• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Muhammed Masum hazretleri kimdir?

Muhammed Masum hazretleri kimdir? İmâm-ı Rabbânî Hazretleri’nin üçüncü oğlu olup 1599 senesinde doğmuştur. İmâm-ı Rabbânî Hazretlerinin bu oğlunda, yaşının küçüklüğüne rağmen yüksek bir istîdat, rüşd ve irşad kâbiliyeti gördüğü için, onun zâhirî ve mânevî terbiyesine daha çok îtinâ gösterdi.

Yeniakit Publisher
2020-05-06 23:35:00 -
Muhammed Masum hazretleri kimdir?

Muhammed Masum hazretleri kimdir?

11 Şevval 1007’de (7 Mayıs 1599) Hindistan’ın Sirhind şehri civarında dünyaya geldi. İmâm-ı Rabbânî Ahmed Sirhindî’nin üçüncü oğludur. Küçük yaşta babası, ağabeyi Muhammed Sâdık ve babasının halifelerinden Muhammed Tâhir Lâhûrî’den dinî ilimleri tahsile başladı. Kısa sürede Kur’an’ı ezberlediği, on bir yaşında babasına intisap ettiği, on altı yaşında tahsilini tamamlayıp ders okutmaya başladığı rivayet edilir. Bu dönemde Anadolu’dan Hindistan’a gelerek babasına mürid olan Safer Ahmed Rûmî’nin kızıyla evlendi. 1028’de (1619) Bâbürlü Hükümdarı Cihangir tarafından babası hapsedildiğinde yirmi yaşlarında bir genç olan Muhammed Ma‘sûm babasıyla münasebetini mektuplaşarak sürdürdü. 1032 (1623) yılında İmâm-ı Rabbânî kendisinden sonra irşad makamına Muhammed Ma‘sûm’un geçeceğini bir mektupla oğullarına bildirdi. 1034’te (1624) babası, 1050’de (1640-41) annesi vefat etti. 1051 (1641-42) yılında babasının müsvedde halinde kalmış bazı notlarını toplayarak Mükâşefât-ı Ġaybiyye adıyla kitap haline getirdi. 1063’te (1653) çeşitli kişilere yazdığı mektupların derlenmesiyle Mektûbât-ı Maʿṣûmiyye’nin I. cildi ortaya çıktı.

1065 (1655) yılında Sâmâne şehri idarecilerinden Tâc Mahmûd, İslâm’a hakaret edince tepkiyle karşılandı ve cezalandırıldı. Yönetimi babası Şah Cihan’ın elinden almaya çalışan Bâbürlü Şehzadesi Dârâ Şükûh arkadaşı Tâc Mahmûd’u cezadan kurtarmak istiyordu. Tâc Mahmûd’un cezasız kalmasının toplumda kötü örnek oluşturacağını düşünen Muhammed Ma‘sûm, Sirhind’den Delhi’ye giderek cezanın infazı için çalıştı ve infazdan sonra Sirhind’e döndü. Dârâ Şükûh, İslâm ile Hinduizm’in öğretilerini karşılaştıran Mecmaʿu’l-baḥreyn adlı bir eser yazdı, Hint klasiği Upanişadlar’ın bazı bölümlerini Sanskritçe’den Sırr-ı Ekber adıyla Farsça’ya tercüme etti. Onun Hindular’la yakın ilişkilerinin Ekber Şah döneminde görüldüğü gibi yeni bir “Dîn-i İlâhî” projesine dönüşebileceğinden endişe eden Muhammed Ma‘sûm, Şah Cihan’dan sonra tahta Dârâ Şükûh’un değil İslâmiyet’e sıkıca bağlı olan Evrengzîb’in geçmesini istiyordu.

