• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Mehmetçiğin 'Vakkah' çıkarması: Yıkılamayacak onurumuzla sona eriyor

Yeniakit Publisher
2017-01-10 11:22:00 - 2017-01-10 11:29:17
Yeni Akit'i Google'da takip et, hiçbir gelişmeyi kaçırma.
Mehmetçiğin 'Vakkah' çıkarması: Yıkılamayacak onurumuzla sona eriyor

Suriye'deki Fırat Kalkanı Harekatı kapsamında ilerleyişini sürdüren ve geçtiğimiz günlerde Vakah Köyü'ne giren Mehmetçiğin şafak vakti bomba yüklü araçla uğradığı DEAŞ saldırısı ve sonrasında yaşanan sıcak temas anlarını çatışmadaki gazi anlattı. İşte 21 teröristin tamamının öldürüldüğü ve bir askerimizin şehit düştüğü gecenin perde arkası...

Türk Silahlı Kuvverlerinin 24 Ağustos'ta Suriye'nin kuzeyindeki terör odaklarının etkisiz hale getirilmesi için başlattığı Fırat Kalkanı Harekatı tüm hızıyla sürüyor. Harekatın odak noktası haline gelen El Bab'da Türk askeri ile Özgür Suriye Ordusu savaşçılarının operasyonları aralıksız devam ediyor.

Harekat kapsamında 90 kilometrelik Azez ile Cerablus hattını ele geçiren birlikler, Rakka'ya açılan 35 kilometre derinliğindeki Halep kentine bağlı El Bab kasabasına yöneldi. Harekatta, binbir güçlükle karşı karşıya kalan ve her birini tek tek aşan Mehmetçik, 140 günü geride bıraktı.

Güvenlik Uzmanı Abdullah Ağar, operasyona ait detayları Habertürk'le paylaştı. El Bab'da Türkiye'nin güvenliği için terör örgütü DEAŞ'a karşı cansiperane mücadele eden kahramanların hikayelerinden tüyleri diken diken eden gerçekler şöyle:

"Benim adım Metin... Gerçek adım değil tabii. Özel Kuvvetler'denim, astsubayım. Daha önce de kâh Güneydoğu'daydım, kâh Irak'ın kuzeyinde...

Meskun mahal çatışmalarına da katıldım, dağlarda yapılan terör operasyonlarına da. Meskun mahal çatışmalarında Sur'daydım. Hakkâri'nin dağlarında; İkiyakalar'da, Buzul Dağı'nda, Oramar'da da vardım. Hani'nin, Lice'nin, Dicle'nin yayvan yamaçlarında da... Şimdi de buradayım, Bab'dayım.

Operasyon başlıyor

- “Metin!”

- “Emredin komutanım.”

- “10 dakika sonra brifing. Kürşat'la katılın hemen.”

- “Emredersin komutanım.”


Kürşat benim badim. Kürşat da onun kod adı. Yıllardır beraberiz. Birbirimizi kokumuzdan tanırız. Yediğimiz içtiğimiz attığımız ayrı gitmez, yan yana sırt sırta yaşar, çatışır, ölümüm üstüne giderek ölümden kaçar dururuz. Biz Özel Harpçi iki astsubayız. İşte bizim bu hikâyemiz böyle başladı. Zaten hep böyle başlardı.

'Köye sızacağız'
Gece Vakah Köyü'ne sızacağız. Hava karardıktan birkaç saat sonra başlıyoruz. Bu görevlerde çok yiyecek almayız. Sadece su, silah ve mühimmat. Hem de bolca mühimmat. Çünkü bu tür görevlerde üzerimizde ne varsa onunla savaşırız. Bir de soğuktan koruyan giysilere ihtiyacımız olur. Şimdiki adımız 4'üncü özel görev kuvveti.

40 kişi kadarız. Vakah Köyü'ne sızacak, sonra işimizi yapacağız. 30 Kasım'ı 1 Aralık'a bağlayan bütün gece boyunca yürüdük. Her tarafın mayın, bubi tuzak patlayıcı olduğunu biliyoruz. En ummadığın yerde bir tuzak bir patlayıcı karşına çıkabiliyor. Patlayıveriyorsun. Sonrası malum...

