İran duyurdu: Gemilerine el koyduk

İran Devrim Muhafızları, İngiltere'ye ait petrol tankerine el koyduklarını duyurdu.

19 Temmuz 2019 Cuma 21:20
İran duyurdu: Gemilerine el koyduk

İran Devrim Muhafızları, İngiltere'ye ait petrol tankerine Hürmüz Boğazı'nda el koydu. İran'dan yapılan açıklamada, 'Hürmüz Boğazı'nda İngiliz bandıralı bir tankere el koyduk' denildi.

İngiliz tankeri Stena İmpero'da 23 mürettebat bulunuyor. İran ordusunun, tankeri ele geçirmek için çok sayıda hücumbotla operasyon yaptığı öne sürülüyor. Geçtiğimiz haftalarda İngiltere, Cebelitarık'ta Suriye'ye giden İran petrol tankerine el koymuştu.

Akit Youtube Kanalına Abone Ol

Haftanın Özeti

www.yeniakit.com.tr internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, röportaj, fotoğraf, resim, sesli veya görüntülü sair içeriklerle ilgili telif hakları Uğurlu Gazetecilik Basın Yayın Matbaacılık Reklamcılık Limited Şirketi’ne aittir. Bu içeriklerin iktibas hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeksizin iktibas olunamaz; hiçbir surette kopyalanamaz, yeniden yayıma konulamaz.
Haber Tarihi: 19 Temmuz 2019 Cuma 21:20

YORUM YAZ

  • Zekeriya ErtuşZekeriya Ertuş1 ay önce
    Allah Azze ve Celle nin rahmeti, bereketi ve selamı İran İslam Cumhuriyeti Devleti nin ve halkının üzerine olsun. İnşaallah amin!
  • ihti-yarihti-yar1 ay önce
    bu şia lar bozuk saat gibi günde 2 kez doğru yapıyor 1.karar veriyor 2.uyguluyor:)))
  • AYH8N ERG8N8Z EWET AYH8N ERG8N8Z EWET 1 ay önce
    alma mazlumun ağını cikar aheste aheste,boyuna bakmadan fistan biçme Yahudi lobilerinin emrindeki Ingiltere ve ABD 'ın kendi keyfiyetleri doğrultusunda yaratığı diplomatik krizler ve kaoslar neticesinde Iranin haklı çıkışı artık yapılacak birşey bırakmamaları etik olmayan anlayabilecekleri diplomasi dili. ABD Iranla yaptığı nükleer anlaşmayı Turump'un askıya alması nekadar normal ve kendi taahhütlerini yerine getirmede ne kadar samimiyse iran ve Rusyanin da o derece milli menfaatler gereği samimi olmaları normal.normal olmayan ABD nin kendisi .kendisine muti olmayan devletler milli bekarları gereği milli savuna ve onun gerekli sratejileri hamlelerini yapınca gözdağı ve tehdid diliyle kıyamet senaryosu yazması anormaliktir. En az yüz yıl sonra baltık denizine giren ingiliz donanması kadar.Bu anormalik ABD ve Ingiltere için meşru ise; iranin milli savunma hamleleride bir o kadar normal ve mesrudur.Türkiye'nin yeni stratejik yapılanması bölgesinde ki ağırlıklı güçlenmesi güç dengesi üzerindeki kaymalar eksen değiştirilmeleri ABD in endişelerini artırmıştır. Stratejik gruplaşmalar pozitif ivme kazanmış ABD ın bölge üzerindeki NATO ağırlıklı güvenlik çemberini daralmıştır. G-20 deki toplantıda bunu (Türkiye ye adaletsizlik yapılmıştır) sözleriyle ifade eden Trump aslında bu endişeyle köşeye sıkışmıştır.Bu oyununu Türkiyenin akılı stratejileri sayesinde kazanmıştır. Oluşturmak istedikleri yeni dünya düzenin Suriye de ki ayağını İsrail lehine çeviremeyen ABD akdeniz üzerinde yeni enerji sahalarında yeni müttefikler oluşturarak Türkiyeyi kuşatan hamleler üzerinde hak sorgulaması neden yapamıyor? geçmiş başkan Obama Yi günah keçisi ilan etmek Trump un obadan sonra yapılan yanlısı düzeltmemesi ve şimdide ilkinde olduğu gibi değişen şartlar altında kendi kamu oyuna verdiği olumlu bir mesaj mi? obama Turkiyeye patriot füzeleri sarmadıysa sen bu sözleşmeyi neden iptal etmedin? başkanlık sistemi ulusal güvenlik sistemini değiştirmene engel degilken; bunu obama hükumetinin Iranla yapılan nuklueer anlaşmaları iptal ederek gösterirken Türkiye'nin almak istediği hava savunma sistemlerine neden görmezden geldin? yeni bir yasayla bu haklı talep mesrulastiramazmiydin?Turump ABD nin stratejik yapısının askeri kanatinin nato savunması içinde S=400 lerle ağır darbe alacağını çok iyi bilen ve Türkiyenin güç dengesini değiştireceğini geçte olsa hesaplayabilmistir. Korkusu Rusya, iran,Türkiye ittifakının çinide ıçine alan siyasi ekonomik ve askeri ilskilerin derinleşerek başka mutefiksel oluşumları