İstanbul'da hilal, Ayasofya-i Kebir Camii Şerifi ve Sultanahmet Camisi ile güzel görüntü oluşturdu.
Ayasofya-i Kebir Camii dünya mimarlık tarihinin günümüze kadar ayakta kalmış en önemli anıtları arasında yer alır. Yapı; mimarisi, ihtişamı, büyüklüğü ve işlevselliği ile sanat dünyasında önemli bir yer tutar.
İstanbul'da hilal, Ayasofya-i Kebir Camii Şerifi ve Sultanahmet Camisi ile güzel görüntü oluşturdu.
Ayasofya Tarihi
Ayasofya aynı yere üç kez inşa edilmiş bir eserdir. Günümüzdeki Ayasofya “Üçüncü Ayasofya” olarak bilinmektedir. Ayasofya’nın ilk inşaatı Hıristiyanlığı Roma İmparatorluğu’nun resmi dini olarak kabul eden I. Konstantin döneminde başlatılmıştır. İstanbul’un yedi tepesinden birincisi üzerinde ahşap çatılı bir bazilika olarak inşa edilen ve o dönemde ‘Büyük Kilise’ ismiyle anılan bu yapının açılışı, 360 yılında II. Konstantin döneminde gerçekleşmiştir. 404 yılında başlayan isyanda çıkan bir yangın neticesinde büyük ölçüde harap olan bu yapıdan günümüze ulaşan bir kalıntı bulunmamaktadır.
Ayasofya-i Kebir Camisi 1934 yılında müzeye dönüştürülmüş ve 2020 yılına kadar müze olarak hizmet vermiştir. 2020 yılında ise tekrar cami statüsü kazanmıştır.
Ayasofya-i Kebir Camisi'nin Kubbesi
Ayasofya-i Kebir Camisi'nin mimarisindeki en önemli özelliği kubbesinin alışılmıştan daha büyük oluşu ve orta mekâna hâkim olmasıdır.
Ayasofya-i Kebir ne demek?
Arapça kökenli bir kelime olan kebir kelimesi, büyük, ulu, yaşlı, yaşça büyük anlamlarına gelmektedir.
Ayasofya kelimesiyle birleştiği zaman Büyük Ayasofya Camii anlamına gelmektedir.

