• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Müslüman gazeteci Tayyar Tercan'ın adalet arayışında son durak!

Yeniakit Publisher
2016-04-10 20:10:00 -
Müslüman gazeteci Tayyar Tercan'ın adalet arayışında son durak!

Tayyar Tercan bir gazeteci... Öncesinde "28 Şubat hukuku" onun gençliğini çaldı, tam dokuz yıl ceza evinde yattı! Tahliye oldu. Fakat bu defa da "Fetullahçı hukuk" çıktı karşısına. "Vatana ihanet" edenleri üç ayda tahliye eden "hukuk", Tercan'e gelince durdu.

Gazeteci Tayyar Tercan'ın "Hukuk ve Adalet" arayışı son aşamasında...

Geçtiğimiz hafta, "Yeniden yargılama başvurusu" reddeilen Tercan, mahkemenin kararına itiraz edecek. 

"28 Şubat hukuku"nun işkence ile mahkûm ettiği bir gazeteci Tayyar Tercan... Bu yüzden tam dokuz yılcezaevinde yattı...

tayyar-tercan-1.jpg

Onun cezasını onaylayan, meşhur, -sonradan adı "367 Sabih"e çıkan,  Sabih Kanadoğlu'ydu...

İşkence altında alındığı resmî raporlarla isbatlanmış bir ifadeden dolayı yıllarca cezaevinde yattı..

SONRASINDA "FETULLAHÇI HUKUK"..

Fakat, "zulüm" Tercan'ın peşini bırakmadı...

Tahliye olduktan sonra bu defa da yakasına "Fetullahçı hukuk" yapıştı...

Tercan'a;

"Sen az yatmışsın" (Belki de sen akıllanmamışsın demek istiyorlardı) diyerek, yeniden ceza verdi... Evet, yıllarca cezaevinde yatmasını az bulmuşlardı...

Tercan, uğradığı haksızlığı ve hukuksuzluğu RESMİ BELGELERLE isbatlamasına rağmen, hukuk bunları dikkate almıyordu! Peki bunu nasıl açıklamak gerek?..

Bu durumun "Fetullahçı hukuk”tan başka bir açıklaması olabilir mi?..

Tam dokuz yıl haksız yere cezaevinde yattıktan sonra tahliye olan gazeteci Tayyar Tercan, "Fetullahçı hukuk"un kendisine;

"Az yatmışsın" diyerek yeniden ceza vermesi üzerine, yurt dışına çıktı...

tercan.jpg

(Gazeteci Tercan, bu karardan dolayı, yıllardır yurt dışında sürgün hayatı yaşıyor)

MÜCADELE SÜRÜYOR

Uğradığı haksızlığa karşı mücadelesini sürdüren Tercan, ortaya çıkan son durumları da gözönüne alarak; "Yeniden yargılama" talebinde bulundu!

Fakat, gazeteci kılığında "vatana ihanet" suçu sabit olanları bile üç ayda serbest bırakan zihniyet, gazeteci Tercan'ın yeniden yargılama talebini reddetti...

MAHKEMENİN KARARINA İTİRAZ

Tercan, şimdi bu karara itiraz etmeye hazırlanıyor... Bu, onun 20 yıllık adalet arayışında geldiği son nokta... İtiraz dosyasında, işkence raporları, yapılmayan eylemlerin yapılmadığını doğrulayan emniyet tutanakları da var. Dahası bunun gibi bir çok delil ve belgenin yanında, gözaltında iken avukatı ile görüştürülmemiş olması var. Biliyorsunuz, bu yüzden AYM son dönemde birçok dava için "yeniden yargılama" kararı verdi.

GAZETECİ TAYYAR TERCAN'IN KENDİ DİLİNDEN

YAŞADIKLARININ ÖZETİ:

28 ŞUBAT HUKUKU VE İŞKENCE
-1996 Mayıs ayının 8 inde Sincan Belediyesinde resmi nikahım kıyılarak evlendim. Bir gün sonra polis tarafından arandığımı duyarak normal bir vatandaşın yapacağını yapıp emniyete gittim ve ne olduysa  kendi irademle emniyete gitmemle başladı. İBDA-C adlı örgütle alakalı olarak  gözaltına alındığım söylenerek YAKALANMA TUTANAĞI düzenlendi. Ankara emniyetinde geçen iki gün sonrasında İstanbul emniyet mensuplarına teslim edilip  İstanbul Vatan cd. getirildim. Emniyete girdikten sonra geçen süreç hayatımı tümden değiştirdi. Günlerce ağır fiziki  İŞKENCEYE maruz kaldım. 

