Akit’e konuşan Gül, 6284 Sayılı Kanun, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın camilere yapacağı atamalar, fahri Kur’an kursu öğreticilerinin durumu ve Türk aile yapısını bozmayı hedefleyen sapkın odaklara karşı atılması gereken adımlar konusunda çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Mil-Diyanet-Sen Genel Başkanı Celaleddin Gül kamuoyunu meşgul eden konulara ilişkin olarak Akit’e özel açıklamalarda bulundu. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın camilere yapacağı atamaları eleştirenlere tepki gösteren Gül, şunları dile getirdi
Dertleri üzüm yemek değil
“1965 tarihinde yürürlüğe giren 633 sayılı “Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun” Başkanlığın görevleri noktasında önemli bir açılım getirmiş. Kanunda Başkanlığın görevi, ‘İslâm dininin inanç, ibadet ve ahlâk esasları ile ilgili işleri yürütmek, din konusunda toplumu aydınlatmak ve ibadet yerlerini yönetmek’ şeklinde ifade edilmiştir. Bu tanıma göre, Başkanlığın ‘İbadet Yerlerini Yönetmek’ görevi vardır. Başkanlığın her yıl yaptığı imam-hatip, müezzin-kayyım ve Kur’an kursu öğreticisi atamalarına karşı çıkan çevreler vardır ve maalesef bu olmaya devam edecektir. Bu çevreler hep aynı kokuşmuş zihniyet olup dertleri üzüm yemek değil, bağcıyı dövmektir. Bunların derdi, din, diyanet ve din görevlisi iledir. Diyanet’i ve din görevlisini itibarsızlaşmak ve Müslüman halkın gözünden düşürmektir. Ama elhamdülillah, ne yapsalar boş, çünkü aziz milletimiz bu İslam düşmanı çevrelere itibar etmemekte ve onlara prim vermemektedir.”
Camiler ticarethane değildir
Gelen elektrik faturaları karşısında zor duruma düşen ve hatta takibe düşüp elektrik şirketleri tarafından icraya verilen camilerin faturalarına ve son günlerde ibadethanelerin faturalara yönelik atılan adımlara da değinen Celaleddin Gül, şunları kaydetti: “Son zamanlarda muhtelif il ve ilçelerde faturaların ödenmemesi gerekçe gösterilerek elektrik tedarik şirketleri tarafından camilerimizin ve Kur’an kurslarımızın sigortaları indirilmiş, hatta merkezi ezanlar dahi okunamamıştı. Din görevlisi kardeşlerimizin bize gönderdiği elektrik faturalarında camilerin ısıtma-soğutma sayaçlarının ticarethane abone grubunda olduğunu gördük. Böyle saçmalık olur mu? Camilerde neyin ticareti yapılıyor da bu gruba dâhil etmişler. Camilerimiz ticarethane değil, ibadethanedir.”
Fahri Kur’an Kursu öğreticilerinin sorunlarını hatırlatan Başkan Gül, şöyle devam etti: “2021 yılının başlarında, Mil-Diyanet Sen olarak Fahri Kur’an Kursu Öğreticilerimizin aldıkları ücretin asgari ücret seviyesine (2825 TL) çıkarılması teklifini Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş hocamıza arz etmiştik. Sayın Erbaş’ın sendikamızın teklifini bir toplantıda Cumhurbaşkanımıza bizzat ilettiğini ve Sayın Cumhurbaşkanımızın da bu teklife çok olumlu baktığını öğrendik.
Mali kayıplar giderilmeli
Ancak daha sonra bu konu rafa kaldırıldı. Bugün fahri öğreticiler en fazla 1500 TL gibi komik rakamlar için çalışıyorlar. 2022 yılı asgari ücretinin 4253 TL olmasıyla birlikte vekil imam-hatip ve müezzin-kayyım olarak görev yapan kardeşlerimizin ve zaten çok düşük ek ders ücreti karşılığında görev yapan fahri öğreticilerin aldıkları ücret, açıklanan asgari ücretin çok altında kalmıştır. Başkanlığımız, ivedilikle yeni bir çalışma başlatarak oluşan mağduriyeti gidermelidir. Hem vekil görevli hem de geçici Kur’an kursu öğreticilerimizin mali kayıplarını gidermeli, en azından yeni asgari ücret seviyesine çıkarmak için çalışma yapmalıdır.”
