THY- Noukşot

Kudüs’ü tanımak zorundayız

Kudüs’ü korumak sadece Filistinlilerin değil tüm ümmetin görevi olduğunu belirten Filistinli Yazar Moin Naim, “Çünkü burada barış olmadığı sürece İslam aleminde barış olamaz. Filistinliler; maddi ve manevi destek bekliyor, Müslümanların Kudüs’ü tanımasını ve İsrail’e boykot istiyorlar” diyor.

03 Eylül 2018 Pazartesi 13:13
Kudüs’ü tanımak zorundayız

Ortadoğu’yu yakından takip eden Filistinli Araştırmacı Yazar Moin Naim ile Kudüs’teki don gelişmeleri ve tehlikeli bir sürece giren İdlib’i konuştuk.

Kudüs’te şu an durum nasıl? İsrail hangi hain planların peşinde?

Kudüs şu anda kuşatma altında. Filistinliler artık orada tek başlarına bir şeyler yapamıyorlar. Siyonist işgal devleti İslam aleminin paramparça olmasından dolayı ve birbirine girmiş olmasından dolayı fırsat bilerek artık Kudüs’ü daha da Yahudileştirmeye devam etmektedir.

YAHUDİ YASASI BARDAĞI TAŞIRDI

Yahudi Ulus Devleti yasasının onaylanması hangi değişiklikleri getirecek?

Getirmiştir zaten. Artık 1.5 milyon Filistinlinin kendilerine Filistinli deme hakları yok, Arapça konuşamazlar. Yahudi olmazlarsa bile Yahudi bireylerin hayatını yaşamak zorunda kalacaklar. Örneğin Siyonist işgalcilerin Filistin’i işgal ettikleri tarih onlar için bir bayram olması gerekiyor. Kalkıp ta Filistin için “işgal edilmiş topraklar” deseler bir suç işlemiş olacaklar. Yine uluslararası yasaların koruması altında olan Filistinlilerin dönüş hakkı iptal ediliyor. Nitekim bugün bu yasanın Trump aracılığı ile desteklenerek Filistinli mültecilerin haklarını kaldırılmaya çalışıyor. Bu da Filistin davasının ana kilit taşını sökmek demektir.

BÖLGENİN BARIŞI KUDÜS’E BAĞLI

Kudüslü Müslümanlar dünya Müslümanlarından neler bekliyor?

Tabi ki görevlerini yerine getirmelerini bekliyorlar. Çünkü Kudüs’ü korumak, savunmak Kudüslülerin veya Filistinlilerin değil tüm İslam aleminin hatta ve hatta tüm ümmetin görevidir. Çünkü Kudüs’te barış olmadığı sürece Filistin’de barış olamaz. Filistin’de barış olmadığı sürece ise Ortadoğu’da ve İslam aleminde barış olamaz. İslam aleminde bu barış sağlanmadığı takdirde tüm dünyada kargaşa ve kaos hakim olacaktır. Onun için Filistin’deki Müslümanlar dünyadaki Müslümanlardan şunu istiyorlar. İlk olarak İsrail işgal devletini kabul etmemelerini istiyorlar.

FİLİSTİNLİLER, İSRAİL’E BOYKOT İSTİYOR

İkincisi İsrail işgal devletini zor durumda bırakacak her türlü çalışmayı direniş ve sivil aktiviteleri ve örneğin boykot ekonomik yaptırımların yapılmasını istiyor. Boykot küçümsenecek bir eylem değildir. Diğer taraftan İslam alemdeki Müslümanlar Filistin’i ve Kudüs davasına maddi olarak destek vermesi gerekiyor. Çünkü artık Filistinlilerin sözlü destekle veya gönüllü destekle desteklenmesi yeterli değil. Artık maddi olarak Kudüs’ün vatandaşları, Kudüs’ün tüccarlarının ayakta kalabilmesi için oraya ciddi bir maddi destek sağlanması gerekiyor. Kudüslü Müslümanların bir talebi daha vardır ki o da İslam âlemindeki Müslümanların Kudüs’ü iyi tanımasıdır. Kudus’ü tanımak zorundayız. Çünkü Kudüs’ü tanımayan Kudüs’ü savunamaz. Kudüs’ü bilmeyenin Kudüs’ü kurtarmak için plan kurması mümkün değildir. Kudüs’ü tanıyalım ki Kudüs’ü kurtarabilelim.

Türkiye’nin Kudüs yatırımı yeterli mi?