oluşturup ; derinleşmesi. Türkiye'nin haksızlığa uğradığını söyleyip,ilginç vaka olarak addedilmesi geçte olsa kendimize çeki düzen vereceğiz,etik olacağız,adil olacağız demek herhalde. Trump un beyanı keskin çizgileri olan şeref sözü niteliğinde ve ilerisi için umut ve samimiyet telkin edici. inşallah unutmaz. Dostluk bir vücutta yaşayan iki ruh iki ruhta yaşıyan bir vücut gibidir.Reisin Makronun omuzuna elini koyması vücut dilinin samimiyeti,insanlığı ve öz güvenin telkin halidir. Aynı makron bu muamelenin ceketine düşen kepeği alma tarzını, Turump tarafından küçümseyişini unutmayıp; uzanan dost elinin kıymetini çok iyi bilmesi gerekir. Turump reisin vücut dilini iyi okuyup;kendi samimiyetini hesap çekmesi lider kimliğinin aynasının sırrını kuvvetlendirir. Bu sır haysiyet, onur, güven ve ABD in şerefidir.Türkiyenin haksızlığa uğradığını söyleyip,ilginçvaka olarak adladilmesi geçte olsakendimize çeki düzen vereceğiz,etik olacağız,adil olacağız demek herhalde.Trumpun beyanı keskin çizgileri olan şeref sözü niteliğinde ve ilerisi için umut ve samimiyet telkin edici. inşallah unutmaz.Dostluk bir vücutta yaşayan iki ruh iki ruhta yaşıyan bir vücut gibidir.Reisin Makronun omuzuna elini koyması vücut dilinin samimiyeti,insanlığı ve öz güvenin telkin halidir. Aynı Makron bu muamelenin ceketine düşen kepeği alma tarzını, Turump tarafından küçümsenişi şeklinde yaşadığını unutmayıp; uzanan dost elinin kıymetini çok iyi bilmesi gerekir. Turump reisin vücut dilini iyi okuyup;kendi samimiyetini hesap çekmesi lider kimliğinin aynasının sırrını kuvvetlendirir. Bu sır haysiyet, onur, güven ve ABD in şerefidir.bu Şeref aynı zamansa barış acısından küresel bir olgunluğu buluntuyla taşımasa basılanan noktaya geri dönülür.. Irani müzakere masasına oturturacaklarmis sevsinler sizi. Her taşın altından sizin ve yahudinin kumpası varken hangi masumiyetle mağdur kimliğine bürünüp siyasetinize rol biçiyorsunuz?edepsizliginizlemi kırmızı çizgilerinizi belirliyorsunuz? kendi içinizde bile güven tesisinde sende mi burutus serzenişleriyle karşılaşırken! Zeytin yağı gibi üste çıkıp siyaset ve kamuoyunda aklanmaya çalışmak bir şeylerden korkup,(köşeye sıkışıp) kuyruğunu sıkıştırıp kaçmanın yeni bir yolumu?kirli sinsi siyasetimizden aklanın artık. Etik devlet kimliği ile sorunlara yaklaşıp,çözün.Amerikan ana karasinin Bermuda şeytan üçgeni olan bu şer ittifakı özgürlük ve özgürlüklerin ün gaspcilaridir. Kirli siyaset itifaki bu malum ve melun ittifakın emelleri de bir o kadar tehlikeli ve kirlidir.Cūnkū: bunlarda Turump'un değirmenine su taşımaktadırlar. ABD zenginlik ve lojistik bakımından elverişli venezuela petrol ve doğal gazına çöreklenmek istiyor. Artan enerji ihtiyacının dünya üzerindeki en büyük rezervi kendisine muti olmayan bu topraklarda. Moduruyau ahmakça kirli siyasetlerine kaba kuvvetle ortak edip; boyun erdirmeye amaçlıyor ve çalışıyorlar. Yani;anlamaları gereken: abeste iştigal edip,bulanik suda balık avlanilamiyacidir. ABD nin yahudi sevdalısı ticaret savaşlarını başlatan kapitalizmin yeni çarı başkan Turump düşüncenin değil; savaşın gücüne inanan ikinci stalin.bu konuda Dış siyasetini genelde ortak paralelikle yürüttüğü ingiltereden ornek almasi gereken cok insani dersler ve nüanslar vardır. Trumpun varlığı zaten tek başına dünya icin felâket.Özgur iradesi netanyahu tarafindan ipotek altında. Trumpun Yanındaki her aklı selim bakanı bile durmuyor,kaçıyor.Neden?Trumpun ipotekli kimliğinden kaynaklanan davranış bozukluğu ve bunun ürünü kirli siyaseti tahammülsuzlukler yaşatıyor. ABD aklın mabetinin kutsal alanıni kirleten ve nekrofilistik zırva çığlıklar atan harp sakattı bir devlettir.Cok fazla kaba gücü var ama uluslar arası kamu oyunu ikna edemiyor.ikna edebilmek için anlatabilmek lazımdır.Ama anlata bilmek için gerekene sahip değiller.Buda akıl ve mücadelede haklılıktir. Buda düşüne bilen bir aklı olan ve ayakları yere sağlam basan geniş ufuklu liderlerle olur. Maduro putin ve reis geniş ufuklu ayakları yere sağlam basan devlet adamlari olarak