Şah Cihan’ın ciddi bir hastalığa yakalanıp dört oğlu arasında taht kavgasının başladığı 1067 (1657) yılında Muhammed Ma‘sûm bazı yakınları ve müridleriyle birlikte hac için yola çıktı. Hindistan’daki Sûret Limanı’ndan gemiyle Hicaz’a gitti. 1068 (1658) yılını Mekke ve Medine’de geçirdi. Taht kavgasını Evrengzîb’in kazanması üzerine muhtemelen 1069’da (1659) Hindistan’a döndü ve Evrengzîb tarafından kendisine 300 eşrefî altın verildi. Hac sırasında oğlu Muhammed Ubeydullah’ın babasının sohbetlerinden derlediği Yevâḳītü’l-Ḥaremeyn adlı eser, Hindistan’da Arapça bilmeyen müridlerin talebi üzerine Muhammed Şâkir b. Bedreddin Sirhindî tarafından 1071’de (1661) Ḥasenâtü’l-Ḥaremeyn adıyla Farsça’ya çevrildi. Bu dönemde Evrengzîb de onun müridleri arasına katıldı. Evrengzîb’in mânevî eğitimini oğlu Seyfeddin Sirhindî’ye havale etti. Bu amaçla onu muhtemelen 1076’da (1665-66) başşehir Delhi’ye gönderdi. 1072’de (1662) bazı mektupları derlenip Mektûbât-ı Maʿṣûmiyye’nin II. cildi, ertesi yıl da III. cildi oluşturuldu. “Urvetü’l-vüskā” ve “Kayyûm-i Sânî” lakaplarıyla anılan Hâce Muhammed Ma‘sûm 9 Rebîülevvel 1079’da (17 Ağustos 1668) Sirhind’de vefat etti. Babasının kabrine 100 m. kadar mesafede aynı bahçe içinde defnedildi. Sirhind’deki dergâhta yerine oğlu Seyfeddin Sirhindî geçti. Halifelerinden Muhammed Hanîf Kâbilî Afganistan’da, Murad Buhârî İstanbul ve Şam’da, Habîbullah Buhârî Orta Asya’da, A. Yekdest-i Cüryânî Mekke’de irşad faaliyetini sürdürerek Nakşibendîliğin Müceddidiyye kolunu farklı coğrafyalarda yaymışlardır. Çok sayıda halifesi olan Muhammed Ma‘sûm mektuplarında babası İmâm-ı Rabbânî’nin bazı görüşlerini açıklamış ve onun tasavvuf anlayışını devam ettirmiştir.

Eserleri

1. Mektûbât-ı Maʿṣûmiyye: Muhammed Ma‘sûm’un çeşitli kişilere yazdığı mektuplar müridleri tarafından üç cilt halinde derlenmiştir (Kanpûr 1304; nşr. Esrâr Muhammed Han, Karaçi 1396/1976). II. cildi derleyen Şerefeddin Herevî “Vesîletü’s-saʿâde” şeklinde tarih düşürmüş (1072/1662) ve bu cilt bu adla da neşredilmiştir (Ludhyâne 1324). Eseri Müstakimzâde Süleyman Sâdeddin Efendi Türkçe’ye (İstanbul 1277, 1978), Seyyid Zevvâr Hüseyin Şah Urduca’ya çevirmiştir (Karaçi 1986).

2. Ḥasenâtü’l-Ḥaremeyn: Mekke ve Medine’de yaşadığı mânevî halleri anlattığı eseri oğlu Muhammed Ubeydullah Arapça olarak kaleme almış, Muhammed Şâkir Sirhindî Farsça’ya tercüme etmiştir (nşr. M. İkbâl Müceddidî, Lahor 1981). Bu eseri de Müstakimzâde Süleyman Sâdeddin Efendi Türkçe’ye çevirmiştir (Süleymaniye Ktp., Hacı Mahmud Efendi, nr. 2848, vr. 1b-27b). Eserin A. Fârûk Meyân takma adıyla Süleyman Kuku tarafından yapılan özet bir çevirisi de vardır (Evliyânın Kutbu Muhammed Ma’sûm Fârûkî, İstanbul 1970, s. 157-195).

3. Eẕkâr-ı Maʿṣûmiyye: Zikir ve nâfile ibadetlerin faziletiyle belli zamanlarda okunacak virdlere dair Farsça bir eserdir. Muhammed Ma‘sûm’un bazı dua ve zikirler hakkında tuttuğu notları halifesi Muhammed Âşûr Buhârî, Risâle der Eẕkâr-ı Yevmî ve Leylî adıyla derlemiş, kendisi de daha sonra bu risâleyi genişleterek Eẕkâr-ı Maʿṣûmiyye’yi meydana getirmiştir (Lahor 1384/1965).

Kaynak: islamansiklopedisi.org

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Osman Nuri Bilen

Kutb-ül-evliyâ MUHAMMED MA’SÛM FÂRÛKÎ ve EZKÂR VE ED’İYYE-İ MA’SUMİYYE Birinci eser; İmam-ı Rabbani Hazretleri'nin sevgili talebesi ve oğlu, büyük evliya Muhammed Ma'sum Faruki Hazretleri'nin hayatını anlatıyor. 
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı