• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Meydanların yeni dili: Hizmet değil 'hukuksuzluk' mitingleri!

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi:
Meydanların yeni dili: Hizmet değil 'hukuksuzluk' mitingleri!

Gazetemiz okurlarından Oktay Yüksel \ Afyonkarahisar 'Meydanların yeni dili: Hizmet değil 'hukuksuzluk' mitingleri!' başlıklı yazısını bizimle paylaştı.

Eskiden siyasetin bir ağırlığı, meydanların bir raconu vardı. Siyasiler şehirlere gider; yapacakları barajları, yolları, fabrikaları, vatandaşın cebine dokunacak projeleri anlatırdı. Halk da dinler, sandıkta kararını verirdi. Ancak son dönemde CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in il il gezerek yaptığı konuşmalara baktığımızda, karşımızda bambaşka bir manzara var.

Sanki bir seçim arifesindeyiz gibi sokak sokak geziyorlar ama ortada ne bir kalkınma vaadi var ne de vatandaşın derdine derman olacak bir proje... Peki, ne konuşuluyor bu kürsülerde?

Seçilmişlik, Suç İşleme

Özgürlüğü müdür?


 

Sayın Özel’in son dönemdeki söylemlerinin ana omurgasını, yargıya intikal etmiş dosyalar, belediyelerdeki usulsüzlük operasyonları ve kayyım atamaları oluşturuyor. Rakamlar havada uçuşuyor: “30 belediye şöyle, 28 milyon nüfus böyle...” denilerek bir mağduriyet tablosu çizilmeye çalışılıyor. Burada çok temel, anayasal bir gerçeği hatırlatmakta fayda var: Seçilmiş olmak, kişiye suç işleme imtiyazı tanımaz. Sandıktan çıkmak, kimseye yolsuzluk yapma, kamu kaynaklarını usulsüz kullanma ya da gayri ahlaki bir yaşam sürme hakkı vermez. Milletvekilliği dokunulmazlığı ile belediye başkanlığı makamını birbirine karıştırıp, “Halk seçtiyse yargılayamazsınız” demek, hukuk devletinin ruhuna aykırıdır.

Vaatlerin Yerini “Aklama” Aldı

Garip bir devirdeyiz... Miting meydanları artık vatandaşın menfaati için yapılacak yatırımların müjdelendiği yerler değil; hakkındaki iddialar ayyuka çıkmış, yolsuzluk dosyaları kabarık, özel hayatındaki savruluşlarıyla gündeme gelen isimleri “koruma kalkanına” alma platformlarına dönüştü.


 

İktidarı halka şikayet ederken kullanılan dil şu: “Benim belediye başkanım ne yaparsa yapsın, ona dokunamazsınız!”

Pardon ama, neden dokunulmasın?

Eğer ortada rüşvet varsa, adam kayırmacılık varsa, halkın parası kişisel zevklere veya gayri ahlaki ilişkilere akıtılıyorsa, hukuk neden sussun? Yolsuzluğu veya ahlaki yozlaşmayı “milli irade” ambalajıyla paketleyip vatandaşa sunmak, en başta o oyu veren seçmene hakarettir.

Adnan Menderes Hatırlatması ve Samimiyet Testi

CHP kanadı sık sık geçmişten örnekler veriyor. Ama şunu unutuyorlar: Bu milletin oyuyla seçilen Adnan Menderes’i bu ülkede AK Parti asmadı! Milli iradeyi gerçek anlamda savunanlarla, milli iradeyi kendi kusurlarına örtü yapanlar arasındaki farkı halk çok iyi biliyor.


 

Bugün gelinen noktada CHP’nin mitingleri; fiziki yatırımların, ekonomik projelerin konuşulduğu yerler olmaktan çıkmış; suç şüphesi altındakileri ve suçluları mağdur gösterme seanslarına dönüşmüştür. Siyasetin gayesi “hizmet” olmalıydı, “hukuktan kaçış yolu” değil.

Vatandaş sandığa giderken kendisine hizmet edecek birini seçer; dilediği gibi fütursuzca yaşasın, dilediği gibi çalsın-oynasın diye değil! Siyasetin bu yeni “savunma” dili, toplum vicdanında karşılık bulmayacaktır. Çünkü millet; dürüstlüğü, ahlakı ve hizmeti her zaman sloganın üzerinde tutar.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23