iyi şahsiyet potreleri çizen dünya siyasetine basiret ve akıllarıyla yön vereren liderler olarak anılırlar ,bilinirler.Trump ise ABD devlet adamlarının zayıf halkası ve ABD için yaprak dökümünü başlatan zat-ı muhterem,mümtaz bir şahsiyet. (!) Marifetleriyle hafızalara çok iyi kazınan bir kimlik olarak ABD tarihinin övünç kaynağıdır. (!) Güçler dengesindeki yerimizi ve safımızı güçlendirecek teknolojik gelişmeler bekâmız üzerinde tehdit oluşumlarını bertaraf edıp kaldıracaktır.Milli uçak ve S-400 projesi de bunların en önemlileridir. Çünkü: her alanda kendilerine muti devlet istiyen Batılı emperyalist güçler, Egede ,Akdenizde .Karadenizde cirit atıp; Egede Yunan adalarını İsrail füzeleriyle konuşlandırırken S-400 ler ve onun daha üst versiyonlarından vaz geçmemizin beklenilmesi abeste iştigaldir. Gelistirme asamasinda olan uzay savunma harp sistemleri ve bunun teknolojik ayağı lazer savunma sistemleri istikbal göklerdedir; sözüne emsal teşkil etmiyecek şekilde kanıtlayacaktır. Ticaret savaşlarını başlatan ABD nın başındaki şahsi muhterem(!) şüphesizki layik olduğu veçhile ile muamele edilip adab-ı erkana davet edilecektir. Bu içinde bulunduğu dünya aile topluluğunun saygınlığı gereğidir.Bağımsız her ülkenin onur savaşı haysiyeti ve hayatiyetidir. Bu hayatiyet global ekenomi gereği nimetin de adaletidir.lokmalarin adil paylaşımıdır. Türkiye cumhuriyeti kendi istikbal olugusu gereği bekasını ilgilendiren konularda hiç bir ülkenin Ön şartlı taleplerinin esiri değildir. Bağımsızlığın gereği de budur. Birde AB,ABD ,NATO içi oyulmuş bir Türkiye isterken...Bu bağlamda bölgesinde ve dünyada güç dengesini sağlayarak haçlı zihniyeti ve onun temsil ettiği devletlerin tarihten gelen emelleri de varken; bizden olması ve yapılması istenen bu siyasi oluşumların (AB,ABD.NATO) icinde müstemleke devlet kimliğidir ki;Turkiye için yalın olan gerceklilik, tarihten gelen misyonuyla siyasi askeri ve toplumsal kimliğidir. Bu kimlik yapılanması bizim gerçek gücümüz,sayginligimiz ve en kuvetli korkulan yanimizdir. Şeytani histerikligin basit görünümü altında yatan mentalite kendi olgusunun olgunluğunu taşır ki bu Trumpun kendi kimliğidir.Temsiliyet kabiliyetini egosuna amaç edinip,kullanmıştır, Turmp için son derece normal bir davranış olup; kendi siyasi kimliğinin de nüanslarını içinde barındırır.Turump tek kutuplu dünyanın mimarı rolünü çok iyi benimsemis görünüyor kendinde bu role çok iyi kaptırmış. Çinin kendi açılımı ve kırmızı çizgisi dişe diş,göze göz bir siyasi entelektüellik taşırken; Gözdağı vermek Trumpun siyasi basiretsizliginine eşdeğer cahil cesaretir.Primi ise kendi kırmızı çizgilerinin yüksek plavralaridir ki,zoru gördükçe rezilliklerini sergileyen dõnekliklere şahit oluruz. Neticede: Turump Dūnyaya mal olmuş lbir şovmendir. Hiç bir ülke arka blahçesinde istemediği (otun) ve stratejilerine ters düşen hegemonyaların (bitmesini) oluşmasını istemez.ABD dünyada izlediği,kabulune de ters açıdan baktığı oluşumların dünyada tek hamisi olduğundan olsa gerek, kendisini Dünya Cografyasi uzerinde (aç tavuk kendini darı ambarında görür misali) şartsız soz sahibi olduğu zannediyor.Kovboy mantalitesi devamlı siyasi arenada kendi egosunu dayatarak kabullenilmesini şeytani bir histerikle arzulamakta olup ;her türlü siyasi aktörü menfati gereği yok saymaktadır.bu Trumpun yaratığı etik olmıyan siyasi nezaketsizlik Trumpun yetişme tarzının ve siyasi bilgisinin şuur altına yansıyan tartışılmaz üst kimliğidir. Huy halini(gelmiş) almıştır.Kesinlikle iktidarda kaldığı sürece kendi zeka grupları içinde şahin muamelesi görüp, yozluk katsayısı artmış olacaktır. ABD nin Turkiyeye karşı izlediği ve bundan sonra da izleyeceği ültimatom taktiği, Dış siyasi arenada ABD dış işleri bakanlığının tükenmişlik sendromu,siyasi etik, nezaketsizlik ve yozlugudur.ABD devletin her kademesinde bu mentaliteden kurtarılmalıdır . Trumpun anlaşma stratejisi ön şartlı,yapıcılıktan uzakta ABD menfaatlerine bağnaz derecesinde düçar bir olgu ve yapılanmayı egosunda barındırır.Gõrevde kaldığı