İşte Tercan'ın işkence gördüğünü isbatlayan resmî rapor:

tayyar-belge-2.jpg
Size günlerce süren askı, falaka, soğuk su, kaba dayak, elektirik, sapkın sadist fantazileriyle dolu işkence faslını teferruatıyla anlatabilirim. Fakat bu ülkenin meselelerine kafa yoran herkesin az veya çok bunları zaten biliyor olduğunu düşünerek girmeyeceğim. 
Anlatmak istediğim şey, günler süren işkence sonrasında Kabul etmemi istedikleri eylemleri Kabul ettiremeyince eşimi getirip gözlerimin önünde tecavüz tehditleri sonucu önüme konan herşeyi kabul etmek zorunda kaldım… Bugün kırk yaşındayım  ve  aynı şeyi tekrar yaşasam başka yolumun olmadığını acı bir şekilde biliyorum...


Önüme konulan herşeyi kabul ettim neticede. Önce dokuz eylemdi, sonra yedi eylem yaptın dediler. En son beşe  düştü. Yakalama ve çözme primi için herşeyi yapacak polisler, ve dönemin “İslami Terörist”  avlama konjönktürü gereği Emniyet faslı bu şekilde geçti.

Ve sorgulamamın hiç bir safhasında yanımda “AVUKATIM YOKTU” 


Yoğun fiziki ve psikolojik işkenceye maruz bırakıldım ve önüme konulan her şeyi kabul ettim.  O kadar yoğun işkence yapmışlardı ki, izleri silmek için sürdükleri kremler ve savcılığa çıkmadan önce bir iki gün hücrede tutulmama rağmen savcılığa çıkartılmadan önce götürüldüğüm Adli Tıp 3 günlük iş darp – göremez raporu verdi. 


1-Adli Tıp Kurumu tarafından savcılık öncesi verilmiş RESMİ İŞKENCE RAPORU  var (evrak dosyamda)


Savcılık ifademde isnat edilen hiçbir suçlamayı Kabul etmedim. İşkence ile alındığını savcıya söyledim fakat dikkate almadı ve ““O belgeyi değerlendirmek sadece mahkemenin takdirinde. Bizim işimiz değil.”diyerek tutuklama talebiyle hakime yolladı. Hakim de aynı şekilde bir tutumla isnat edilen eylemleri yaptığıma dair hiçbir belge olmamasına ragmen sadece polis ifadesine dayanarak ve işkence raporunu gözardı ederek “Mahkeme başlasın; evraklar gelir!” deyip tutuklama kararı verdi.
2-Savcı ve Hakim önünde yapılan suçlamaların hiçbirsini Kabul etmedim.  Ve avukatım yoktu.

YAPILMADIĞI EMNİYET RAPORU İLE BELGELENEN EYLEMLER

Bu kararlarla yirmi yıl süren ve hala devam eden zulüm süreci başlamış oldu.
-Mahkeme süresince, yaptığım iddia edilen eylemlerden birinin HİÇ YAPILMADIĞINI RESMİ EMNİYET RAPORUYLA belgeledim. Bir tanesinin bana Kabul ettirdikleri gibi bir eylem olmadığını ve benim  attım diye kabul ettiğim yere atılmadığını yine EMNİYET RAPORUYLA RESMİ OLARAK belgeledim.Diğerlerini yaptığıma dair ise hiç bir delil ifade şahit vs  olmadığı gibi, işkence ile paket yüklemeyapıldığını ortaya çıkartmış oldum. (evraklar dosyamda)

POLİS FEZLEKESİNDEN BAŞKA HİÇBİR DELİL YOK


Yani,  Otuz iki buçuk yıl (32.5) ceza aldığım bir davada aleyhime polis ifadesi dışında hiç bir belge olmadığını cezayı isteyen savcı iddianamesinde zaten belirtiyordu. İddianamenin bana ait kısmında “Kanıt olarak” yazan tek şey, “Emniyette alınan ifadesi, yer gösterme tutanağı ve yazılı beyanı…” Başka ? Başka şeye gerek duymadılar ki insanların hayatıyla oynarken.  Emniyette bir şeyi kabul ettiyseniz bu kesin kanıt olarak görülüyordu.

Neticede mahkeme “isnat edilen eylemleri yaptığına dair delil yok ama örgüt üyesi” şeklinde bir kararla 12.5 yıl ceza Verdi.

( O dönem DGM ler kanaatten örgüt üyeliği cezası veriyordu ve üye olmak 12.5 yıldı-evrak dosyamda)

-Karara itiraz ettik doğal olarak ve Yargıtaydan beraat talep ettik. İşte o sıralar 28 Şubat darbesi yapıldı ve Müslüman avı resmi olarak başlatıldı.  Başında meşhur savcı SABİH KANADOĞLU’nun olduğu Yargıtay 9. Ceza Dairesi  konjönktüre uygun olarak dosyama baktı ve “sadece örgüt üyeliği yetmez, her eylemden ayrı ayrı en üst sınırdan ceza verilmesi gerek” diyerek geri yolladı yerel mahkemeye.

