• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0

Hangi saftasın?

Yeniakit Publisher
2020-11-01 22:54:00 -

Milli İradenin Sesi Yeni Akit

Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.

⭐ Bizi Google'da Takip Et
Hangi saftasın?

Allah ve Peygamberine yapılan bu tür saldırılara karşı tepkisiz kalır da dava şuurunu siyasi, ekonomik, bölgesel, kültürel ve menfaat çıkarlarına kurban verirsek bir Müslüman olarak Frenk zalimi ile nasıl mücadele edeceğimizi bilemez, hak’kı bâtıl, bâtılı da hak olarak görmeye başlarız.

Hz. Peygambere gerek kendi döneminde gerekse kendinden sonraki dönemlerde çeşitli hakaretler ve çirkin muameleler reva görülmüştür.

Bir defasında Peygamberimize Ebu cehil rastlamış ve şöyle söylemişti:

- Ya Muhammed ne çirkinsin. Senin gibi çirkin adam görmedim

Hz. Peygamber ona: - Haklısın, buyurmuştu.

Biraz sonra Hz. Ebubekir, Peygambere  rastladı. O da görür görmez:

“- Ya Rasulallah ne kadar güzelsiniz” dedi. Peygamber Efendimiz ona da aynı cevabı verdi:

“- Haklısın.” Bu iki cevaba da şahit olan ashab-ı kiram hayretle sordular:

“- Ya Rasulallah, Ebucehil ‘ne kadar çirkinsin’ dedi, haklısın dediniz. Ebubekir ‘ne kadar güzelsin’ dedi ona da haklısın dediniz. Sebebi nedir?” Buyurdular ki;

“- Ben bir ayna gibiyim. Bana bakan kendisini görür. Dolayısıyla Ebucehil baktı kendisini gördü ve çok çirkinsin dedi, haklıydı. Ebubekir baktı o da kendisini gördü, çok güzelsin dedi, o da haklıydı. Onun için öyle cevap verdim” buyurdu.

Bugün de benzer olaylara şahit oluyoruz. Müslümanlar Hz. Peygamberi canından aziz bilirken, din ve Peygamber düşmanları da kin ve nefretlerinden kudurmuş haldeler.

Elbette bunun sebepleri arasında insanlığın kendi batıl inanışlarından umduklarını bulamaması ve çareyi İslâm’da araması neticesinde hakikatle tanışması da vardır. Yani bu beyhude saldırılar hakikatin önüne geçme çabasıdır. Fakat bu ehl-i küfrün hesap edemedikleri şey Allah’ın nurunu tamamlayacak olması ve bunun için de sebeplerin bazen hayır bazen de şer cephesinden tezahür etmesidir. 

“Olur ki, hoşunuza gitmeyen bir şeyde sizin için hayır, yine olur ki hoşunuza giden bir şeyde de sizin için şer vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz”. (Bakara 216) ayetinin de işaret ettiği gibi bugün bir kısım din düşmanı aciz ve sefihlerin Hz. Peygambere hakaretleri Müslümanları bir dava üzerinde bir nebze de olsa kenetlenmeye sevk etmiş, birçok gayrimüslim tarafından da İslam ve Peygamberimiz merak edilip araştırılmış ve bunun neticesinde ise insanların İslam ve Hz. Peygamberle tanışıp hidayet bulması Müslümanların eliyle değil gayri müslimlerin eli ve diliyle gerçekleşmiştir. Allah (c.c) elbette Peygamberini koruyacaktır. Bu koruma da şüphesiz dostları vesilesiyledir. Fakat bugün biz kimin safındayız, ona bakmalı... Allah’ın ve Peygamberin dostlarının mı  yoksa düşmanlarının mı?

Mesela;

Kayıtsız şartsız iman edip Peygamber Efendimizi savunan Hz. Ömer ve dünya zenginliği ile bâtıl îtibârı elinin tersiyle itip iman zenginliğini tercih eden Mus’ab b.Umeyr’ in mi?

Yoksa siyasi, ekonomik vb. menfaatlerine ters düştüğü için Hak ve hakikatin yanı başında olduğu halde imandan nasipsiz olan Ebu Cehil ve Hz. Peygamberin mescidinde  bulunduğu halde, Müslüman görünümlü münafık, dost yüzlü düşman Abdullah b.Ubey’in safında mı?

Allah ve Peygamberine yapılan bu tür saldırılara karşı tepkisiz kalır da dava şuurunu siyasi, ekonomik, bölgesel, kültürel ve menfaat çıkarlarına kurban verirsek bir Müslüman olarak Frenk zalimi ile nasıl mücadele edeceğimizi bilemez, hak’kı bâtıl, bâtılı da hak olarak görmeye başlarız. Yarın mahşerde Peygamberimizin yüzüne bakacak bir yüz arıyorsak, şefaatini ümit ediyorsak bu davamızda ve istikametimizde (çizgimizde) daha ciddi ve samimi olmak durumundayız. 

Unutmayalım ki; mukaddesâtımıza yapılan bu tür saldırıların en önemli sebeplerinden biri de biz Müslümanların İslâm’ı tam manasıyla yaşamıyor ve Peygamber Efendimizi gerektiği gibi örmek almadığımızdan kaynaklanıyor olmasıdır. Zira bizim hak ile dolduramadığımız boşlukları birleri bâtıl ile doldurması kaçınılmaz olacaktır. 

Selam ve dua ile. 

Salih KIRMIZI

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23