Ülkeyi yabancılara şikayet edip, teröristlere hamilik edenler Batı’dan ödül alırken, CHP’den tebrik yağıyor. Yönetmen Emin Alper Berlin’de ödülü aldı; Ekrem’in rüşvetine sahip çıktı.
Buğra Kardan İstanbul
Türkiye’yi ecnebilere şikâyet eden; devlete yönelik kara propagandalara katılan; teröristlere hamilik eden; provokatörlere destek veren; soygunculara sahip çıkan sözde sanatçılara ve aydınlar taifesine Batı’dan ödül, CHP’den tebrik yağıyor.
‘ALTIN AYI’CILAR, PKK’SEVCİLER
“Türkiye’de 30 bin Kürt öldürüldü, 1 milyon da Ermeni” yalanını dillendiren Orhan Pamuk ve ekonomiyi yerden yere vuran Daron Acemoğlu’nun Nobel’e lâyık görülmesine; Mehmetçik’e ‘kimyasal silah’ iftirası atan, TTB Başkanı Şebnem Korur Fincancı’yı alkışlayan Merve Dizdar’ın Cannes Film Festivali’nde ‘En İyi Kadın Oyuncu’ seçilmesi belleklerden silinmezken, görünüşte yönetmen Emin Alper’in Berlin Film Festivali’nde Gümüş Ayı ödülünü getiren anarşist sevdası olduğu ortaya çıktı. Alper, ödül töreninde PKK/YPG’li teröristlere, Kobani provokatörü Selahattin Demirtaş’a, Gezi kalkışmasının mimarlarından Osman Kavala ve Can Atalay’a, yolsuzluktan tutuklu suç örgütü lideri Ekrem İmamoğlu’na “Yalnız değilsiniz” diye seslenerek Batılı efendilerine diyet öderken İmamoğlu’ndan takdir gecikmedi. Böylece Haçlıların ödül törenlerinin; eli kanlı teröristleri, tahrikçileri, casusları, yolsuzları, hırsızları aklamaya alet ettikleri tescillendi. Başta CHP’liler olmak üzere şer güçlerin de bu törenlerde sahneye sürülen isimlere sarılarak kendilerini mağdurlaştırmaya çalıştıkları katileşti.
İMAMOĞLU YOLSUZLUKTAN CEZAEVİNDE
Berlin’de patlak veren skandalın ardından Emin Alper’e tepkiler dinmezken toplumda “İhanetin safında yer alanlar Batılılardan ödülü, CHP’den övgüyü kapıyor” yorumu hakim oldu. Yerli ve milli sanatçılar, yabancıların Türkiye’yi karalayanları taltif etmekten bıkıp usanmadıklarını vurguladılar. Batılıların ödül törenlerini fırsat bilerek ülkeye saldırıda bulunanları not etmek ve ağır yaptırımlara tabi tutmak gerektiğini dile getirdiler. Akit’e konuşan AK Parti İstanbul Milletvekili Yücel Arzen Hacıoğulları ise şunları söyledi: “Cannes ya da Berlin’de ödül alan sanatçıların veya aydınların ezberlenmiş cümleleri tekrar ettiklerini görüyoruz. Örneğin Gümüş Ayı ödülü alan Emin Alper, hem İmamoğlu hem Kavala hem Atalay’ın yanında yer aldığını deklare etti. İmamoğlu’nun sorunu insan hak ve hürriyetleri sorunu değil ki. İmamoğlu, insana ait değerleri savunduğu için hapiste değil ki. İmamoğlu, hırsızlık yüzünden cezaevinde tutuluyor. İstanbullu’ya ait olan paralar çalındığı için Silivri’de bulunuyor. İmamoğlu insanlık sorunu değil ki. Osman Kavala ve Can Atalay da aynı şekilde. Bu ikisi bir kalkışmadan ötürü cezaevinde tutuluyor. Yine Can Dündar’ı mağdur gibi sunanlar olduğunu duyuyoruz. Hiçbir modern veya postmodern devlet Dündar’ın yaptığına prim vermez ki. Hiçbir devlet, hukuk dışı eylemler yapılmasına müsaade etmez. Herhâlde hırsızlık, yolsuzluk, casusluk, tahrikçilikten yargılamanın yapılmadığı modern veya postmodern ülke yoktur. Avrupa’dan ödülle dönen sanatçılarımız ve aydınlarımızın bunu unutmaması gerekir. Yine Devlet anamız ya da yüce devlet babamız Batı’da ülkemizde yapılan uygulamaları hedef alan sanatçılarımıza ve aydınlarımıza ‘Kardeşlerini şikâyet etme huyunu bırak’ demektedir. Bu anlaşılır bir durum değildir. ”
ÇOĞUNLUĞU REDDETME HAKKI YOK
Kendisi de bir sanatçı olan Hacıoğulları, Türkiye aleyhine sözler sarf edenleri hoş karşılanamayacağını belirterek şöyle devam etti: “Ergen olmayan, ergen olmamış çocukların bizi başkalarına şikâyet ediyorlar. Bunlar, olgun değiller. Değişim hızımızın gerisindeler. Ezberlerle ilerliyorlar. Bunlara bel bağlayanlar ya da takdir edenler ise daha vahim hâldeler. İşte CHP yönetimi, İmamoğlu bu hâldeler. Tamam sanatçıların veya aydınların toplumu memnun etmek, onunla aynı akortta tınlamak mecburiyeti yok. Ama bunların çoğunluğu reddetme, nefretle anma hakkı da yok. Çoğunluğu aşağılamak bunları yüceltmez. Çünkü bunların bilmedikleri bir şey var. O da değişim hızımızı hesaba katmamaları. Demokrasi ve insan hakları ihtiyaçlarında gözlenen dönüşümü anlamamaları. Oysaki anılan ihtiyaçlar değişir, hiçbir şey eskisi gibi değil ki.”