• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Musul’a sahip olmak Osmanlı’nın dirilişidir

Yeniakit Publisher
2016-11-28 06:40:00 - 2016-11-28 02:08:14
Musul’a sahip olmak Osmanlı’nın dirilişidir

“Bin yıllık Türk yurdu Musul, Türkler için enerji kaynaklarından öte; kültürel, tarihi ve milli bir miras, bölgedeki diğer oyuncular için ise sadece para demektir” diyen Oğuzhan Akyener, 1. Dünya Savaşı sonrasında hile ile Osmanlı’dan kopartılan Musul’da, farklı güçlerin uyguladıkları etnik temizlik neticesinde zulüm, kan ve gözyaşı eksik olmadığını kaydetti.

SÜLEYMAN YAŞAR / ANKARATürkiye Enerji Stratejileri ve Politikaları Araştırma Merkezi (TESPAM) Başkanı Oğuzhan Akyener, Musul’da oynanan siyasi oyunları Akit’e anlattı...  “Musul’un başına gelenlerin sebebi nedir? Musul’u Osmanlı’nın kaybettiği diğer topraklardan farklı yapan ve Misak-ı Milli sınırları kapsamına sokan nedir?” sorusunu cevaplayan Akyener, “Musul o kadar önemlidir ki, her türlü olumsuz koşula ve yokluğa karşın, çiçeği burnunda yeni Türk devleti, müdahale için bir askeri harekâta girişmeye niyet etmiş fakat bu harekât İngilizler tarafından çıkarılan iç isyanlar neticesinde gerçekleştirilememiştir. Ve Osmanlı sonrasında Musul; önce İngilizlerin, sonra Kraliyete bağlı Arap aşiretlerinin, ardından etnik temizlik gayeli girişimlerde bulunan Kürt yönetimlerin ve günümüzün yeni celladı DAEŞ’in kanlı elleri tarafından zulme maruz bırakılmıştır” ifadelerini kullandı.

 

MUSUL, TÜRKİYE’NİN HAKKI VE MİRASIDIR

Türkiye’nin Musul’dan vazgeçmemesi gerektiğine dikkat çeken Akyener, şöyle devam etti: “Musul Türkiye’dir, Misak-ı Milli’dir, enerjidir. Kaybedilen özgüvendir. Yeniden başlangıç, uyanış ve diriliştir. Türkiye’nin hakkı ve mirası olan Musul, bu derece önemliyken, Türkiye bunun farkındayken ve günümüzde bölgedeki sıkıntılar bu derece artmış ve bir dönüşüm söz konusuyken, mirasın geri alınması ile ilgili bazı adımların atılmasının tam zamanıdır. Bu noktada Türkiye, kararlı ve somut adımlar atmaya gayret göstermekte ve bölgedeki etkinliğini arttırmaya devam etmektedir. Tüm İslam dünyasının kaderini etkileyebilecek ilk adımlardan varsayılabilecek böylesi önemli girişimlerde milletin de devleti ile birlikte olması çok önemlidir.” 

PETROLLERİNİ BÖYLE SÖMÜRDÜLER

TESPAM Başkanı Akyener, Musul’un çok tartışılan petrol ve gaz kaynakları ile ilgili olarak şu bilgileri paylaştı: “Musul’da Osmanlı İmparatorluğu’nun son zamanlarında sızıntı tespiti ve jeolojik yapı incelenerek, bazı yapıların petrol ihtiva ettiğine dair tahminlere dayanan arama çalışmaları yapılmıştır. İngilizlerin Musul’u işgali sonrasında, 1920’li yılların başlarında ‘Turkish Petroleum’ isimli Birleşik Krallık’a ait bir şirket, yaptığı sondajlar ile petrol barındırma olasılığı yüksek olan bazı sahalarda ilk keşfi gerçekleştirmiş ve hatta bazılarını üretime almıştır. 1920’lerin sonlarında ise, Turkish Petroleum şirketinin arama faaliyetlerini, artık bir Türk ismine ihtiyaç duymayan ‘British Oil’ isimli petrol şirketi devam ettirmiştir. 1932 yılında İngiliz Mandası olmaktan çıkarak, bağımsızlık kazandığı varsayılan Irak Krallığı dönemi ile birlikte ise, içerisinde yine İngilizlerin büyük oranda hissedar oldukları ‘Mosul Petroleum’ isimli yerel görünümlü uluslararası şirket, arama ve üretim çalışmalarına devam etmiştir. Bunda ABD’nin etkisi görülmektedir. 1973 yılında ise Musul petrollerinin tüm hakları Irak Milli Petrol Şirketi’ne devredilmiştir.”

 AZERBAYCAN’IN 4 KATI ENERJİYE SAHİP!

Musul’daki enerji potansiyeline ilişkin önemli tespitlerde bulunan Akyener, şöyle devam etti: “Musul vilayetinin sınırları içerisinde yer alan, keşfedilmiş 70 adet petrol veya gaz sahasının ihtiva ettiği tahmini rezerv miktarı 57 milyar varil civarındadır. Azerbaycan’ı kalkındıran bir devlet konumuna getiren ACG sahasının tahmini 9 milyar varil civarında bir rezervi vardır. Ülke geneli ile kıyaslandığında ise Musul, Azerbaycan’ın 4 katı, Rusya’nın yüzde 20’si, Kazakistan’ın 1,6 katı, Suudi Arabistan’ın yüzde 18’i oranında rezerve sahiptir. Musul Vilayeti’ne elinde tutan devlet, dünyadaki en önemli petrol ve gaz kaynaklarına sahip olan devletlerarasında yer alacaktır. Kısacası Musul; büyük bir ekonomi ve başlı başına bir devlet demektir.” 

MUSUL, BATI’NIN TÜM OYUNLARINI BOZAR

Musul’daki enerji kaynaklarına sahip olan bir Türkiye’nin dünyada söz sahibi olacağını vurgulayan Akyener şunları söyledi: “Musul’a sahip olmak Batı’nın bütün oyunlarını bozar ve yeniden kudretli Osmanlı’nın dirilişi anlamına gelir. Ayrıca bu keşfedilmiş kaynakların çoğu, büyük projeye nazaran daha düşük maliyetler ile rahatlıkla üretime alınabilecek durumdadır. Bunun da yanı sıra, bölge yeni yatırımlar ve aramacılık faaliyetleri yapılması durumunda, çok daha büyük miktarlarda kaynak ihtiva etme potansiyeline sahiptir. Türkiye’ye petrol naklini sağlayan Kerkük- Yumurtalık petrol boru hattının da mevcudiyeti dikkate alınırsa, petrol ticareti hacminin kolaylıkla birkaç katına çıkartılabilmesi mümkündür.”

 

x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23