Hafız yazar, terör yandaşlarını böyle savundu! Utanmadan bir de "Hz. Ömer adaleti"nden bahsediyor
Aralarında eski HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın da bulunduğu 18’i tutuklu 108 kişi hakkındaki Kobani Davası'nda kararlar geçtiğimiz günlerde açıklandı. Ahmet Davutoğlu'na yakın Karar gazetesinde kalem oynatan "hafız" yazar Mehmet Ocaktan ise verilen kararın "siyasi" olduğunu savundu. Ocaktan, utanmadan bir de "Hz. Ömer adaleti"nden bahsettiği rezil yazısında özetle şu herzeleri yumurtladı:
6-8 Ekim 2014 tarihlerinde IŞİD’in Kobani’ye saldırması bahanesiyle "sokağa dökülün" çağrıları yapan HDP yöneticilerinin söylemleri sonrasında saldırganlar kurban eti dağıtan Yasin Börü ve arkadaşlarını barbarca şehid etmişti.
Aralarında eski HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın da bulunduğu 18’i tutuklu 108 kişi hakkındaki Kobani Davası'nda kararlar geçtiğimiz günlerde açıklandı. Ahmet Davutoğlu'na yakın Karar gazetesinde kalem oynatan "hafız" yazar Mehmet Ocaktan ise verilen kararın "siyasi" olduğunu savundu. Ocaktan, utanmadan bir de "Hz. Ömer adaleti"nden bahsettiği rezil yazısında özetle şu herzeleri yumurtladı:
"108 sanıklı Kobani davasında verilen kararlar vesilesiyle, hukuk ve adalet konusunda yaşadığımız çaresizliği görünce, doğrusu aklıma hep deli sorular geliyor.
Toplum olarak biz de evrensel hukuk normlarına dayalı bir hukuk devletinde yaşamayı hak etmiyor muyuz?
Kabile devletlerinde bile örneği az bulunan bir yargı sistemine mahkum olduğumuza göre, acaba Allah’ın gözden çıkardığı bir millet miyiz?
Yoksa "Hz. Ömer adaleti" diyerek Allah’ı bile aldatıp adaletsizlikte zirve yaptığımız için mi bunlar başımıza geliyor?
Şimdi aklımıza mukayyet olalım ve şu kararı dikkatle okuyalım. Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi, Selahattin Demirtaş’ı Yasin Börü cinayetinden beraat ettirdi, ‘devletin birliğini bozmaya yardım’ suçundan 20 yıl hapis cezasına çarptırdı. Diğer suçlamalarla birlikte toplam 42 yıl alan Demirtaş’ın tutukluluk halinin devamına karar verildi. Figen Yüksekdağ’a ise 30 yıl ceza verildi. ‘Devletin birliğini bozma’ diye bir ceza olabilir mi Allah aşkına…
Lafı hiç eğip bükmeden ifade edelim bu karar, AK Parti-MHP koalisyonunun meydanlarda açıkça ilan ettiği cezanın hayata geçirilmiş halidir. İşte tam da bu yüzden hukuki değil, siyasi bir dava ile karşı karşıyayız. (...)
Demek ki yaşadığımız bunca demokrasi macerasına rağmen seneler sonra bile değişen hiçbir şey olmamış. Dün Türkiye’nin demokrasi ve hukuk ufku hangi zihniyet tarafınca karartılmışsa, bugün de benzer bir zihniyet tarafınca karartılmaya devam ediliyor.
Açıkçası çok can sıkıcı ve aynı zamanda kafa karıştırıcı bir durum, tam da Türkiye siyasette "yumuşama" ve "normalleşme"yi tartışırken, demokratik dünya ile yeni iletişim kanalları açılmaya çalışılırken bir anda hukuku aşağıya çeken, vicdanlarda adalete olan güveni sarsan akıl almaz bir tablo ile karşı karşıya kalıyoruz.
Bazen tahammül sınırlarımızı zorlayan öyle şeyler oluyor ki bu ülkede, insanın meydanlara çıkıp, "Kim bu barış ve kardeşlik içinde yaşamamızı istemeyenler" diye avazı çıktığı kadar bağırası geliyor. Ama ne yapsak boş, kardeşlik iklimine bir türlü alışamayan ‘eli sopalı zihniyet’ sevdalılarının mesaisi hiç bitmiyor… (...)"