• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Kozinoğlu’nun ölümünü ilk kez oğlu Oğuzhan paylaşmıştı! Hasan Atilla Uğur bu işin neresinde?

Yeniakit Publisher
Haber Merkezi Giriş Tarihi:

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et

Yeni Akit Gazetesi yazarı Ali İhsan Karahasanoğlu, cezaevinde şüpheli şekilde ölen MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu’nun koğuş arkadaşı emekli Jandarma Albayı Hasan Atilla Uğur ile oğlu Oğuzhan Uğur hakkında dikkat çeken ifadeler kullandı.

Akit TV'de ekrana gelen Manşetlerin Dili programı gündemi hem belirliyor hem yorumluyor.

Programda değerlendirmeler yapan Yeni Akit Gazetesi yazarı Ali İhsan Karahasanoğlu, cezaevinde şüpheli şekilde ölen MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu’nun koğuş arkadaşı emekli Jandarma Albayı Hasan Atilla Uğur ile oğlu Oğuzhan Uğur hakkında dikkat çeken ifadeler kullandı.

Karahasanoğlu "Uğur'ların arkasında ne kim yada kimler var?" dedi.


 

ÜÇ KİŞİ GÖZALTINA ALINDI

MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu’nun cezaevindeki şüpheli ölümüne ilişkin Silivri Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmada bu sabah gerçekleştirilen operasyonda, eski Silivri Cumhuriyet Başsavcısı, eski cezaevi savcısı ve Kozinoğlu’nun koğuş arkadaşı Emekli Deniz Yüzbaşı Hasan Ataman Yıldırım gözaltına alındı. Kıbrıs’ta bulunduğu tespit edilen emekli Jandarma Albayı Hasan Atilla Uğur hakkında da yakalama kararı çıkarıldı.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Recep Aydın / Sosyal Bilimci

Karanlık Labirentin Silivri Ayağı: Kozinoğlu Suikastı ve Hücredeki Sırlar! Devletin en kritik istihbarat operasyonlarında görev almış, Orta Asya’dan Kafkaslar’a kadar karanlık odakların tekerine çomak sokmuş bir MİT mensubu olan Kaşif Kozinoğlu, 2011 yılında Silivri zindanlarında şüpheli bir şekilde hayatını kaybetti. Yıllar boyunca adaletin kör, vicdanların sağır kaldığı bu cinayet dosyası, nihayet bugün yeniden açıldı ve adaletin pençesi o dönemin aktörlerinin yakasına yapıştı. Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü faili meçhul soruşturması kapsamında; dönemin cezaevi savcıları, başsavcıları ve en önemlisi Kozinoğlu’nun aynı koğuşu paylaştığı hücre arkadaşları hakkında gözaltı kararları çıkarıldı. Bugün gelinen noktada sorulması gereken en can alıcı soru şudur: Devletin zirvesine kurulmuş tuzakların tam ortasında, o koğuşun içinde gerçekte neler yaşandı ve bu tezgahın iplerini kimler elinde tutuyordu? Yeni Akit Gazetesi yazarı Ali İhsan Karahasanoğlu’nun da haklı olarak dikkat çektiği üzere, Hasan Atilla Uğur gibi geçmişi soru işaretleriyle dolu karanlık bir figür ile Kaşif Kozinoğlu’nun aynı koğuza adeta özenle yerleştirilmesi tesadüfle açıklanamaz. Tünelin ucundaki ışığı görmek isteyenler, sistemin hücrelerine kadar sızmış olan o hain şebekenin lojistik planlamasına bakmalıdır. Tıpkı dönemin MİT Müsteşarı Hakan Fidan’a kurulan ve Sayın Erdoğan’ın son anda ameliyata gitmeyerek bozduğu o büyük 7 Şubat komplosu gibi, Kaşif Kozinoğlu da aynı karanlık aklın ürünü olan sistematik bir tuzağa düşürülmüştür. Eğer o dönem Erdoğan’ın iradesi bu oyunu bozmasaydı, bugün belki de bambaşka devlet adamlarının ardından rahmet okuyor olacaktık. Ne var ki Kozinoğlu, o zindan duvarları arasında sesini duyuramadan, savunmasını yapamadan susturuldu. İşin daha da vahim ve düşündürücü boyutu ise ölümün dış dünyaya sızdırılma şeklidir. Kozinoğlu’nun koğuştaki şüpheli ölümünü, daha devletin resmi kurumları bile idrak edememişken, sosyal medya üzerinden ilk kez kamuoyuna duyuran kişi Hasan Atilla Uğur’un oğlu Oğuzhan Uğur olmuştur. Soruyoruz: Henüz otopsi yapılmamış, cezaevi duvarlarının arkasında nelerin döndüğü netleşmemişken, bu istihbarat niteliğindeki bilgi o koğuştan dışarıya, bir gencin klavyesine nasıl ulaştı? Bu bilgi akışı, kurulan kumpasın koordineli bir psikolojik harekat parçası olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Hücrede can çekişen bir vatan evladı varken, dışarıda bu ölümün adeta erkenden ilan edilmesi hangi planın parçasıydı? Bugün yürütülen soruşturma kapsamında Kurtlar Vadisi senaristlerinin dahi ifadelerine başvurulması ve dizideki infaz sahneleri ile gerçek ölüm arasındaki zamanlamanın incelenmesi, hainlerin devlet operasyonlarını nasıl birer popüler kültür malzemesiyle perdelediğini göstermektedir. Ancak yolun sonuna gelinmiştir. Kıbrıs’a kaçarak adaletten kurtulabileceğini sananlar, o dönem FETÖ’nün yargı ve cezaevi mekanizmalarıyla iş tutan ihraç edilmiş eski savcılar, bu milletin adaletine hesap verecektir. Kaşif Kozinoğlu’nu o koğuşta bir tuzağın içine çeken, ölüm döşeğindeyken infaz planını uygulayan ve bu cinayeti perde arkasından yöneten her bir figür, karanlık labirentlerin hesabını yargı önünde vermek zorundadır. Bu dava, sadece bir istihbaratçının ölüm davası değil; devlete ve millete kurulan tüm kumpasların kökünü kazıma davasıdır.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23