1 hafta sonra
"Tam bir haftadır buradayız. Sızdığımızı, önce fark edemedi uyanıklar. Sonra çok bozuldular. Pek çok kere bizi tırtıklamaya, sızmaya, girmeye çalıştılar ya, şu ana kadar başaramadılar. Bizse onların canlarını fena yaktık.

Gece görüşlerimizle, termallerimizle, diğer optik sistemlerimizle uzak yakın yakaladığımız, tespit ettiğimiz hedefleri, sopalattık uçaklarla fırtınalara. Ayın yedisini sekizine bağlayan gece nöbetimizi tuttuk.

Sabahın bu kirli aydınlığında bir motor sesi duyuyorum. Apansız alarm zillerim çalıyor. Birden irkiliyorum. 'Bir zırhlının sesi bu!' Boğuk uğultulu gürültülü ve güçlü! Tırtıllı paletli bir şey! Sadece bağırdım ve koştum. Biliyordum! Bu bir bombalı araçtı. Artık bir tek derdim var.

Nöbetteki komandolardan biri ateş etti
Komandoların yattığı yere ulaşıp, onları uyarmak istiyordum. Onların dağılmalarını, yayılmalarını sağlamalıyım. Yorgunluktan derin bir uykuda olduklarını biliyorum. Bir roket patlıyor bu ara. Nöbetteki komandolardan biri, elindeki RPG'yle zırhlıya ateş ediyor.

Ama çarpmanın patlaması duyulmuyor. Sekiyor belli ki, tanksavar roketinin mermisi, patlamıyor! Kahrediyorum ve bu kısacık zaman aralığında 5, bilemedin 10-15 saniye sonra komandoların yanına ulaşıyorum.

Artık kapının eşiğindeyim, binanın içine doğru koşuma devam ederken, avazım çıktığı kadar, delicesine bağırıyorum. “Bombalı araç! Tam siper, tam siper!” Bir yandan da durmadan telsizi mandallıyorum. “Ateş edin, ateş edin. Durdurun şu aracı, ne olursa.” Aracın sesini, uğultusunu şimdi daha yakın duyuyorum.

Sonra hiçbir şey duymamaya başlıyorum. Savruluyor bedenim ve sadece, bir an bir şey görüyorum. Devasa bir alev topu, apansız açılıyor önce, sonra birdenbire kapanıveriyor ve kapkara, ama kapkara bir duman ürümeye başlıyor. Bu sırada havaya uçuyor ve yere çakılıyorum.

 

Son bir gayret, son bir gayret daha, sonunda Kürşat'a ulaşıyorum.

- “Kardeşim! Kardeşim nasılsın?”

- “İyiyim abi, iyiyim. Sen nasılsın?”

- İyi miyim, bilmiyorum. Ve artık mücadeleme, mücadelemize sarılıyorum.

“Termobarikler nerede Kürşat?” “Ben onları halletmezsem, onlar gibi olayım.” Bu arada termobarik bir bombayı, M-203'ümün lançerine sokup, tetiğe asılıyorum.

 

Kürşat'ı, o dağ gibi silah arkadaşımı anlatacağım. Kürşat'ın neden öyle bakıp kaldığını, orada, oracıkta nasıl yaralandığını anlatacağım. Kendisini el bombası patlatarak geberten terörist, patlattığı el bombasıyla Kürşat'ı da yaraladı. Ayakta öylece bakakalan Kürşat, işte o yüzden öyle duruyor.

İşte bütün bu uğraştan sonra artık her şey kesiliyor, her şey bitiyor. Ve artık her şey, hep birlikte, hep beraber yıkılmayan yıkılamayacak onurumuzla sona eriyor.


Az biraz sonra diğer üs bölgelerinden takviyeye gelen arkadaşlarımız yetişiyor. Kürşat dahil, yaralarından kan damlayan 13 gazimizi tahliye ediyoruz.

Bab yakınlarında giriştiğimiz Vakah Köyü çatışmasında tekfiri teröristlerin ikisi bomba yüklü “Üç zırhlı ve/veya zırhlandırılmış araçla” cüret ettikleri bu uğursuz saldırının bilançosunu, bütün alanı temizledikten sonra rapor ettik.


Saldırıyı gerçekleştiren 21 teröristin tamamı öldürüldü. Kod adı Kürşat olan askerimiz Selçuk Erdoğan ise 6 Ocak 2017 tarihinde şehit oldu.

x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23