Manevi kalkınma şart
Celaleddin Gül, sapkın LGBT dernekleri ile ilgili atılması gereken adımlara ilişkin ise şunları söyledi: “Bir toplumu maddî tahribat çökertmez; manevî tahribat çökertir. Son dönemde ekonomik açıdan zor bir dönem geçiriyoruz. Ancak, ekonomik kriz ve maddi tahribat kadar manevi tahribat da önemlidir. Mil-Diyanet Sen olarak LGBT örgütlerine karşı ciddi mücadeleler verdik. Eğer toplumu kasıp kavuran manevi tahribatı önlemezsek, bu durumun ortaya çıkaracağı zarar, ekonomik krizden daha vahim olacaktır. Manevi kalkınma olmadan maddi kalkınmanın olmayacağını ifade ettik. Aileyi ve gençliğimizi dinamitleyen unsurlarla mücadele ettik. Bu kapsamda ahlaksız diziler ve programlara karşı ve toplumu ifsad eden LGBT örgütlerine karşı mücadele ettik. Bu konuda yapılması gereken ilk adım; Kur’an-ı Kerim’de açık nâslarla yasaklanan zinanın, yasalarda da tekrar suç kapsamına alınmasıdır. Resmi dernek statüsünde ifsad faaliyetleri yürüten eşcinsel LGBT dernekleri kapatılmalı ve tüm faaliyetleri yasaklanmalıdır. Zaten Mil-Diyanet Sen olarak bunun için bakanlığa dilekçe verdik.”
6284 yasası iptal edilmeli!
Son olarak 6284 Sayılı Kanun yüzünden mağdur edilenlerin sorunlarına da değinen Başkan Gül, şunları anlattı: “İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesiyle sözleşmenin yol açtığı tahribatın önüne geçilmiştir. İstanbul Sözleşmesinin feshedilmesinden sonra, aslolan ve gereken şey; esas yaptırım gücü olan 6284 Sayılı Kanunu kaldırmaktır. Kadınları, çocukları ve aileleri mağdur eden 6284’ün iptal edilmesi gerekir. Biz Müslümanlar olarak şiddetin her türlüsüne karşıyız. İsteriz ki, toplumda sadece kadınlara değil, hayvanlara ve bitkilere dahi şiddet olmasın. 6284 Sayılı Kanun kendi aile medeniyetimize göre yeniden düzenlenmelidir. Aksi halde; boşanmalar, şiddet vakaları, kadın-erkek düşmanlığı, uyuşturucu kullanımı, cinayetler artacak, genç nüfus azalarak toplumumuz ve toplumsal barış büyük bir yara alacaktır. Gençlerimiz evlenemeyecek, ahlaksızlaşacak ve nüfus yaşlanacaktır. 6284 şiddeti cinsiyetleştirerek şiddete yol açmaktadır. Kime ve hangi cinse yapılırsa yapılsın şiddetin her türlüsüne karşı çıkılmalıdır. Süresiz Nafaka konusu, en çok tartışılanlardan konulardan biri haline gelmiştir. Çünkü boşanan kişi yeniden evlenip yuva kurma şansına hemen hemen sahip değildir. Nafaka vermesi, çocukların bakımını üstlenmesi bir de yeni bir aile kurabilmesi mümkün olmayacaktır. Sayın Cumhurbaşkanımız da süresiz nafakanın doğru olmadığını ifade etmişti. İnşaallah hem yasalarda hem Anayasa’da bu konuda bazı değişiklikler yapmalarını bekliyoruz.”