Şu anda aslında Kudüs’te yapılan yatırımların büyük bir çoğunluğu Türkiye tarafından yapılmaktadır. TİKA başta olmak üzere Türkiye’den gelen STK’lar gerçekten Kudüs’te farklı çalışmalar ve olumlu hizmetler sunmaktadır. Ama bunlar yeterli değildir. Ancak Kudüs kurtulursa bizim çalışmamız yeterli olur. Hatta o zaman Kudüs’ü yeniden ihya etmek, aslına uygun olarak düzenlemek gerekebilir. Onun için de destek olmamız gerekiyor. Kudüs’e sahip çıkmak ve Kudüs’ün acısını tüm dünyaya anlatmak gerekiyor. Türk  milleti Kudüs’le meseleleri kadar da uğraşmaktadırlar. İnşallah böyle devam eder ve daha da artar.

Kudüs davasında hangi ülkeleri samimi olarak görüyorsunuz?

Açıkçası ülkeler olarak konuşmak, burada halklar ile yönetimler arasında bir ayrım yapmak lazım. Ciddi bir fark görülmektedir. Halk nezdinde elhamdülillah şu anda İslam aleminde birçok halk Filistin konusunda, Mescid-i Aksa konusunda, Kudüs konusunda hassasiyeti olduğunu ve elinde olsa Mescid-i Aksa için her şeyi verebileceğine inanıyoruz. Rejimler nezdinde ise maalesef bugünkü rejimler çoğunluk olarak ya gerçekten ihanet içinde ve Kudüs’ü İsrail işgal devletinin ve Siyonist Yahudilerine teslim etmek isteyenlerdir. Kudüs meselesinde tavrını ortaya koyan ve hatta diğer İslam alemini bir araya toplayıp Kudüs’e sahip çıkması için teşvik eden ülke Türkiye’dir. Bugün belki de İslam âleminin Kudüs konusunda lider olan ülke Türkiye’dir.

KUDÜS’E GİDEN AŞIK OLUYOR

Kudüs’e gidişlerin artmasını nasıl yorumluyorsunuz?

Sayın Cumhurbaşkanının ilgisi ve Diyanet’in çalışmaları bunda etkili. Kudüs’e giden bir daha gitmeye çalışıyor. İki defa giden artık zaten âşık olur. Âşık olduktan sonra maşukundan ayrılamaz duruma düşerler. Sadece bu değil aslında. Türkiye’deki insanlar Kudüs’e giderken bunu bir ekonomik destek olarak gördüğünü düşünüyorum. Bu bir duyarlılıktır, artmalı.

Bir Filistinli için Osmanlı ne ifade etmektedir?

Tek cümle ile kendi devleti ve kendi tarihidir.

Erdoğan sevgisini nasıl yorumluyorsunuz?

Sayın Cumhurbaşkanının sevgisi sadece Filistin’den değil tüm bölgedeki insanlardan ve İslam aleminde sevilen bir şahsiyettir. Çünkü İsrail işgal devletine ve ABD’nin zulmüne karşı dik duruşundan dolayı seviliyor ve destekleniyor. Bunların anlamı şudur; biz biriz, biz beraberiz, biz farklı halklar ve farklı ülkeler değil biz tek bir ümmetiz ve milletiz.

GAZZE 12 YILLIK AMBARGODAN ÇOK YORULDU...

Gazze şu anda hangi zorluklarla mücadele etmekle. Bu mücadeleye Müslümanlar nasıl destek olmalı?

Gazze’de bugün 12 yıllık bir ambargo sonucunda yorulmuş imkansızlık içinde, açlık ve zorluğun hat safhada olduğu bir Gazze’den bahsediyoruz. Gazze’de ilaç bulunmamaktadır. Gazze’ye gittiğinizde birçok ilacı devlet kurumlarından temin edemeyip gidip özel sektörden almak durumundasınız. Oradaki ekonomik şartlardan dolayı parası olmayan Filistinliler o ilacı alamadıkları gibi artık tedavi edilmediklerini duyuyoruz ve görüyoruz. Elektrik Gazze’de günde sadece 4 saat verilmektedir. Bazı günler geliyor ki o 4 saat bile verilmiyor. Eğitimde ciddi bir tehdit var. Öğrencilerin harçları ve paraları olmadığı için okullarından atılma tehlikesi ile karşı karşıya kalıyorlar veya okullarına gitmeme durumu var. Sağlıkta sadece ilaçlar değil, sağlık hizmeti azaldıkça hastalıklar ve salgınlar çoğalıyor. Bu çoğaldıkça Filistin’in ve Gazze halkının durumu da sağlık olarak çok daha kötü olmaya başlıyor. Öte yandan; hizmet olarak yurtdışı giriş çıkışlarında ciddi bir zorluk var. Gazze’de bugün insanlık dramı yaşanıyor. Ama kameralar orada olmadığı için bu dram gittikçe yayılıyor ve büyümektedir.


Yeni Akit Gazetesi
Haber Tarihi: 03 Eylül 2018 Pazartesi 13:13

YORUM YAZ

    Günün Karikatürü

    17 Kasım 2018