Kanunu, ‘nafakaya yönelik şikayet yoluyla karşı taraf ödemediği takdirde, 3 ay hapiste tazyiki olur’ diyor. Kanun böyle dediği için erkeğin ekonomik durumuna bakılmaksızın icra takibi başlatılıyor. Ayrıca hapisten tahliye için de kişi parayı bulup, buluşturup borcunu ödediği takdirde çıkabiliyor. Ancak bir sonraki ayı nafaka borçlusu düşünmek zorunda. Çünkü yine ödeyemediği halde kadının tekrar şikayet hakkı oluyor. Bu süre böyle devam ediyor. Dolayısıyla hapis cezası kişiyi daha da olumsuzluğa ve çıkmaza sokan bir düzenleme” diye konuştu.
İstanbul Sözleşmesi İslam hassasiyetini ortadan kaldırdı!
Süresiz nafaka mağduriyetinin bakanlıklar düzeyinde imzalanan İstanbul Sözleşmesiyle başladığını ifade eden Din-Bir-Sen Genel Başkanı Yusuf Özdemir, “Bu sözleşmenin imzalanması bakanlık düzeyinde yapılan en büyük yanlıştır. Türkiye’deki aile yapısının ne kadar yıpratıldığını hepimiz görmekteyiz. Nafaka Müslüman olan bir ülkede imam nikahı ile evleniyorsa, ayrılan çiftlerin nafaka konusunda düzenlemesi yine dinimize uygun yapılır. İslam bunun sınırını koymuştur. Nafaka konusunun dinimizde süresi vardır. O süre boyunca kadın evlilik yapamaz, kendisinin iaşesi mehir olarak belirlenmiştir. İmam nikahında 3 ay, 4 ay yaşayacağı hayat kendisine mehir yoluyla garanti edilmiş zaten. Günümüzde İslami hassasiyetlere zarar vermek adına 2012 yılında İstanbul sözleşmesi imzalanmış ve kadın hakları adı altında bu düşünceler İslam dinin üzerine çıkmıştır. Bu uygulama İslam hassasiyetini, aile yapısını, ortadan kaldırmaya vesile olmuştur” ifadelerini kullandı.
Kadının beyanının esas alınması büyük yıkımlara sebep oluyor!
Kadının beyanının esas alınmasının tehlikeli bir noktaya geldiğini söyleyen Psikolojik Danışman Veysel Kömürcü, “Boşanmış ailelerde nafaka yüzünden babaların hapis cezasına çarptırılması çocuklar için çözemeyeceği sorulara, travmalara neden oluyor. Bizim kanunumuzda kadının söylediğini doğru kabul eden bir durum söz konusu. Bu durum hem çocuğun ruhsal yapısını, hem de aile yapısı çok olumsuz etkiliyor. Bu durumun önüne geçilmeli. Bu konuda inisiyatif alınmalı. Durum ilerleyen zamanlarda daha büyük yıkımlara sebep olabilir” uyarılarında bulundu.
