Star gazetesi köşe yazarlarından Ahmet Kekeç, Ankara saldırısından sonra bir süre yayın yasağı getirilmesini eleştiren Cumhuriyet Gazetesi için 'Hem terör destekçisi, hem sapık!' başlıklı bir yazı kaleme aldı.
Sürekli hükümeti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı çirkince eleştiren, Genel Yayın Yönetmenliğini Can Dündar'ın yaptığı Paralel ve PKK sevici Cumhuriyet gazetesine ithafen Star Gazetesi köşe yazarları Ahmet Kekeç, 'Hem terör destekçisi, hem sapık!' başlıklı bir yazı yazdı.
Terörü yüksek sesle kınadığını söyleyen Cumhuriyet gazetesi için yazar Kekeç, "Fransa’daki terör olayını, 'Fransa çocuklarına ağlıyor' şeklinde, son derece romantik ve dokunaklı bir başlıkla duyuran bu gazete, Ankara Kızılay’daki saldırıyı “pişkin bir soğukkanlılıkla” geçiştirdi." ifadelerini kullandı. Yazısında Ahmet Kekeç, sürekli PKK propagandası yapan Cumhuriyet'e "Kendi çocuklarına ağlamayı zül addeden, PKK’yı eleştirmemek için bin dereden su getiren bu gazete, eleştiri hakkını patlamadan sonra getirilen “yayın yasağı” için kullandı." dedi.
İşte o yazısı;
Sadece Fransa mı? Türkiye de çocuklarına ağlıyor... Daha doğmamış çocuklarına... Gelgelelim, “Bizi hedefe koymayın. Terörle alakamız yok. Terör destekçiliği yapmıyoruz. Terörü yüksek sesle kınıyoruz” diyen Cumhuriyet gazetesi bu kanaatte değil. Fransa’daki terör olayını, “Fransa çocuklarına ağlıyor” şeklinde, son derece romantik ve dokunaklı bir başlıkla duyuran bu gazete, Ankara Kızılay’daki saldırıyı “pişkin bir soğukkanlılıkla” geçiştirdi. Başlık şuydu: “Terörün yeni başkenti Ankara...” Bu başlığı attığınızda, hem sıcak bir gelişmeyi duyurmuş oluyorsunuz (Kimse size, “niçin PKK saldırısını görmediniz?” diye soramaz artık), hem de hükümete çakmış oluyorsunuz. Böylece, gazeteyi “istikamette” tutmak için bir ton para harcayan Pensilvanya’nın da gönlü yapılmış oluyor. Zaten bütün kabahat, Ankara’yı “terörün başkenti” haline getiren devlet yöneticilerinde... PKK’nın bir kabahati yok... Erdoğan “başkanlık” diye tutturduğu için ülkenin kalbinde bombalar patlıyor... Erdoğan yokken, PKK diye bir şey de yoktu. Ülke güllük gülistanlıktı. Kimse “terör yapmak” için dağlara çıkmıyordu. Hapishane görevlileri Kürt mahkûmlara dışkı yedirmiyordu. “Kürtçe şarkı yapmak istiyorum” diyen sanatçılar öldürülmüyordu. Teröristler sağı solu ateşe vermiyordu.