süre zarfında dünya stratejik, demografik insani varlık akıbeti barıştan uzak sürekli tehlike ve endişe arz ediyor. Bu bağlamda Rusyanin ve diğer ülkelerin her türlü acil önlem tedbirleri gayri ihtiyari önemine binaen çok büyük zorunluluk ve sorumluk arz eder. Siyasi ve stratejik ergūmanlar ne gerektiriyor ise bağımsızlığımızı,güçler dengesindeki yerimizi sağlayacak donanımların en iyi kazanımları milli menfaatlerimiz Için titizlikle yapmış ve yapacağız.bundan da kimsenin şüphesi olmasın. ABD nin ortadoğu daki ileri karakolu ve uydusu ısrail in stratejik anlamda bağlarını bedbaht ve ferasetsiz tek dünya düzenin nizami köleleri bazı körfez ülkeleriyle girdiği sratejik ve ekonomik işbirliği ABD nın oluşturmak istediği tek kutuplu dünyanın saç ayaklarıdır. Dünyanın her bölgesinde kendine askeri ve ekonomik bağlarla bağlı uydu Devletleri kulanarak,tek kutuplu dünya liderliğine adım adım ilerlemektedir.bu süreçte herşey etik ve mübah mentalitesiyle ingiltereyi Avrupa birliğinden ayırıp; Cini ticarî ambargolarla baskılayıp: malum olan paranoyak sratejik ,askeri,ekonomik tek kutuplu totaliter oluşumuna hızla ilerlemektedir.Burada demokraside minarenin çalınan kılıfıdır.Mücadele ise doları pasifize eden ekonomik ve askeri oluşumları icine alan birlikteliklerdir . ABD ülkelerin Milli kimlikleri üzerinden rant devsirmeye alışık bir ülke olduğundan; sömürge mentalitesini Kuresel ekonomi çarkıklarını işleterek gerçekleştir.Bu zorunlu uydu tabiliginin başka modelidir ki her türlüsünden bağımsızlık kavramına terstir ve hür doğmuş hür yaşamış bir millet olarak bize tarihi misyonumuz açısından da uymaz bunun en Iyi anlatımı (anlatımida)S-400 lerin alımından geçer Milli savunma konseptine ileri teknolojilerle entegre edilmesi ise milli bekâmız ve varlığımız için onur kaynağıdır. ABD nin milli kimlikler üzerinden rant devşirmesi en amiyane tabiriyle aşağılık bir barbarlıktır. ABD nin Ortadoğuda Irani hedef alan siyasi açılımı Irak takı eski Baas ve Suriyedeki simdiki Esat yönetiminin katliamlarindan daha tehlikeli bir senaryoya imza atmasi cok tehlikeli gelişmeleri doğurur ki;Bu ABD nın hedeflerinin çok büyük olasılıkla sapmasına neden olan ve tüm dünyayı icine alan kaotik ortamı doğurur. ABD güdümündeki kendilerini dev aynasında gören körfez deki o malum devletçikler ABD askerlerini lejyoner sistemiyle ülke savunmasına katarak çakma motifiyle ABD nın ortadoğuda devam eden eyaletleri olarak sisteme entegre edilmişlerdir. Dahası: kırılgan Emirliklerinin statüleri ABD nın o bolgedeki girişeceği Macerayala bire bir ilintili olup ; dimyata pirince giderken eldeki bulgurdan olmayi gerektiren bir Istikbal olgusunun tehlikesini de tasimaktadir.Dolayısıyla son ,söz, ses özgür iradeleri olan tam bağımsız körfez ve ortadoğu ki ülkelerin (!)değil..ABD nin oluşacaktır. yani; spatuladaki harci karan baris yanlısı Iran suren ise ABD olacaktir.ABD nin başındaki zatın amacı zaafını biçimlendiren egolarını paranoyak bir şekilde iran ve körfez üzerinden ticaret,petrol ve paraya dönüştürerek ABD ekonomisine devamlı akan musluk misali; gelir irad etmek.Kendiside çok iyi biliyorki körfez ve ortadoğu batağından çıkamayacağını. dolayısıyla gayrı meşru kimliğigi ile aba altından sopa gösterek göz korkutup,daha cok nemalamanin Hesapı içinde.Oda biliyorki elin oğlunun armut toplamadığını.Çine yönelik yaptırımları çinin Sanayi ve teknoloji casusluğunadan ziyade uzak doğunun o' bölgesinde ve diğer alanlardaki gücünü çin kaptırmış olmasidirki; AMERIKAN DERIN DEVLETI TARAFINDAN SON DERECE RAHATSIZLIK VERICI OLARAK ADLEDILIP ANLAMLADIRILMISTIR. BU RAHATSIZLIK UZUN VADEDE DE AMERİKAYI TAHTINDAN EDECEK BIR REALİTE OLARAK PENÇESİNE ALMIŞTIR. SIKINTI DERIN VE KAOTIKTIR.ZAMANLA ABD 'YI BIRBIRINE BAĞLAYAN EYALETLERİ BILE ETKILEYEBILECEK; DOLASYISIYLA: EKONOMİK BIRLIKTELIGI DE ÇÖZECEK GÜÇTE. ABDnin dünya barisina katkısı anlaşma ve uzlaşma mantığından geçmesi kendi egosu ve mantalitesi olan mantığına ve onun hamisi olan Trumpun on altı köşe olan anlama basiretini temsil eden jetonun