Neticede onların kılıcı keskindi ve mahkeme de o şekilde karar Verdi. 29.5 Yıl ceza verildi ve kısa sürede hüküm kesinleşti.(Evrak dosyamda)

CEZAEVİNDEN ÇIKTIKTAN SONRA

Neticede tam 9 yıl cezaevinde yattım. Ülkenin normalleşme sürecinde, 2005 yılında değişen UYUM yasalarından faydalanıp cezaevinden çıktım. Ve bana ve benim gibi bir çok masum insana yapılan hukuksuzlukların giderilmesi için bir çok çalışmada bulundum. 
-28 Şubat Darbecilerin yargılandığı davaya kendi davamda yapılan hukuksuzluklardan dolayı suç duyurusunda bulundum ve  MAHKEME TARAFINDAN MÜŞTEKİ OLARAK KABUL EDİLDİM. 

DOSYAM TEKRAR ELE ALINDI VE...

Fakat aynı dönemde dosyam tekrar ele alındı ve  UYARLAMA DAVASI adı altında yeni yasalara uyarlama mahkemesi yapıldı ve aynı dosyadan eksik yattığımı söyleyerek tekrar ceza verildi. Darbeciler serbest kaldı, ben ceza aldım ! 

YENİDEN YARGILANMA TALEBİMİZ REDDEDİLDİ

Üç yıldır hakkımdaki cezadan dolayı ülkemden ailemden çocuklarımdan ayrı firari olarak yaşıyorum.
-Uzun uğraşlar ve beklemeler sonunda Yeniden yargılanmak için İstanbul 13. AğırCeza Mahkemesine başvurduk ve geçtiğimiz hafta RED cevabı verildi. 
Gerekçe olarak ise herhangi bir “YENİ DELİL KONULMADIĞI “ söylendi.

AHİM'İN EMSAL KARARLARI VAR

Oysa AHİM'in, belgelenmiş işkence dosyalarından TR yi tazminata mahkum ettiği emsal kararlar var.

AYM nin daha yeni verdiği hüküm kesinleştiği halde işkenceden dolayı yeniden yargılama için verdiği kararlar var.

Avukatı yanında olmadığı için savunma hakkı engellendiğinden yargılanmanın yenilenmesi için emsal kararlar var.

ÜST MAHKEME BİR HAFTA İÇİNDE KARAR VERECEK

-Şimdi bu red cevabına itiraz ettik ve bir üst mahkeme BİR HAFTA  içinde kararını verecek. 

Çok basit gerçekleri ifade eden BİR KAÇ SORU, davanın seyrini göstermekte.
- Resmi işkence raporunun hala hâkimlerin takdirinde değerlendirildiği Türkiye’de hukuk var mı?
- Günlük TV programlarını bile didik didik inceleyen ve re’sen dava açan savcılarımız işkence raporu karşısında niçin sessizliğini koruyor?
İspatlanmış işkence bir davayı esastan bozmaya yeterken Tayyar Tercan’ın itirazı niçin dikkate alınmaz?
- İşkence raporunu görmezlikten gelmek mahkemenin takdirinde midir?
- İşkence raporunu görmesine rağmen hiçbir işlem yapmayan hâkim ve savcılar hakkında suç duyurusunda bulunulabilir mi?

"YENİ DELİL YOK" NE DEMEK?

-Yeniden yargılama için işkence yapıldığı belgelenmiş dosyalara Avrupa İns. H. Mahkemesi, AYM ve yerel mahkemelerin emsal kararı varken mahkemenin “yeni delil yok” demesi hangi hukuk anlayışında bulunur?
-Ve herşeyden öte 28 Şubat darbe hukukunun verdiği kararla hayatları heder edilen insanlara yapılan zulüm bir gün biter mi?
Zaman kısıtlı ve sesimi duyurmamda yardımcı olmanızı rica ediyorum.  Bahsettiğim şeyler hakkında evrak belge elimde ve dosyamda mevcut, isterseniz hemen yollayabilirim.

GAZETECİYİM

Gazeteciyim. On yıldan fazla bir zamandır çeşitli dergi gazete haber sitesinde siyasi, edebi yazılar yazıyorum. Son bir kaç aya kadar da Diriliş Postası’nda bir yıla yakın köşeyazarlığı yapmaktaydım. Üç yıldır sürgündeyim. Bir oğlum ben firardayken doğdu, diğeri ilk okula gidiyor. Ve yirmi yılın on yılını cezaevi kapısında geçiren eşim üç yıldır da bensiz ayakta durmaya çalışıyor. Saygılarımla...

x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23