Stres çocukları depresyona sokuyor. Hele 2 yaşında.. Anne
ve babalar dikkat edin lütfen: çocuklarda 2 yaş en gergin dönem. Onun için "Korkunç 2 Yaş dönemi" denmekte. Çocukta stres; depresyon, anksiyete ve kaygı bozuklukları ile panik atak gibi ağır tablolara sebep olabiliyor.
Stresin sadece yetişkinleri değil, çocukları da olumsuz etkilediğini vurgulayan uzmanlar, çocukluk ve ergenlik döneminde yaşanan stres ve kaygının, ilerleyen yaşlarda ağır tablolara yol açabildiğinin olabildiğini söylemekte..
Çocuklar için çevrelerinden ve ebeveynlerinden aldıkları birçok stres kaynağı bulunduğunu aktaran uzmanlar,
"Bu stresler, zamanında müdahale edilmezse, sonraki dönemlerde depresyon, anksiyete ve kaygı bozuklukları ile panik atak gibi ağır tablolara sebep olabilir. Bu tablolar yetişkinliğe varmadan çocukluk yaşlarında da ortaya çıkabiliyor. Stresten ve kaygıdan kaynaklı dikkat dağınıklığı, kaygı problemleri, geceleri dişleri gıcırdatma, alt kaçırma problemlerine kadar birçok problemler yaşanabiliyor.
ANNE VE ÇOCUK ARASINDAKİ İLETİŞİM
Kaygıyı artıran sebepler yaşa göre değişiklik gösteriyor.
Anne sütünden ayrılma dönemi çocuk için bir travmadır. Çünkü çocuk, anne sütünden ayrılmasıyla bireyselleşme dönemine girmiş oluyor.
Tuvalet alışkanlığının kazanılması da çocuk için bir stres faktörü. Çocuklarda bu durumu engellemek yerine desteklemek ve teşvik etmek gerekiyor.
Bu dönemdeki çocuklarda anne çocuk arasındaki iletişim çok önemli. Sağlıklı bir anne çocuk iletişimi olmadığında çocuk çok fazla duygu iniş çıkışları yaşamaya başlıyor."
"SINIRSIZLIK ÇOCUKTA STRES YAPIYOR"
Uzmanlar, çocuklarda stresle başa çıkabilmek için ailelere şu önerilerde bulunuyor:
"Çocuklarınıza sınır koymaktan çekinmeyin. Çünkü sınır koymak, çocuğu engellemek değildir. Aksine sınır koymak çocuğun kendini güvende hissedebileceği bir alan oluşturmaktır. Sınırsızlık çocukta stres yapan en büyük faktörlerden biridir."
2 YAŞ EN KRİTİK DÖNEM
İki yaş dönemi çoğunlukla “korkunç iki yaş” olarak adlandırılmaktadır.
Çocuk bu yaşta yürümeye ve konuşmaya başlar, çevre üzerinde hâkimiyeti artar. Kendini dünyanın merkezindeymiş gibi hisseden çocuk, yapmak istediğinin engellenmesinden hoşlanmaz ve ‘hayır’lar başlamaktadır. Karşılıklı gerginlik arttıkça çocukta tutturmalar, negatif tavırlar öfke krizlerine dönüşebilmektedir.
AYNI ÖLÇÜDE TEPKİ VERMEYİN
Çocuğun öfkeli tutumlarına karşılıklı tepki vermek onun gerginliğini daha da artırmaktadır.
Sakin kalmalı ve kriz anı geçince çocukla konuşarak durumu değerlendirerek duyguların dışa vurulmasını sağlamak her iki tarafı da rahatlatacaktır.
Herhangi bir vurma davranışında çocuğu sadece tutmak ve onunla göz kontağı kurarak bunu bir daha yapmaması söylemek doğru olacaktır.
ÇOCUĞA VURMAK YERİNE GÖZ KONTAĞI SAĞLA
Çocuğa vurmanın bir sınırsızlık göstergesi olduğu düşünüldüğünde anne-baba-çocuk çerçevesinde ebeveynin konumu vurgulanarak sınırların çizilmesi gerekmektedir.
Çocuğu odaya kapatarak cezalandırmak gibi öfkeyi artırıcı ve anlamsız davranışlardan uzak durmak gerekir.
Çünkü çocuğa öfkeli şekilde davranmak onun da aynı şekilde davranmasına model oluşturmaktadır.
KRİZİ ÖNLEMEK İÇİN CÜMLEYİ SEÇİN
İstediğini yaptırmak için öfkelenen çocuğun bu davranışlarına son vermek isteyen ebeveynler çocukların isteğini anında yerine getirme davranışını seçebiliyorlar. Hızlı bir çözümmüş gibi görünse de aslında bu durum çocuğun öfkelenmek ve istediğinin olması arasında ilişki kurmasını ve bu davranışını pekiştirmesini sağlamaktadır.
Yapılması gereken davranışlarda net olmaktır.
Mesela yatma saati gelmiş ise ‘Yatağa gitmek ister misin?’ gibi açık uçlu bir soru yerine “Yatağa gitme saati’ demek ve krizleri önlemekte daha faydalı olacaktır.
Sorun çözülmez ise ilerleyen yaşlarda dikkat eksikliği, hiperaktivite, kaygı, depresyon gibi psikiyatrik tabloların da eşlik ettiği öfke kontrol sorunları yaşanabilmektedir.