düşüş hızına koşulsuz hizmet etmesi gerekir.Sonunda izlediği siyaset açısı gereği, Kıratın çiftesi pek olur öğretisinden vieatnmdan beri hatırlamamış olmasıdır ki; İpek yolu ticaret medeniyetinin bir parçası olan Iran ve Cin akabinde de; Rusya ve Kuzey Kore bu hatırlatmayı en iyi şekilde yapmak için can siper hane bir şekilde üstün silahlarıyla ABD yi bu coğrafya da bekliyorlar olacağından kimsenin zerre kadar şüphesi dahi olmasın.Bu kaotik ortamın yaratacağı kaos islâm topraklarından eskiyalikla yaralanan (nemalan) zorba ,zalim Israilin sonunu da getir.Bu medeniyet temsilcileri bugünkü güç sarhoşluğu içinde, Siyasi tarzılariyla tüm güç dengesini ve güçler dengesi üzerine kurduğu, dış siyasetini barıştan uzak zorbalıkla dayatma,ötekileştirme ,beriketlestirme ve ayrimlastirmayla idame ettiğini, edeceğini zanederek; ecelinin de senaryolar ını Tarih sayfalarına yazdığının,yazabileceginin farkında değil. Dolayısıyla; aymaz bir şekilde güç tutkusu ve sarhoşluğu içinde kaderinin girdabında tarihin karanlık sayfasına geçemeye dünden de daha yakınlar. Malum, ABD potansiyel haydut kimliği ile yaptığına jandarmalık diyorsa da bunun hür vicdanlardaki adı Barbarlık ve Yamyamliktir.çünkü;kendi Milli kimliğinde bu vardır.Bu kimlik derin Devletinin kendi kimliğidir.yani sonunda yakala ye ve yut olan aşağılık bir tarzla, prensiple çalışır. Turmp kişilik vasıflarıyla agresif yoğun psiko analizi dipte kendinden ve ideallerinden başka Dünya kabul etmeyen zorba,ABD nin Yahudi Demokrasisinin faşist zavallı diktatörüdür insanilik erdeminde kafa tasicilik zihniyeti olan zorba,kimliksiz bir kimlik olarak Amerikan değerlerini ve mantalitesini koşulsuz egolarıyla şekillendiren, sorgulayarak biçimlendirerek ayaklar altına alan psikolojide psiko analize yeni terimlerle kanalize olacak biri olarak Dünya tarihinde bu terimle anılacak ve yargılanacak biri.sorgusuz mo...on mentalitesi ve değer yargısı gercek dünyadan ve insanlik değerlerinden izafi bir soyutlukla uzakta,Amerikanın muhafazekaligin ve katoliginin yeni değer yargısı olarak anılacaktır. Dış işleri Bakanlığımızın profesyonelliği sayesinde kendini bilmez dış siyasi odakların sözde diktaları; tevazu, rica ve minnete dönüşmüştür bu başarı diplomasi adına dış işleri bakanlığımızın Türkiye Cumhuriyeti nezdinde büyük devlet olma onurunun en büyük kazanımıdır. bu bağlamda küresel açıdan, dış siyasi arenada ve bölgesinde hissedilir bir saygınlıkla sözü dinlenen bir ülke konumundayız.Görünen o ki; diplomasideki bu saygınlık her ülkenin, siyasi otoritesinin birbirine karşı duyulan güvenin de bir eseri olsa gerek. Türkiyenin bölgesinde ve güçler dengesinde yerini belirleyen:güven esasına dayalı diplomasisidir. Bu diplomasi ki; bölgesinde ABD 'nın enerji koridoru ve Kürtler üzerinden İsrail e devlet kurma siyasi projelerini başlamadan bitiren siyasi ve askeri başarılarıda getireceği şüphe götürmeyen bir gerçektir. Bu gerçeğin sıcak yüzüyle köşeye sıkışan ABD diplomasisi her geçen gün taktik hegemonyalar üzerinden yeni yaptırmalar uygulayarak sıkıştığı köşenin çıkış açısında daraltmaktadır. gün gelecek daralan bu açıdan; diplomasisi ve siyasi kimliğindeki emelleri adına preslen ip’te çıkacaktır. ABD in kendi ulusal çıkarlarını başka ülkelerin çıkarlarından ve uluslararası Topluluğun ortak çıkarlarından üstün tutması bencilliktir. Başkanı Donald Trump, Ulusal Güvenlik stratejisin de "Amerikan etkisine, değerlerine ve zenginliğine meydan okuyan rakiplerimizle ki bunlar Rusya ve Çin, karşı karşıyayız demekte olup; ABD değerleri ve zenginlikleri köle ticareti ve bu bağlamda kapitalist değerlerin küresel ekonomi çarklarını çalıştırması ile küresel ekonomi adına sömürüyle oluşmuştur. Başta Rusya ve Çin olmak üzere tüm dünya sizin küresellik adına başka ülkelerin iç dinamiklerinde kaoslar yaratmanızı ve silahlarınızla coğrafyalarda ülkelerin sınırları ve demografik yapılarını değiştirmenizi takdirle mi karşılayacaktı? Dünya ekonomi sistemine fed de emtia değeri olarak karşılığı bulunmayan dolarlınızla ülkelerin