Emperyalist haydutların bir asır önce kolunu kanadını kırdığı ve bugün akan kanın durmadığı mazlum ülkeler, kendilerine kol kanat gerecek liderini arıyor. Gazze’yi kan gölüne çeviren, ardından Lübnan’a girerek katliamda yeni bir evreye geçen haydut devlet İsrail’in pervasızlığı, İslâm dünyasındaki başsızlığı gözler önüne seriyor.
Buğra Kardan İstanbul
Küresel emperyalist haydutların bir asır önce kolunu kanadını kırdığı ve bugün akan kanın durmadığı mazlum ülkeler kendilerine kol kanat gerecek liderini arıyor. Gazze’yi kana bulayan, ardından Lübnan’a girerek katliamda yeni bir evreye geçen haydut devlet İsrail’in pervasızlığı, İslâm dünyasındaki başsızlığı gözler önüne seriyor. Mezhepsel ve bölgesel farklılıklar nedeniyle nifak sokulan ve paramparça edilen Müslüman ülkelerin bir araya gelerek kendi sorunlarını çözmeleri ve mazlum hakların hamiliğini yapacak bir lider ülke etrafında birleşmeleri gerekiyor.
Geç kalınmamalı
Emperyalist Batı, küresel şeytan ABD ile katil İsrail’in arkasında saf tutarken; uzmanlar, asırlardır ümmetin sancaktarlığını yapan Türkiye’nin doğal lider olduğunu ve ittihadı İslam’ın kurulması halinde ümmete yapılan saldırıların püskürtüleceğini söylüyor. Mazlum coğrafyalarında akan kanın durması için bir an önce el ele verilmesi gerektiğini belirten akademisyenler ve analistler, geç olmadan Türkiye öncülüğünde örgütlenerek Netanyahu ile katiller sürüsünü bölgeden püskürtmeye çağırıyor.
Türkiye öncü olabilir
Konuya ilişkin gazetemize değerlendirmelerde bulunan Gaziantep Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Fuat Gökçe, şunları söyledi: “Türkiye, oldukça önemli bir aktör. Bölgede cereyan eden olaylar esnasında izlediği barışçıl, insancıl politikayla önemli aktör olduğunu gösterdi. Lider ülke pozisyonunda. Yıllarca bölgede hakimiyet sürmüş, liderlik yapmış. Kuvveti de belli. Sözü dinleniyor. Güvenli ve güvenilir. Dolayısıyla Türkiye önderliğinde İslâm dünyası yeni bir oluşuma gidebilir. Ülke, şemsiye görevi görüp İslâm devletlerini alternatif bir yapılanmada buluşturabilir. Türkiye’nin bu anlamda gücü var. İtibarlı. Yayılmacı değil. İslâm ülkelerinin ve halklarının Türkiye’nin peşinden gitmemeleri için bir neden yok.
ABD’ye göbekten bağlılar
Gazze’yi yerle bir eden İsrail, Lübnan’a ilerlemeye devam ediyor. Bu ilerlemeye ses eden yok. Güneyde konumlanan Arap devletleri suskunlar. Çünkü bunlar Amerika’ya hem siyasi hem de ekonomik anlamda bağımlılar. Doğal olarak İsrail’e laf etmiyorlar. Bunların dertleri kendi koltuklarını ve ekonomik güçlerini ve iktidarlarını korumak. Bir hamle yapmalarını, hatadan dönmelerini umuyoruz. ABD ve Tel Aviv mezhepçiliği kullanarak bölgede bölünmeyi arttırma taktiği güdüyor. Lübnan saldırıları sınırlı olacak gibi görünüyor. Gazze gibi düz arazide dahi askeri hedefleri ele geçiremeyen İsrail’in ormanlık ve dağlık Lübnan’da muvaffak olma ihtimali yok. Yine Lübnan’da Hristiyan nüfusun bulunduğu ve Fransa ile İngiltere’nin nüfuzu olduğu unutulmamalı. Zaten Makron açıklama yaptı. Biden ve Netanyahu da operasyonunun sınırlı olacağının sinyalini verdi. Lübnan’ın akabinde ise Golan tepelerini hedef alması muhtemel. PKK/PYD’ye de ‘teröristanı bina ettirme ve bu iki yeri birleştirme yoluna gidebilir. Arap milliyetçiliğinin yoğun olduğu Suriye ve Irak’ı hedef alabilir. Mezhep çatışmalarını körükleyebilir. Öbür taraftan Netanyahu’nun konuşmasında İran halkını değil de rejimini düşman edindiğini anlıyoruz. Rejimle halkı karşı karşıya getirme gayretinde olduğunu çıkarıyoruz.”
Denenmemiş bir yöntem lazım
Araştırmacı Dr. Mustafa Öztop da şunları dile getirdi: “Birleşmiş Milletler gibi İslâm ülkelerini bünyesinde barındıran İİT’yi de yönlendiren güçler var. Bu güçler, İsrail’e ses çıkarma derdinde değiller. Bu hakikatten yola koyularak yeni arayışlar içine girilmeli. Aynı yöntemi denemenin faydası yok. Olmadı, olmuyor. İİT’yle bir yere varılmıyor. Ürdün’de bir toplantı yapılıyor. O toplantıda Gazze ele alınıyor ardından biri çıkıp İsrail’le barış içinde olmaktan dem vuruyor. Bu da içten olan, Filistin meselesine duyarlı olan aktörler bir araya gelmeleri zaruretini ortaya koyuyor. Ve radikal bir karar alınmalı.