Hâlâ utanmadan bağırıyorlar: “Her yer Taksim!”
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Yeni Akit Gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Ali Karahasanoğlu, bugünkü yazısında Gezi Davası’nda Sorosçu Osman Kavala'ya ağırlaştırılmış müebbet, 7 kişiye 18'er yıl hapis cezası verilmesini değerlendirdi.
Yeni Akit Gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Ali Karahasanoğlu, “Hâlâ utanmadan bağırıyorlar: “Her yer Taksim!” başlıklı bugünkü köşe yazısında Gezi Davası’nda Osman Kavala'ya ağırlaştırılmış müebbet, 7 kişiye 18'er yıl hapis cezası verilmesini değerlendirdi.
Karahasanoğlu, “Dün sanıklar hakkında verilen cezaların açıklanması sonrasında, 'Her yer Taksim, her yer direniş' diyerek hâlâ o suç niteliğindeki eylemleri savunmaya devam ediyorlarsa.. Kim, Osman Kavala’ya verilen cezanın yanlış olduğunu iddia edebilir? Kim, diğer sanıklara verilen cezaların haksız olduğunu söyleyebilir?” dedi.
İşte Karahasanoğlu’nun o yazısı;
Dün Gezi davasının duruşması vardı..
Bekliyorsunuz ki, üzerinden 9 yıl geçtikten sonra, o isyan sırasında gencecik insanları sokağa çıkartarak ölümlerine sebep olanlar bir özeleştiri yapsınlar..
“Üç tane ağacın bir yerden sökülüp, bir başka yere dikilmesi üzerinden oluşturmak istediğimiz algı yanlıştı. 14 yaşında çocukları sokaklarda polise taş attırdığımız için suçluyuz.. Polis araçlarının ters çevrilip, üzerine çıkan hem de avukat kimlikli kişilerin eylemlerine sebebiyet verdiğimizi, desteklediğimiz için utanç duyuyoruz.. Ölenlerden ailelerinden kamu mallarına verdiğimiz zararlardan dolayı özür dileriz” desinler..
Bunu deseler..
Veya en azından..
“Gezi isyanı sırasındaki polise yönelik saldırıları kınıyoruz. Biz o saldırılara destek vermedik. Bugün de onaylamıyoruz” deseler..
Gezi isyanına katılmış olsalar da, “suç niteliğindeki görüntülere onay vermiyorlar” deyip..
“Gezi isyanının sorumluları arasında varlar mı, yoklar mı, sıhhatli bir araştırma yapılmalı” diyeceğim..
Ama onlar..
Gezi isyanının tamamına sahip çıkıp..
Hatta dün sanıklar hakkında verilen cezaların açıklanması sonrasında, “Her yer Taksim, her yer direniş” diyerek hâlâ o suç niteliğindeki eylemleri savunmaya devam ediyorlarsa..
Kim, Osman Kavala’ya verilen cezanın yanlış olduğunu iddia edebilir?
Kim, diğer sanıklara verilen cezaların haksız olduğunu söyleyebilir?
“Her yer Taksim, her yer direniş” diyerek 14 yaşındaki Berkin Elvan’ı, sokağa çağıranlar siz değil miydiniz?
Berkin Elvan, sabahlara kadar, polise direniş gösterirken, siz o çocukları alkışlayarak, cesaretlendirmiyor muydunuz?
Dolayısı ile, Berkin Elvan’ın polise direnirken ölümünde, “Her yer Taksim, her yer direniş” sloganı atanlar sorumlu değil mi?
Berkin Elvan’ın cenaze töreni sırasında, Burak Karamanoğlu’nun silahla öldürülmesine sebebiyet verenler, “Her yer Taksim, her yer direniş” sloganı atanlar değil mi?
Berkin Elvan’ı sokağa çağıranlar için tek olumsuz açıklama yapmadan, o çocuğun ölümüne sebep olan fişeği atan polis niye hemen bulunmadı diye, bir savcının, görevi başında şehid edilmesine sebep olanlar, “Her yer Taksim, her yer direniş” sloganı atanlar değil mi?
(Gezi davasında sanıkların avukatlarına bakın.. Bazıları, Savcı Selim Kiraz’ı şehid eden grubun da avukatları. Bir yandan gezicilerin, diğer tarafta ise savcı katillerinin avukatlığını yapmak, bazı gerçekleri ispatlıyor olmalı.)
Osman Kavala’ya, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmiş, az mı çok mu tartışması yapılıyor..
Oysa..
Osman Kavala’nın savunduğu, denetlediği, hâlâ da “Meşru direniş” gibi göstermeye çalıştığı o isyanda, Berkin Elvan’lar, Ali İsmail’ler, Mehmet Ayvalıtaş’lar, Ahmet Atakan’lar.. Ve daha niceleri.. Ölmedi mi?
Bu kadar insanın ölümünden, kim sorumlu?
Gaz fişeğini ateşleyen polis mi?
Bu kadar basit mi, olay?
Sen gencecik insanları sokağa sür..
Polisle çatıştır..
Ülkeyi yangın yerine dönüştür..
Onlarca polis aracını yak. Yüzü aşkın belediye otobüslerini kullanılmaz hale getirt..
İtfaiye araçlarını, ambulansları bile tahrip et.
1955 olaylarından bahsetmiyoruz ki, herkes bir yana çeksin, “Önce şu oldu, sonra bu oldu” diyerek (...)