ekonomilerine o ülkelerin alım güçlerini aşağılara çekip; sömürmeniz takdirle mi karşılanacaktı? seçim vadelerinizi yerine getirmek için içinizdeki başta fetö ve onun hamisi Yahudi lobilerinin isteklerinini emir olarak telaki edip islam ın ve Kudus ün üzerinde demoklesin kılıcı olmanız takdirle mi karşılanacaktı? petrol kartellerinizin dünya piyasasında amaçları doğrultusunda fiyatlara müdahale edip ekonomi modelinin bu ayağını petrol ülkelerini sömürmeleri üzerine kurmaları takdirle mi karşılayacaktık? ulusal güvenlik stratejisinizde temel nokta olarak birde barışı güçle korumak olarak (milli güvenlik stratejisi nin dış ayağı) olarak koymuşsunuz.Barışı bozan siz,dünyayı karıştıran siz, birde barıştan ve onu zorla korumaktan bahsediyorsunuz?.edep ya edep…(!)Kudüs oylamasından gerekli cevabı almışsınızdır umarım? özetle dünya Milletleri size Dünya beşten büyüktür hele hele bir den çok daha büyüktür ,aklınızı başınıza toplayın, etik siyaset yapın, dünyanın mazlum milletlerinin kaderleri üzerinden Yahudi şakileri adına siyaset yapmayın demekle adil düzenin kurulduğunu müjdelemek le kalmayıp;ABD imparatorluğunun sonunun geldiğini can çekişmekte olduğunu söylüyor…… Anlayana Amerika Birleşik Devletleri'nin askeri yöntemler, ticari ilişkiler ve stratejik hamlelerle Çin'i çevreleme politikası güttüğünü belirten uzmanlar, bölgede çıkması muhtemel bir savaşın hem Amerikalılar hem de çevre ülkeler için bir felaket olacağını savundu. 2019-03-13 15:34:00 Trump'a korkutan uyarı: Asya Pasifik'te savaş, ABD için felaket olur - Asya-Pasifik'teki diplomatik, ekonomik ve ticari rekabet hızının gittikçe arttığına dikkat çeken uzmanlar, ABD'nin askeri yöntemler, ticari ilişkiler ve stratejik hamlelerle Çin'i çevreleme politikası güttüğünü, bölgede çıkması muhtemel bir savaşın hem Amerikalılar hem de çevre ülkeler için bir felaket olacağını savundu. Asya-Pasifik Bölgesi alanı uzmanları, Kuzey Kore ile ABD arasında yaşanan nükleer silah krizi, Çin Denizi'nde artan diplomatik ve ticari gerilimi ve olası sonuçlarını, AA muhabirine değerlendirdi. Koç Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Görevlisi Dr. Altay Atlı, büyük güçlerin Orta Doğu'daki kavgalarının Asya-Pasifik'e taşındığına dair yargıların doğru olmadığını belirterek, Asya-Pasifik'te yaşanan kavgayı, Orta Doğu'da yaşananlara benzetmenin doğru olmadığını söyledi. Asya-Pasifik'te yaşananların, İkinci Dünya Savaşı'nda sonra "Asya Kaplanları" denilen Güney Kore, Tayvan, Hong Kong, Singapur, Tayland gibi ülkelerin yüksek performanslı yükselişleri ile ilişkili olduğunu ifade eden Atlı, "Bu yükselişler aslında birbirleriyle ticaret yaparak yani bir entegrasyonla bu noktaya geldi. Bu entegrasyona rağmen bu coğrafya aynı zamanda kavgaların da devam ettiği bir coğrafya. Çok uzağa gitmeye gerek yok, 2. Dünya Savaşı sürecinde Çin-Japonya, Japonya-Kore arasındaki savaşların hatıraları hala çok acı bir şekilde devam ediyor ve hala ilişkileri zehirliyor. Onun dışında diplomatik savaşlar ve ticaret savaşları da devam ediyor.'' diye konuştu. "Doğu Çin Denizi üzerinde egemenlik mücadelesi yürütülüyor'' Asya'nın en büyük çelişkisinin, iş birliği entegrasyonu ile hızla elde edilen yüksek performanslı ekonominin, ticaret savaşlarına dönüşmesi olduğuna dikkat çeken Atlı, şunları söyledi: "Asya-Pasifik'te şu anda sıcak bir savaştan bahsetmek belki mümkün değil ama ticaret ve diplomatik savaşların şiddeti fazlası ile artmış durumda. Ümit ediyoruz ki bu sıcak bir savaşa dönüşmesin. Tartışma konusu olan Diaoyu/Sankaku adacıklarının bulunduğu Doğu Çin Denizi, hem jeostratejik hem de zengin petrol ve doğal gaz kaynakları açısından büyük önem taşıyor. Bugünkü tartışmalar açısından asıl tayin edici olan da, Çin, Japonya, Güney Kore, Kuzey Kore ve Tayvan'la kıyısı olan, Hint Okyanusu ile Pasifik Okyanusu'nu birbirine bağlayan Doğu Çin Denizi'nin kim tarafından kontrol edileceği. Yani Doğu Çin Denizi üzerinde, ciddi bir egemenlik mücadelesi yürütülüyor." Altay Atlı, Çin'in, Güney Çin Denizi'nde yüzde 90'ın üzerinde hak iddia ettiğini belirterek, "Aynı şekilde ABD de, bu adalar üzerinde hak iddia ediyor. ABD son 10 yıldır Doğu Asya'da, Çin'e coğrafi yakınlığı olan ülkeler ile yakın ilişkiler kuruyor ve bu ülkelerin çoğunda askeri üsler kuruyor. Ayrıca ABD, bölgede stratejik açıdan etkin rol alabilmek için Hindistan ve Japonya gibi devletlerle de ciddi bir etkileşim içinde." dedi. "ABD, Çin'i çevreleme politikası güdüyor'' ABD'nin askeri yöntemler, ticari ilişkiler ve stratejik hamlelerle Çin'i çevreleme politikası güttüğünü ifade eden Atlı, Çin'in karşı hamleleriyle çevreleme politikalarının tek başına işe yaramadığını anlayan Washington'ın, Asya-Pasifik bölgesindeki deniz gücünün yarısını bu bölgeye konuşlandırmaya ve üslerini artırmaya başladığını kaydetti. Asya-Pasifik'te yaşanan en ciddi sorunlardan bir diğerinin ise Kuzey Kore'nin nükleer silahlardan arındırılması olduğuna değinen Atlı, ABD ile Kuzey Kore arasında görüşmeler gerçekleştirilmiş olsa da barış anlamında hiçbir adım atılmadığını söyledi. Atlı, ABD Başkanı Donald Trump ile Kuzey Kore lideri Kim Jong-un arasında gerçekleşen ikinci görüşmeden de bir şey çıkmadığını belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu: "İki ülkenin karşılıklı talep ve pozisyonları arasında ciddi bir uçurum var ve bu uçurum kapatılamıyor. Ben, sık sık iddia edildiği gibi bölgede çatışma veya bir sıcak savaşın çıkacağına inanmıyorum. Çünkü böyle bir savaş, Amerikalılar için bir felaket olur. ABD halkı ve seçmeni buna karşı çıkacaktır. Çünkü yıllardır ABD askerleri Afganistan'da, Irak'ta, Suriye'de. Asya-Pasifik'te hali hazırda bir ticaret savaşı sürdüren ABD ve Trump hükümeti, çok ciddi bir şekilde kaybeder." "Asya-Pasifikte çıkacak bir savaşın kaybedeni çok olur'' "Eğer ABD, sıcak bir savaşı göze alır ve bir çatışma içine girerse, bu Kuzey Kore rejiminin devrilmesi anlamına gelir." diyen Atlı, dolayısıyla Kuzey Kore'nin de böyle bir sıcak çatışmaya girmek istemeyeceğini belirtti. Atlı, şunları kaydetti: "Her iki ülke bunu göze aldığında, bu kez Çin çok zor durumda kalır. Çin her ne kadar Kuzey Kore'yi desteklese de, Kuzey Kore'nin nükleer çıkışları Çin'i rahatsız ediyor. Çin için esas olan, Kuzey Kore'deki rejimin makul bir şekilde devam etmesi. Kuzey Kore aynı şekilde Japonya ve Güney Kore için de varoluşsal bir sorun. Bırakın nükleer silahları, Kuzey Kore'nin kullanacağı konvansiyonel silahlar bile, bu ülkeleri yok edecek kapasitede. Dolayısıyla Asya-Pasifik'te çıkacak bir savaşın kaybedeni çok olur. Kim Jong-un için 'çılgın' tanımı kullanılıyor olsa da Trump, çok daha ne yapacağı öngörülemeyen biri. Ben yine de iyimser düşünerek ikisinin de işi buraya kadar taşıyacağını düşünmüyorum." "Bölge ülkeleri savaş istemiyor" İbn Haldun Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Mehmet Özay da, Asya-Pasifik'teki diplomatik, ekonomik ve ticari rekabetin hızının gittikçe arttığına işaret ederek, ortada bir sıcak çatışma ihtimali olmakla birlikte, bunun gerçeğe dönüşmemesi için bir çabanın da gözlemlendiğini söyledi. Çatışma boyutundaki aktörlerin ABD ve Çin olduğunu belirten Özay, ancak karar vericiler olarak öne çıkan bu iki ülkenin yanı sıra bölgedeki irili ufaklı ülkelerin de herhangi bir sıcak gelişme karşısında politikalar geliştirmekte olduklarını ifade etti. Özay, hem ABD hem Çin'le yakın ticari ilişkiler içerisindeki özellikle Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği'ne (ASEAN) üye ülkelerin bölgeyi bir sıcak gelişmeye itecek her türlü girişimi engelleme yönünde girişimlerine tanık olunduğuna dikkat çekerek, "Japonya'nın, Güney Kore'nin ve ASEAN içinde ise Singapur ve Malezya'nın yaklaşımları bu yönde gelişme göstermektedir. Yani bölge ülkeleri, bütün Asya'yı yakacak bir savaş istemiyor." diye konuştu. "ABD'nin bölgeden çıkartılması mümkün görünmüyor'' Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği (APEC), ASEAN gibi oluşumların, Pasifik Okyanusu'nun iki yanındaki ülkeleri siyasal veya ideolojik değil, ekonomik boyutuyla bir araya getirdiğini belirten Özay, şu açıklamalarda bulundu: "1980'li yıllardan itibaren Asya Kaplanları, ardından ASEAN ve Çin'in küçük ve orta büyüklükteki işletmeleri, Asya-Pasifik Bölgesi'nde ekonomik kalkınmayı gerçekleştirdi. Avrupa, ABD ve Japonya'nın önde gelen ulus aşırı şirketlerinin yatırımlarıyla da bölge, ekonomik bir güç merkezi haline geldi. Aslında 21. Yüzyıl Asya Yüzyılı projesi bağlamında, 2009'dan beri Obama yönetiminin hayata geçirmek istediği Trans-Pasifik İşbirliği Anlaşması'nın (TTPA), Trump tarafından rafa kaldırılması, belirsizlik ve kimi bağlamlarda çatışma ortamının da zeminini hazırladı. Çin, arka bahçesi kabul ettiği Doğu Asya’dan ABD'yi çıkarma mücadelesi veriyor mu? Çin yönetiminin, tarihe referansla yaptığı açıklamalara bakıldığında böylesi bir niyeti olduğu açık. Ancak, Doğu Asya'nın Çin, Kore Yarımadası, Japonya ve Tayvan'ı içeren bir coğrafya oduğu hatırlandığında, ABD'nin bölgeden çıkartılması ne teoride ne de pratikte mümkün gözüküyor." "Asya-Pasifik hiçbir zaman önemiden bir şey kaybetmedi'' Mehmet Özay, Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, dünya ticaretinin yüzde 80'inin su yolları üzerinden gerçekleştiğini, bu ticaretin de üçte birinin Asya-Pasifik ve Çin Denizi üzerinden sağlandığı bilgisini paylaştı. Yıllık 5 trilyon doları aşkın bir ticaret hacmine tekabül eden bu ticari faaliyetin, küresel güç iddiasındaki hiçbir ülkenin göz ardı edemeyeceği bir ekonomik ve de stratejik önem taşıdığını vurgulayan Özay, şunları kaydetti: "Sadece Çin değil, küresel ekonominin üçüncü sırasındaki Japonya ile Güney Kore ve Tayvan gibi endüstrileşmiş ülkelerin de, hem Orta Doğu bağlantılı enerji kaynaklarının aktarımı hem ürettikleri malların dünyaya yayılımında, bu denizler büyük önem taşıyor. Kaldı ki, Çin ve Filipinler, Çin ve Vietnam arasında yakın dönemde görülen anlaşmazlıkların kaynağında bu denizlerin tabanındaki enerji kaynaklarının varlığı ve su ürünlerinin zenginliği de farklı bir ekonomik değere sahip. ABD'nin bölgedeki etkinliğinin belirlenmesinde, 2. Dünya Savaşı kilit rol oynadı. ABD, aradan geçen süre zarfında dünyanın farklı bölgelerinde etkin olmayı sürdürmekle birlikte, Asya-Pasifik hiçbir zaman öneminden bir şey kaybetmediği gibi, son dönemde görüldüğü üzere, önemini giderek artırmaktadır." "ABD ile Kuzey Kore'nin masaya oturması bölgeyi rahatlattı'' Özay, 2011'den bu yana Kuzey Kore'de Kim Jong-un'un, nükleer silahlarla tehditkar yaklaşımının bölgede gerilimi artıran temel bir sorun olduğuna dikkat çekerek, "Her ne kadar bu tehdit, ABD'ye yönelmiş olsa da, bölgede ABD'nin müttefiki konumundaki Güney Kore ve Japonya da bu tehdidin bir parçasını oluşturuyordu. Trump'ın bu gelişmeler karşısında ABD askeri varlığını hareket geçirme tehditlerinin, sahada hareketliliğe neden olduğu bir gerçek." diye konuştu. Çin'in, Kuzey Kore konusunda sergilediği tutumun önemine vurgu yapan Özay, şu değerlendirmeleri yaptı: "Çin yönetimi, bu süreçte pasif bir politika izler görünse de, Kuzey Kore'de nükleer silah üretimi süreciyle ve bu ülkenin siyasal anlamda hamisi olmasıyla, perde arkasından Kim üzerinde bir nüfuz sergilediği, en azından Kuzey Kore'yi sergilediği agresif tutumdan caydırma yönünde politika izlediği görülür. 2016 yılındaki gelişmelere bakıldığında, Kuzey Kore örneği bize neredeyse sıcak çatışmaya ramak kalınan bir süreçte, tarafların yani Güney Kore ile Kuzey Kore'nin ve ardından ABD ile Kuzey Kore'nin masaya oturmasıyla sonuçlanması, bölge ülkelerinde ve toplumlarında bir rahatlamaya neden oldu. Barack Obama döneminde, ABD'nin giderek Asya-Pasifik, özelde de ASEAN ile giderek daha da yakınlaşma projeleri gündemdeydi. Buna karşılık Çin'in, Doğu ve Güney Çin Denizi'nde egemenlik iddiasını pratiğe geçirerek, suni adalar ve bunlar üzerinde hava ve deniz limanları inşa çabaları öne çıkıyordu."
  • ArafatArafat1 ay önce
    Nihayet İran doğru yolu buldu
  • M ucarM ucar1 ay önce
    Kedi olalı bir fare tutmus
  • hasanhasan1 ay önce
    kısasa kısas gavur bu dilden anlar

Günün Özeti

Günün Karikatürü

24 Ağustos 2019